YAZARA MAİL GÖNDER Yavuz Bingöl’ü linç edenler

YAZARLAR

Yavuz Bingöl'e yönelik saldırıları okudukça gazetelerin neden satmadığını, gazetecilerin toplumda neden güven yaratmadığını daha iyi anlıyorum.
Bir sanatçıyı itibarsızlaştırmak için pusuda bekleyen bu kadar heveslinin olduğu, dünyada başka bir medya var mı bilmiyorum.
Bu ülkede, yenilmişlik ve kaybetmişliğin yarattığı nefretle siyasete ve topluma bakan, onları aşağılayan bir kesim olduğu biliniyor. Onlar, ne yazık ki, kendilerinden başka kimseyi doğru kabul etmedikleri için çağın gerisine düştüklerinin bile farkında değiller.
Bu nefretin dinmemesinde hatta yükselmesinde o kesimden gelen ya da sonradan o kesime eklemlenen gazetecilerin, aydınların katkısı da çok büyük. Onlar kitleyi, kitle de onları dolduruyor.
Bazen o nefretin, nefreti yükselten o gazetecilere döndüğünü de gördük. Farklı bir açıklama yaptıklarında nasıl boğulmak istendiklerini de... Ama bir ders çıkarmadılar.
Böyle kritik bir süreç yaşanırken, gazetecinin ya da gazeteci olduğunu sanan kişilerin daha sorumlu davranması gerekiyor. Konuştuğu kişinin, konuşmanın seyri açısından rahat davranması ya da meramını tam anlatamaması gibi bir durumu olabilir. Bu durumda, gazeteci, o sözü ve açıklamayı karşı tarafa bir kez daha iletip, onay alması gerekmiyor mu?
Batı demokrasileri örnek alınıyor ya, batıda röportaj yaptığınız kişi diyelim ki söylediklerinden son anda vazgeçti. Bunu yayına veremezsiniz... Ama bizde, bırakın bunu yapmayı, sözünüz bile çarpıtılabilir ve siz linç edilirsiniz ama gazeteciye bir şey olmaz.
Değerli sanatçı, sevgili dostum Yavuz Bingöl tam da böyle bir durumla karşı karşıya. Bu yüzden Ahmet Hakan'a gönderdiği cevabi yazısında: "Ahmet Hakan sözlerimi olduğu gibi yayımlayıp beni sizlere doğru taşısaydı" deme gereği duyuyor.
Bırakın ifade özgürlüğünü, insani açıdan şu iki yaklaşımı lütfen kıyaslayın: Yavuz Bingöl'e yönelik karakter suikastına yol açan cümleyi Ahmet Hakan başlığa şöyle çıkartıyor: "Annesine küfredildi o da Berkin'in anasını yuhalattı..."
Hürriyet'te böyle yer alan söz, bir gün sonra Milliyet'in birinci sayfasında şöyle sunuluyor: "Tayyip Bey sokaklarda, ölmüş annesine küfredildiği için Berkin Elvan'ın annesini yuhalattı..."
Müthiş kışkırtıcı bir başlık... Bunu bir gazetecinin görmemesi mümkün değil. Bunu ancak sansasyon peşinde koşan bir gazeteci görmek istemez ya da bilinçli yapar.
Şimdi gelin, Yavuz Bingöl'ün orijinal kasette söylediklerine bakalım: "Mesela Tayyip Bey'in ölmüş anasına küfredildiği zaman, ertesi gün o zaman Berkin Elvan'ın annesi yuhalattığı zaman... İşte o zaman sonuç ne? Yani bu çok insani, işte duygusunu işe karıştırmak!"
Bingöl, bir durum tespiti yapmaya çalışıyor. Bunu da söylüyor zaten. İfade etmekte zorlanmış olabilir ama siz eğer dürüst bir gazeteciyseniz o cümleyi olduğu gibi vermeliydiniz. Kısaltmaya hakkınız yok. Bu zalimlik... Bana göre Ahmet Hakan bilerek isteyerek karakter suikastçılığı yaptı.
En güzel cevabı da yine Yavuz Bingöl'den aldı: "Bu linç kolaycılığıyla hayatın hiçbir derdine deva olmayanlar, acıtanlar, kanatanlar, sabah uyanıp bugün kimi yağmalayalım diye güne başlayanlar... Sakin olun arkadaşlar! Benden size ve bu güzel insanlığa halel gelmez..."
Bu ayıpla medya tarihine geçmek de Ahmet Hakan'a yeter. Tabii işin bir de ifade özgürlüğü boyutu var ama "linç severlerin" umurunda olacağını sanmıyorum.
"Bu da gelir bu da geçer" Sevgili Yavuz, seni bu halk seviyor bundan şüphem yok.

YAVUZ BİNGÖL'ÜN BİLİNMEYEN HİKAYESİ - TIKLAYIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.