Zamanın durduğu an

Giriş Tarihi: 15.7.2017
Zamanın durduğu an

Antalya’nın 15 Temmuz şehidi polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç’ın ailesi evlerini SABAH Akdeniz’e açtı. Baba Kılınç, oğlunun saatini koluna takarken şahadet vaktini gördü

15 Temmuz Demokrasi Zaferi'nin üzerinden 1 yıl geçti. Ancak ne 250 şehidin acısı, ne de kahramanlık hikayelerinin gururu eksilmedi. Dört bir yanı Türk bayraklarıyla çevrili olan Antalya'nın 15 Temmuz şehidi Muhammet Oğuz Kılınç'ın baba evi közlenmemiş bu ateşin sıcaklığını yansıtıyor. 15 Temmuz'un yıldönümünde evlerinin kapısını bir kez daha SABAH Akdeniz'e açan şehidin ailesi, insanın yüreğini burkan bir gerçeği de ilk kez açıkladı. Şehit polis memuru Kılınç'ın annesi Meltem ve babası Zeki, o gece ve sonrasında yaşadıklarını anlatırken yürekleri burkacak bir gerçek ortaya çıktı. Baba Kılınç, oğlunun kurşun isabet eden saatini ilk kez koluna taktı ve kurşun izini görünce yüreği burkuldu. Şehit babası, "Oğlum vurulduğunda saatinin isabet aldığını ve zamanın o an durduğunu ilk kez gördüm" derken boğazı düğümlendi.

HAYALİ POLİS OLMAKTI
Babası Zeki Kılınç gibi bir polis olma hayaliyle büyüyen Muhammet Oğuz Kılınç'ın 15 Temmuz'da asıl görev yeri olan İstanbul'dan geçici görevlendirildiği Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde hainlerin kurşunlarına hedef olduğu anda zamanın da durduğu ortaya çıktı. Oğlunun şehit edilmesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra ilk kez özel eşyalarının bulunduğu kutuyu açan baba Kılınç, gözyaşlarına boğuldu. Oğlunun saatini koluna takmak isteyen baba Kılınç, saatin üzerindeki kurşun izi ve oğlunun şehit edildiği anda duran zamanı görünce bir kez daha o geceki acıyı yaşadı.

25 SANİYELİK SON KONUŞMA
Baba Zeki Kılınç o gece yaşananları anlatırken boğazı düğümlendi sesi titredi. 15 Temmuz günü, yeni taşındıkları için evi yerleştirme telaşıyla yorgun düştüklerini söyleyen Zeki Kılınç, "Telefonum diğer odadaydı. Defalarca aranmışım. Oğlum Mehmet Onur beni uyandırarak, 'baba sanırım bir şeyler oluyor, telefonun susmadı' diyerek telefonu verdi. Saat 11.00'e geliyordu. Arayanlar arasında oğlum ve amirlerim vardı. Önce komiserimi aradım. Bana, 'darbe teşebbüsü var, ekibini topla gel' dedi. Üzerimi değiştirirken oğlumu aradım. 'Orada bir sorun var mı' diye sordum, O da 'sorun var ama sıkıntı yok, merak etme baba' dedi. 'Sizi Allah'a emanet ediyorum' dedi telefonu kapattı. 25 saniye konuşabildik" dedi. Daha sonra oğlunun silah arkadaşlarından o geceyle ilgili anılarını dinlediğini anlatan şehit babası, "Biz telefonla görüşürken, Emniyet Müdürlüğü'nün çevresi tanklarla kuşatılmış. Telefon görüşmemizin ardından kısa bir süre sonra oğlum şehit olmuş" dedi. Oğlunun şehit olduğu haberini, 16 Temmuz öğle saatlerinde öğrendiğini açıklayan Zeki Kılınç, "Bilmediğim bir numaradan telefon geldi. Bir emniyet amiri 'atılan bomba nedeniyle oğlunuz ayağından yaralandı, gelseniz iyi olur' dedi ve telefonu kapattı. Ben yeniden aynı numarayı aradım, 'amirim 30 yıllık polis memuruyum, oğlum şehit olduysa bana rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Mekanı cennet olsun deyin ben onur ve gurur duyarım' dedim. O da belli bir süre sessiz kaldıktan sonra 'mekanı cennet olsun, oğlumuz şehit oldu' diyebildi" diye konuştu.

İLK KEZ KOLUNA TAKTI
FETÖ'nün hain darbe girişiminden sonra oğlunun özel eşyalarının bulunduğu kutuyu açan baba Kılınç, oğlunun kurşun isabet eden saatini ilk kez koluna taktı. Saatteki kurşun izini de ilk kez gören şehit babası, "Oğlumun vurulduğu anda saatinin isabet aldığını ve zamanın o an durduğunu ilk kez görüyorum" derken boğazı düğümlendi. Şehit annesi Meltem Kılınç ise gözyaşlarını tutamazken, "Ne vatandan ne de evlattan vazgeçilmiyor. Ama bir şehit annesi olmaktan gurur duyuyorum. Ne mutlu ki bana kahraman bir evlat dünyaya getirmişim" dedi. 17 Temmuz 2016 Pazar günü ikindi namazında Ankara Kocatpe Camii'nde cenazesi kılınan Muhammet Oğuz Kılınç, Antalya'da şehitlikte toprağa verildi. Kılınç'ın ismi babasının görev yaptığı Altınova Polis Merkezi Amirliği de aralarında olmak üzere, okul, cadde, cami ve parklara verildi.

EŞİMDEN SAKLAMIŞTIM
Oğlunun şehit olduğu haberini eşi ve iki çocuğundan önce gizlediğini ifade eden Kılınç, "Oğlumuzun yaralandığını söyledim. Ankara'ya yola çıktık. Eşimin hastanede giyebilmesi için oğluma temiz pijama almasına bile ses çıkartmadım. Bizi Ankara'da karşılayan polisler, ricam üzerine önce sanki oğlumuz yaralıymış gibi hastaneye götürdüler. Ardından yoğun bakıma alındı diye başka bir hastaneye götürdüler. Eşime sonra gerçeği söyleyebildim" ifadelerini kullandı.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Zamanın durduğu an
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN