YAZARA MAİL GÖNDER 'Bu şahsın sürece hiçbir katkısı yok'

YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna-Hersek dönüşü konuştu: Demirtaş'ın çözüm sürecine desteği var mı? Başkan olup olmamam da onun elinde değil. Buna halk karar verir. Aldığın oy oranı belli

Havasıyla, suyuyla, Toprağıyla, taşıyla, Ormanıyla, kuşuyla Ve telaşsız akan zamanıyla...
İnsana yaşama sevinci veren Saraybosna'ya yaptığımız günübirlik ziyaretin dönüş yolunda -her zaman olduğu gibi- uçağın ön bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir araya geldik.
Konu: Yine her zaman olduğu gibi, geziyi değerlendirmek ve Cumhurbaşkanı'nın güncel konular ile gelişmelere ilişkin görüşlerini öğrenmek.

***

Önce Erdoğan'dan Saraybosna izlenimleri:
Bosna-Hersek Federasyonu'nda işler daha iyiye gitmeye başladı. Devlet Başkanlığı Konseyi'nin üç üyesi (Sırp, Hırvat ve Boşnak) ilişkiler çok iyi.
Konsey'in Boşnak Üyesi olan Bakir İzzetbegoviç hem partisinin tabanında, hem de halkta büyük desteğe sahip. Ülkede yakın bir gelecekte seçim olmadığı için derlenip toparlanma dönemine girebilirler.
Ekonomiye gelince, Bosna-Hersek su ve orman zengini. Ama bunları değerlendirebilecek yatırım yok. Çünkü kaynak yok. Ben hem onlara, hem de işadamlarımıza Yap-İşlet-Devret modeliyle hem su kaynaklarını değerlendirecek barajlar inşa edebileceklerini, hem de orman ürünlerini değerlendirebilecek tesisler kurabileceklerini tavsiye ettim.
***

Geldik soru-cevaplara...
İlk soru HDP ve Selahattin Demirtaş'ın Erdoğan'a yönelik söylemleri... "Ona Çankaya yokuşunu çıkartmayacağız" gibi başkanlık modelini hedef alan eleştirileri üstüne oldu.
İşte Erdoğan'ın yanıtı:
"Bu şahsın çözüm sürecine desteği var mı? Muş'ta askerimizi kaçıranlar kim? Yatırımlarda yaptıkları... Ağrı-Diyadin'in faturasını askere kesmeye kalktılar, olayı tam tersine çevirdiler. Biliyorsunuz, Van'daki seçim afişlerinde musluktan kan akan görseller kullandılar. Altında da sloganlar. Van'a gittim, bu sefer musluktan normal su akıyor. Bunu baştan yapsanız ya...
PKK evlere tehdit mektupları yolluyor: Ya oyu bize verirsiniz, ya da bedel ödetiriz...
Nasıl, hangi çözüm sürecinden söz ediyorsun. Birkaç gün sonra açacağımız Yüksekova Havaalanı 2-2.5 yıl gecikti. HDP-PKK eylemleri yüzünden.
Başbakanlığım döneminde Yüksekova'da AK Parti ilçe binasını bombaladılar. Kimse bina vermedi. Hakkâri merkezde il binamızı bombaladılar. Kimse ev vermedi, satın almak zorunda kaldık. Satanlar da binbir korkuyla razı oldular.
Batı'da barış diyorlar, Doğu'da böyle yapıyorlar...
Aslında bunlar sağlıklı bir seçim istemiyorlar. İşler tersine gidiyor. 'Baraj altında kalırsak nasıl toparlayacağız' derdindeler.
Söylemek istemezdim ama bu yorumu yapmak zorundayım: Başkan olup olmamam onun elinde değil. Halk karar verecek. Aldığın oy belli; yüzde 9.Bizimki de belli; yüzde 52.
Hem sonra bizde sigara alışkanlığı yok, yokuşları rahat rahat çıkarız."
***

İkinci soru: Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in yeni makam aracı polemiğiyle ilgili oldu.
Erdoğan bu işlerin Türkiye'yi yeniden dizayn etmek isteyen bir üst akılın planlaması olduğunu ima etti, ekledi: Mehmet Hoca'ya Cumhurbaşkanlığı makamından bir Mercedes tahsis edeceğim. Hem de zırhlı.
Üçüncü soru: Mısır'da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'ye verilen idam kararı üstüne.
Cevap: Temaslarımızı yoğun biçimde sürdürüyoruz. MİT Müsteşarı halen ABD'de. Gerek ABD, gerek AB bu konuda daha net tavırlar sergilemeli. Almanya Meclis Başkanı ülkesini ziyaret edecek olan Sisi ile görüşmeyi reddedeceğini açıkladı.
Bu iş benim kanıma dokunuyor. Bir demokrat, demokrasiye inanmış biri olarak bunun peşini bırakamam. 27 yaşında, master yapmakta olan bir genç kız ne yapmış da idama çarptırılıyor? Halen İsrail cezaevlerinde bulunanlar Mısır'da ne suç işlemiş de gıyaplarında idama hükmediliyor?
Bu bana 27 Mayıs 1960 sonrası Adnan Menderes ve Demokrat Parti kadrolarının yargılandığı Yassıada Mahkemesi'ni hatırlatıyor. Mahkeme Başkanı Salim Başol diyordu ki, 'Sizi buraya getiren irade böyle istiyor...' Bu da öyle bir şey.

TEHDİTLERİ YUTACAK DEĞİLİZ
Soru:
HDP binalarına saldırı...
Erdoğan: Bir kişi belirlendi. Üst akıl buraya da uzandı. DHKP-C ile PKK işbirliği yapmıyor denebilir mi?
Elbette, Paralel Yapı da gündeme geldi.
Soru: Pensilvanya'dan gelen son mesajlarda "Tüm imkânlarınızla savaşın" deniyor. Ne dersiniz?
Erdoğan: Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne giren ifade çok önemli: "Ulusal güvenliği tehdit eden legal görünümlü illegal örgüt."
Bunların attıkları adımlar, devleti parçalamaya yönelik. MİT'e ait TIR'lara baskın bunun açık örneği. Bayır-Bucak Türkmenleri'ne gönderilen yardımları engelleyen vatansever olamaz. Sessiz kalanlar da aynı şekilde.
Biz hep mağdurun yanında olacağız. Arakan Müslümanları için yaptığımız girişimler bunun son örneği. Malezya başbakanını arayıp birlikte bir şeyler yapmamızı önerdim: "Gemi gönderelim, açlıktan ve ölümden kurtaralım."
***

Ve Hürriyet'in son yayınları. Erdoğan fotoğrafının altında "Yüzde 52" hatırlatması... Sonra soru: Kinleri nereden geliyor?
Erdoğan sakin bir tonda yanıtladı: "Meydanlarda söyledim; gündem belirliyorlardı. Başbakan indirip başbakan çıkarıyorlardı. Adamları Ankara'da patronlarının işini takip ediyorlardı..."
Ertuğrul Özkök'la İstanbul Conrad Otel'deki bir olayı kısaca hatırlattı. Özkök, Turgut Özal'a, Süleyman Demirel'e, Tansu Çiller'e yaptıklarını hatırlatarak üstü kapalı tehdit etmeye kalkmış.
Erdoğan'ın ona cevabı: "Ben doğma büyüme Kasımpaşalı'yım. Hakkın olanı alırsın, hakkın olmayanı isteyemezsin de, alamazsın da.
Bizim dönemimizde 1'e 5 kattıklarını söylediler. 1'e 5 kattıysan, o zaman bizimle niye uğraşıyorsun?
Tehditleri yutacak değiliz. Lobilerde, kulislerde bu hükümeti nasıl götürürüz çalışmaları yaptılar. Kiminle? Paralel'le...
Paralel de köşeye sıkışıyor. Sonuç alamayacaklarını görüyorlar.
Bazıları 'Hocaefendi hükümete ne yaptı' diyorlar. Daha ne yapacak? Hakkımda açtığı davaların sayısını unuttum.
Hani emekli bir vaizdi? Emekli aylığıyla geçiniyordu? Davaların harç paralarını nereden buluyor?
Bakın, bu olayın başlangıcı dershanelerdir. Rakamlar öyle büyük ki...
Dahası dershanelerdeki kitaplardan ÖSS soruları hazırlanıyordu, KPSS soruları hazırlanıyordu.
Dal budak sarmadıkları yer kalmadı.
Düşünün, Emniyet'te bana bilgi verdiklerini sandığım kişiler şimdi içerde. Bana korumalık yapmış olanlar şimdi kaçak.
Çok da pişkinler..."


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.