Üç dinde cennet

Doç. Dr. İslamiyete göre, Başrahip Zakeos Ohanyan Hıristiyanlığa göre ve Hahambaşı İsak Haleva Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş Museviliğe göre kutsal kitapların ölümden sonra neler vaad ettiğini anlattılar. İşte Kuran-ı Kerim, ve ’a göre cennet… Ortak noktalar ve farklar neler?

Giriş Tarihi: 15.1.2013 01:13 Güncelleme Tarihi: 10.4.2013 11:50
Üç dinde cennet

Marilla Erçik / Akteul.com.tr

Semavi dinler cenneti nasıl tarif ediyor?

Doç. Dr. İsmail Taşpınar
Cennet, Müslümanların kutsal kitabı olan Kur'an'da çok yönlü olarak tarif edilen ve hakkında detaylı bilgiler verilen bir yerdir. Müslümanlar için cennet, çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin içinde ebedi olarak kalacakları ahiret yurdudur. Cennet, sonsuz bir hayatın yaşanacağı yerdir. Kur'an'da cennetle ilgili çeşitli isimler kullanılmaktadır ve bunlar cennetin nasıl bir yer olacağını genel hatlarıyla anlatmaktadır. Şehitlerin ve Müminlerin Barınağı (Me'vâ Cenneti); İkamet Edilecek Cennet (Adn Cenneti); Ebedilik Yurdu (Dâru'l-hulûd); Bahçe (Firdevs); Esenlik Yurdu (Dârü's-selâm); Ebedi Kalınacak Yer (Dâru'l-mukâme); Nimetlerle Dolu Bahçe (Cennetü'n-naîm); Güvenilir Yer (Makâmü'l-emîn).

Başrahip Zakeos Ohanyan
Cennet, Hristiyan inancına göre "Göklerin Krallığı" veya "Allah'ın Egemenliği" olarak tanımlanır. Bu tanımlamalara göre Cennet, Allah'ın kesinlikle ve tamamen egemen olduğu, O'nun mukaddes irade ve isteğinin kesinlikle hakim olduğu göksel ve ruhsal bir krallık ya da egemenliktir. Cennet, Tanrı ile insanın artık hiçbir engel olmaksızın bütünleştiği, birbirine kavuştuğu kutsal ve göksel vatandır. Hristiyan inancı bu nedenle Cenneti "Göksel Vatan" olarak da anlatır, buna göre insanlığın aslında ve özünde gerçekten ait olduğu yer Tanrı'nın Cennetidir. Söz konusu bu "Göksel Vatan" tüm insanlık için hazırlanmıştır ve yüce Tanrı Cenneti sevgisiyle yaratmıştır. Dolayısıyla Cennet, Allah'ın yüce sevgisini doya doya ve dolu dolu yaşayabileceğimiz yegâne yuvamız, gerçek dünyamızdır. Bu inanca göre, Cennet sonsuz yaşamı, saf ve gerçek ışığı ve sevgiyi bulacağımız ve asla kaybetmeyeceğimiz yegâne kutsal ve kutlu yerdir. Cennet, aynı zamanda "Işıklar ülkesidir", burada tüm insanlık Tanrı'nın ışığıyla aydınlanacak ve iman etmiş her bir insan Cennette ışıl ışıl parlayacaktır. Cennet, gerçekten aydınlanacağımız ve bir daha asla karanlıklaşmayacağımız, bizleri sevgiyle ve merhametle kucaklayacak göksel Baba ocağımızdır.

Yusuf Altıntaş
Müsevilik'te, ölüm, öteki dünya, cennet ve cehennem gibi "Ahiret anlayışına"na ilişkin konular, Yahudi din disiplinin İlahi metni olan "Tora"da (Tevrat) ele alınmaz. Günümüz Yahudi yorumcularının bir bölümü temel kutsal metin "Tora/Tevrat"ta ölüm ötesi ve öte dünya konusunda fazlaca bir açıklama bulunmamasını, Musevi inanç disiplininin insanların bu gezegen üstündeki yaşamlarını merkeze alması ve bu dünyadaki gereksinimlerini karşılamayı hedeflemiş olmasıyla izah eder. Yahudilikte Cennet karşılığı "Gan Eden" diye bir tanım varsa da, günümüz anlamında Cennet daha ziyade "Olam Haba/Gelecekteki Ebediyet" tanımıyla karşılanmakta.


