Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Merhum kayınpederim Rüştü Alçı'yı bundan tam 5 sene önce bugün 6 Ocak 2011'de kaybettik. Rüştü Alçı'yı ilk tanıdığımda ameliyattan yeni çıkmıştı. Biraz zorlanarak kendini ifade ediyordu ama gözleri capcanlıydı. Her kelimesi üzerine düşünülmüş cümlelerle konuşuyordu ve öyle kelimelerle kelam ediyordu ki, o cümlenin üstüne daha başka bir şey söyleyemiyordunuz. Nagehan'ın bana bahsettiğinden de ötede bir yalın bilgelik görmüştüm Rüştü Alçı'da. Hayata ve insan ilişkilerine dair derinlikli olmayan bir tane bile cümle kurmuyordu Rüştü Alçı...

***

"Keşke bu söylediklerinizi zamanında yazsaymışsınız" demiştim, bu sözüm üzerine yavaşça yanımdan kalkıp odasına gitmişti. Ben "Ne oldu acaba" diye merakla beklerken birkaç küçük fotokopi- kitap getirmişti. Rüştü Bey'in daha evvel yazdığı metinlerdi bunlar, hemen o gece o metinlerin hepsini okudum... Ve öbür sabah Nagehan'a şöyle dedim: "Bu metinler kitaplaşmalı ve isteyen herkes bu değerli yazıları okuyabilmeli." Rüştü Bey de bu fikirden çok mutlu olmuştu. Yayıncı dostumuz Münir Üstün'e hemen metinleri göndermiştik. Münir de hemen öbür gün arayıp şöyle demişti:
"Bu metinleri siz göndermeseydiniz, hiç tanımadığımız biri gönderseydi bile basardık, dün bir bakayım dedim, takıldım kaldım ve sonuna kadar etkilenerek okudum."
***

Sonrasında Rüştü Alçı'nın bu enfes kitabı Mavi Ağaç Yayınları'ndan çıktı: Özgürlük Adalet Barış için Arafa mı? Harvard mı? başlığını taşıyordu kitap. O sırada Rüştü Bey hastanedeydi. Akciğer kanseri teşhisi konmuştu kendisine ama hâlâ gözleri capcanlıydı. Bana geçmişten örneklerle bugünün Türkiye'sine dair yine çok isabetli sözler söylüyordu. Arada nefes darlığı çekiyordu, fenalaşıyordu. Fenalaştığı sırada bile gelen doktora "Özür dilerim sizi rahatsız ettim, kendimi pek iyi hissetmedim de..." diyordu. Rüştü Bey'in odasına girip kuru bir şekilde "Nasılsınız" diyen ve bunu yaptığı için çok yüksek bir ücreti "günlük kontrol ücreti" diye faturaya yansıtmaktan çekinmeyen mafyalaşmış ortodoks tıp zihniyetine karşı bile nezaketle davranıyordu. Yaptıkları istismarı görüyordu ama gözlerini kapatıyor ve zarafetinden ses etmiyordu. Nagehan'ın nezaket ve zarafetinin nereden geldiğini böylece daha iyi anlamıştım...
***

Öte yandan bu gördüğüm manzara karşısında içim içimi kemiriyordu... Kendimi bildim bileli bu ülkede nazik ve zarif insanların, hakiki beyefendi ve hanımefendilerin istismar edildiğini ve haklarının yendiğini görmüştüm. Böyle insanların hinliklere, cinliklere argo tabirle puştluklara ve kahpeliklere karşı açık hedef haline geldiğini görmüştüm hep... Ve hem kendi kendime hem de Rüştü babamın hatırasına karşı söz verdim 5 yıl önce bugün 6 Ocak 2011'de. Gücüm yettiğince bu puşt bu kahpe bu alçak zihniyetlerin iyi insanları istismar etmesine ve yalnız bırakmasına izin vermeyeceğim. Gerektiği yerde ben bu güzel insanlar adına zarafetten ve nezaketten uzaklaşacağım. Karşı tarafın silahları neyse aynen o silahlarla kuşanacağım ve elimden geleni ardıma koymayacağım. 5 yıldır da öyle yapıyorum ve bundan sonra da bu yolda yürümeye devam edeceğim...
***

Rüştü Alçı'nın hayat felsefesini anlattığı bu arifane kitabı tüm okurlarıma hararetle tavsiye ediyorum. Bu kitabı edinenler ellerine aldıkları andan itibaren bırakamayacaklar. 72 yıl boyunca dolu dolu yaşanmış ve insanlara sadece iyilik etmiş bir ömrün özetini görecekler. Vefatının beşinci yılında bilge adam Rüştü Alçı'yı rahmet ve minnetle anıyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER