Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Derbi sakin, stüdyolar barut

Telegol, ekranların en renkli, en dinamik spor programlarından biri olmaya devam ediyor. Bu büyük ilgide yorumcuların "atışmalarının" da etkisi çok fazla. Ama bazen keskin yorumlar, "sınırları zorlayan" bir hale bürünüyor. Özellikle Dr. Ahmet Çakar ile Gökmen Özdenak arasındaki "mücadelenin" futbol kuralları dışına taşmasından endişeliyim. Zira tansiyon her geçen hafta biraz daha yükseliyor. Bu hafta da ikili, birbirlerini "kulak-burun-boğaz" testine tâbi tuttular. Çakar, Özdenak'a "Beni duyabiliyor musun?" dedi. Karşılığında "Sen beni nerenle dinliyorsun?" yanıtını aldı. Neyse ki tartışma, "duymayı sağlayan uzuvların detaylı tarifine" uzanmadan noktalandı. Zekice takılmalara, seviyeli atışmalara karşı değilim. Ama "Telegol" gibi her geçen gün "referans noktası" haline gelen, çocukların ve gençlerin "kulak kesilerek" izledikleri bir programda sağduyunun elden bırakılmaması gerektiğine inanıyorum. Hem o yorumcular değil mi ki, her derbi öncesinde "Sinirlerine hakim olan kazanır" diyen? Kanaltürk'ün bir başka spor programı "Son Kale"de ise daha "tehlikeli" diyaloglar gelişti. Reha Muhtar ve Serhat Ulueren, Galatasaray kalecisi Leo Franco'nun yediği golün "şaibeli" olduğunu iddia ettiler. Muhtar, "Ben şu halimle kaleye geçsem, bu golü yemem. Galatasaray yönetiminin Leo Franco konusunda bir araştırma yapması lâzım. Zaten benim yöneticilerden duyduğuma göre, Güney Amerikalı futbolcular hele ki futbol yaşamının sonlarına yaklaşmışlarsa, tehlike arzediyorlarmış" dedi. Ulueren ise Leo Franco'nun tazminat ödemeden Galatasaray'dan ayrılabilmek için kasten kötü oynuyor olabileceğini ima etti. Dr. Ahmet Çakar'ın şiddetli itirazına rağmen, Leo Franco hakkındaki iddia dakikalarca sürdürüldü. Tabii ki, Serhat Ulueren ve Reha Muhtar onca tecrübeleriyle, günahsız birini töhmet altında bırakmak için asılsız bir iddiayı dillendirecek kişiler değiller. Zaten bu hedefi gütmediklerinin altını da defalarca çizdiler. Ama ne denli "dikkatli" konuşmaya çalışsalar da, ekran başındakilerin Leo Franco'nun spor ahlakından yana kuşkuya kapılmalarını engelleyemediler. Zira siz ne kadar doğru anlatırsanız anlatın, söyleyeceklerinizin doğru anlaşılması, karşınızdaki kişinin "algı eşiği" ile sınırlıdır. Demem o ki, elde sağlam bilgi ve belge olmadan, kafalarda "kuşku" oluşturacak, böylesine ciddi imalara girişmek hem hukuki hem de ahlaki açıdan son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA