YAZARA MAİL GÖNDER Mardin'de 'güvercin tedirginliği'

YAZARLAR

Kobani tuzağı, 6-8 Ekim vandalizminin yol açtığı yıkım ve son çatışmaların tek hedefi var: Çözüm sürecini bitirmek. Türkiye toplumu ve bölge insanı ise tam tersine her şeye rağmen sürece büyük destek veriyor. Gerilimin ateşi dinmeden, bir grup işadamı, bankacı ve gazeteciyle birlikte Mardin'deyiz.
İşadamı Ahmet Arslan'ın hayata geçirdiği ve 10'uncusu düzenlenen Fikir Sofrası bir anlamda "inadına barış" diyerek sofrayı Mardin'de kuruyor.
Sofranın Mardin konuğu ise Maliye Bakanı Mehmet Şimşek. Şimşek, hem bölgedeki son gelişmelerin hayatı nasıl etkilediğini, hem de ekonominin ana rotasının yakın vadede nasıl seyredeceğini anlatacak. Planlaması olayların patlamasından önce olsa da Mardin seçimi de çok anlamlı. İşadamı Ahmet Arslan şöyle diyor: "Türkiye'nin ihtiyacı olan barış ve kardeşlik Mardin'de yüzyıllardır yaşanıyor. Barış ve kardeşlik beraberinde kalkınmayı getirdiği için gündemimize ekonomiyi aldık."
Mardin'e, bölgede yaşanan gerilimin ağır yüküyle giriyoruz. Herkes biraz tedirgin ve kaygılı. Daha şehre adım atar atmaz bir süre önce yaşanan vandalizmin Mardin'i nasıl sarstığını görüyoruz.
Mardin'in sokakları ilk kez böylesi bir dehşete tanık olmuş.
Hangi esnafla konuşsak bin ah işitiyoruz.
Bu yüzden her Mardinli'de Hrant Dink'in son yazısında dile getirdiği "Güvercin tedirginliği" var. İnsanlar sadece iş yapma açısından huzursuz değil, aynı zamanda yaşamından endişeli. Bir Mardinli kendilerine dayatılan üç şey olduğunu söylüyor: "Ya bize boyun eğeceksiniz ya çatışacaksınız ya de çekip gideceksiniz..."
Sokaktaki insanın bu dayatmaya dayanmasının nedeni ise son iki yılda bölgeyi değiştiren "çözüm süreci"nin hâlâ umut vermesi. Bu umudu BDP-HDP'ye oy verenlerin büyük çoğunluğu da paylaşıyor.
O umudun bölgeyi ve Mardin'i nasıl değiştirdiğini hepsi yakından biliyor.
Mardin Belediye Binası'nın önündeki bir levhada belediyenin adı bölgede konuşulan 4 dilde yazılmış. Bu bile Mardin'in nasıl bir değişme hazırlandığının işareti.
Ama sadece bu kadar değil, özellikle turizm açısından Mardin son yıllarda çok önemli bir atak içinde. 2002'de üç yıldızlı tek otele sahip olan Mardin'de bugün 2'si 5 yıldızlı olmak üzere çok sayıda otel var.
Yatak sayısı 8 bin civarında. 2011'de bir milyon turistin geldiği Mardin'e bu yıl sadece 400 bin turist gelmiş. 6-8 Ekim'deki yakıp yıkmalardan sonra ise bütün rezervasyonlar iptal edilmiş. Bölge insanının kazanmadığı çok açık.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, süreci sabırla götürmek gerektiğini belirtip şöyle bir uyarıda bulunuyor: "Bu bölgede 100 yıl önce bir oyun oynandı ve bana göre hâlâ oynanıyor.
Düşünsenize Musul'da 53 bin asker, bırakın silahı, elbisesini bile bırakıp gidiyorsa bu anormal bir durumdur.
Asker en azından silahlarını etkisiz hale getirip giderdi. Bu bölge karmaşık bir bölge, bunu biliyoruz ama biz her şeye rağmen sorunlarımızı çözmeliyiz.
"
Bakan Şimşek Suriye'deki gelişmelere de dikkat çekerek şöyle diyor: "Bugün ülke içinde yaşananlarda çevremizde gelişen olayların etkisi var ama biz sorunlarımızı biliyoruz ve daha çok demokrasiyle çözeceğimize inanıyoruz."
Fikir Sofrası'nın Mardin oturumu da aynı inançla noktalandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.