YAZARA MAİL GÖNDER Tarhan'ın kemendi Kılıçdaroğlu'nun boynu

YAZARLAR

Biliyorum, ben yazıyorum CHP'li dostlarım kızıyor. Ama ne yapalım, ben yazacağım, onlar kızacak. Bazıları ise Sabah'ta yazdığım için CHP için düşünce belirtmeye 'hakkım' olmadığını söylüyor. Ne diyeyim, onlara Allah akıl fikir versin fakat CHP'liler de umarım kimin dost kimin düşman olduğunu tez zamanda fark eder. Demek istediğim, partililer eğer 'onları' dinlemeye devam ederse dost sanıp, dost sayıp, daha başlarına çok iş gelecek demektir. Başlarına çok iş gelecektir ama asla devlet kuşu konmayacaktır. O kadar basit.
Kaldı ki, mesele CHP değildir. Bizim dışarıdan eleştirmemiz bir yana, parti, kendi içinde de dağılmış durumda. Vakti zamanında 'yarılacak' diye bulunduğum kehanet doğrulandı. Emine Ülker Tarhan istifa etti. Yetinmedi. Bir de parti kurdu. Muhtemelen bazıları bu partiye gelmek isteyecektir. Yeni partiye geçecek olanlar kendilerine CHP içinde gelecek görmeyenlerdir.
Ama bu kişilerin kuracağı partinin de geleceği olmayacaktır. Önceden belirteyim. Çünkü o parti, bir yandan 'sol' derken bir yandan da Ulusalcılık (milliyetçilik değil) çizgisinde bir Atatürkçülüğü savunuyor. Bu bireşime ben yazdığım uzun ve kapsamlı bir makalede, 'Türk solunun çıkmaz sokağı' demiştim. Tekrarlıyorum. Sol olacaksa Atatürkçülük ve 1990-2000'lerin militarist/ laikçi/ bürokratik anlayışı üstünden değil gerçek, evrensel bir sol üstünden solacaktır.
Kapsarsa, o sol Kemalizmi kapsar. Kemalizm ise, solu kapsaması bir yana, düpedüz karşıdır ona. 'Sol Kemalizm' bir kurgudur sadece. 1960'ların duygusal -siyasal ortamında pişirilmiştir ve bugüne kadar sadece askeri darbelere yaramıştır. Zaten sol Kemalizm darbe siyasetinin bir kılıfıdır. (Ama Kemalizm solda mıdır tartışması ayrıca yapılır, o başka bir iştir. Bu konuyu ölene kadar Attila İlhan işledi, Hangi Atatürk kitabında yazdı.
Onun hangi Mustafa Kemal'e referansla bu kurguyu gerçekleştirdiğini anlamak için Taha Akyol'un Ama Hangi Atatürk isimli kitabına mutlaka bakılmalıdır.)
Gelin görün ki, bu tartışmaların bugünkü CHP ile bir ilişkisi yok. Arkasında Baykal'ın ve İnce'nin olduğu Tarhan harekâtı besbelli CHP'den birkaç puan çalıp Kılıçdaroğlu'nu seçim sonrasında sıkıştırmak mantığını taşıyor. Mahmut Övür bunu pazartesi günü yazdı.
Böyle olmasına böyle ama bu girişimden sonra 'geride kalan' CHP'ye nasıl bakacağız? Bu parti, içindeki Ulusalcı kanatlardan kurtulmuş, o safrayı atmış sol bir parti mi olacak?
Soru bence budur. Muhtemelen Kılıçdaroğlu boynundaki bu birkaç kementle bir hamle yapacak ve partiyi köklerinden koparmaya çalışacaktır.
İdeolojik bir geçmişten, tezlerini açıklaya açıklaya gelen bir lider olmadığı için bugüne kadar sürdürdüğü karmakarışık politikasına bunu da ekleyebilir. Övür'ün belirttiği gibi Dersim özrü dileyebilir, Alevilere ayrı bir yaklaşım gösterebilir.
En kolayı olsalar da bu adımların CHP'yi kurtarmaya yetmeyeceği açıktır. İhsanoğlu'nun ve Yavaş'ın adaylıkları, Bekaroğlu'nun tamamen boş çıkmış üyeliği ve yöneticiliğinden yani o 'sağ' açılımlardan sonra bir de böyle bir 'sol' açılım denerse o Ulusalcı kanadın ekmeğine yağ sürer ve 2015 seçimlerini onlara kaybedeceği üç beş oyla, tam bir hezimetle kapatır. Hele İstanbul'a Murat Karayalçın gibi bir adı uygun görmek gibi dudak uçuklatan bir karardan sonra söyleyecek hiçbir şey yok.
Vah, vah, vah...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.