YAZARA MAİL GÖNDER Çözüm, G 20, Türkiye’nin ev ödevleri

YAZARLAR

Çözüm Süreci'nin, Türkiye'de köklü değişim getireceği açık gerçek. Şimdilik, silahların sustuğu, siyasetin konuştuğu bir dönemden, demokratik temelde Türk-Kürt entegrasyonundan söz etsek de bu süreç, "devlet yönetimini", "mali alanı", "personel rejimini" ve "yargıyı" sorgulama ve yenileme imkânı da verecek.
Ayrıca... 1 Aralık 2014-2015 aralığını kapsayan "G 20 Dönem Başkanlığı" da Türkiye'ye hem içeride "yeni nesil reformları" gerçekleştirme hem de dışarıda küresel sisteme ilişkin "insan odaklı yeni reçeteler" sunma fırsatı tanıyacak.

***

Türkiye, 2002- 2014 arasında hakikaten "başarı öyküsü" yazdı. Pek çok ülke için ilham kaynağı oldu. 12 yıla sığan büyük performans kişi başına milli geliri 2.500 dolardan 11.500 dolara kadar taşıdı. Daha çok kriz yönetimi ve restorasyon dönemi olarak tanımlayabileceğimiz son 12 yılda elde edilen başarıları, gelecek için yeterli görmek mümkün değil. Şimdiye kadar yapılan doğru işlerin yanına, "gelişmiş ekonomilere ve demokrasilere özgü" yeni yöntem ve araçların eklenmesi zorunlu.
***

"G 20 ve Türkiye" başlığından başlayacak olursak... Ankara'nın, küresel sisteme ilk mesajı, "insan..." İnsanı merkeze alan politikalar geliştirilecek. Bu noktada "gençler", "kadınlar" ve "hükümet dışı organizasyonlar" dünyanın neresinde olursa olsun sesini duyurmak isteyen kitlelerin sözcüsü haline getirilecek. Dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın G 20 zeminine katkı sunmak isteyen herkes ve her kesim için yeni kanallar açılması önemli. G 20'nin aldığı kararlardan etkilenen ama sesi duyulmayan ülkelerin bu zeminde temsili için Türkiye'nin aktif rol üstleneceğini ilan etmesi de dikkate değer. Tabii ki global ekonomik büyümenin artırılması, bu amaçla çoklu danışma- dayanışma mekanizması kurulması da kritik bir adım. Büyüme ile yeni istihdam arasındaki somut bağlantı, Türkiye'nin uluslararası kriz ortamına rağmen büyüme performansı sergilemesi ile birlikte düşünülünce yenilikçi önerilerin gündemde yer tutacağına işaret etmekte. Bu kadar hassas konu da mülteci sorunlarına küresel çözüm bulunması ve kriz- afet bölgelerine etkili yardım stratejisi geliştirilmesi.
***

"Çözüm" başlığına gelince... Ankara'nın, dünyaya örnek olacak fikirlerinin ağırlığı içeride sergileyeceği performansıyla doğrudan bağlantılı. Her şeyden önce, Çözüm Süreci ile eşzamanlı olarak "Kamu Yönetimi Temel Kanunu"nun gündeme alınması kaçınılmaz. Merkezi yönetimin yetkilerini sınırlayan, denetim rolünü etkinleştiren, yerel yönetimlere idari ve finansal alan açan, seçilmiş valileri dahi düşünmeyi teşvik eden bir süreç bu.
"Devlet Memurları Kanunu"nda yapısal değişiklik de gereklilik. Hizmet üretmeyi, verimliliği, hesap verebilirliği esas kabul eden, özellikli görevler için siyasal iktidarla gelip seçim dönemi sonunda giden, ücret dengesi yeni kriterlerle belirlenen, özel sektör mantığı ile çalışan bürokratlar...
"Vergi- sosyal güvenlik sistemi"ni birlikte yöneten, istisna ve muafiyetleri daraltan, şahsi beyanname verilmesini önceleyen, sorumlu vergi mükellefi bilincini geliştiren, kayıt dışılığa tolerans göstermeyen, aflarla örselenmeyen vergi sistemi...
Kuşkusuz "yargı." Öngörülebilir, adil, hızlı işleyen, ihtisasa dayalı, evrensel kalitede çalışan yargı kurumlarının tesisi...
Bütün bunlar yapılırsa sınıf atlatır yapılamazsa yerinde saydırır...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.