Kutsal kitaplar cennette neler vaat ediyor?
Doç. Dr. İsmail Taşpınar = Kur'an'da cennette Müminler için vaat edilen çeşitli nimetlerden bahsedilmektedir. Bu durum, diğer dinlerdeki ahiret tasvirlerine göre oldukça canlıdır. Söz konusu açıklamalar, Söz konusu nimetler, 6.-7. Yüzyıldaki Arap Yarımadası'nda yaşayan insanların hayal edeceği ve sahip olmayı düşüneceği en güzel yerler dikkate alınarak tasvir edilmiştir. Buna göre Cennet, genişliği göklerle yer arasındaki mesafe kadardır (Âl-i İmrân, 133); yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği bir yerdir (İnsan, 13). Temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren içeceklerin aktığı ırmakları ve süzme bal ırmaklarının yer aldığı (Muhammed, 15), suyu zencefille kokulandırılmış tatlı su pınarı (İnsan, 18) ve sonunda misk kokusu bırakan bir içecek (Mutaffifin, 25-26) de vardır. Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları (Rahman, 68), bağlar, dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, çeşit çeşit kuş etleri (Vâkıa, 21,28-29) bulunur. Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir, süsleri altındandır, evleri güzeldir. Cennetliklere hizmet etmek için ölümsüz genç hizmetçiler ellerinde altın kadeh ve tepsilerle dolaşır; canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey orada hazır bulunacaktır. Altlarından ırmaklar akan üst üste bina edilmiş köşkler vardır. Temiz eşlerle birlikte cennetin gölgelerinde tahtlar üzerinde kurulup yaslanırlar ve orada ne bir yorgunluk ne boş ve yalan söz işitmezler. Kur'an'da yer alan bir ayette ise, cennette bazılarının Tanrı'ya bakacaklarından da bahsedilmektedir (Kıyamet, 22-23).

Başrahip Zakeos Ohanyan
Aslında Cennetle ilgili söz konusu tüm vaat ya da vaatler Hristiyanlığın değil ancak Hristiyan imanı aracılığıyla yüce Allahın vaatleridir diyebiliriz. Dolayısıyla bu vaatler Hristiyan dininin tekelinde ya da kontrolünde değildir. Ancak, Hristiyan inancından yola çıkarak öğrenebileceğimiz Cennete dair Allah'ın vaatleri gerçekten muhteşemdir. Nelerdir bunlar? Öncelikle olumsuzluk, sonsuz yaşam, asla son bulmayacak kelimelerle tarif edilemeyen derecede sevinç ve coşku, engin ve derin ruhsal mutluluk ve huzur, Tanrı'yı görmek, O'nunla bir olmak, yaratanla bütünleşmek bu vaatlerin başlıcalarıdır. Hristiyan inancına göre Cennete "yeni ve göksel" bedenlerle kabul edileceğiz. Buna göre, şu an sahip olduğumuz bedenler dünyevi hayatımız içindir ve tamamen dünyevidir, oysa Isa Mesih'in takipçilerinden biri olan Tarsuslu Pavlus Cennete yepyeni ve göksel bedenlerle gireceğimizi müjdeler. Bu yeni bedenler, acı, açlık, susuzluk, yalnızlık, keder, ölüm, hastalık, uykusuzluk, zayıflık, bitkinlik, pişmanlık, kin, nefret, öfke, kıskançlık, düşmanlık, ihtiras vs gibi dünyevi ve salt bedensel zayıflıklardan tamamen ve kesinlikle özgür ve muaf olacaktır. Dolayısıyla Cennette aslında "melekler" gibi saf, temiz, parlak ve özgür olacağımız Hristiyan inancının öğretileri arasındadır. Bununla birlikte, bir diğer önemli husus da Allah'ın Krallığında yani Cennette dünyadaki yaşantımıza benzer bir evlilik hayatı yaşamak söz konusu olmayacaktır. Cennette herkes birbirinin kardeşi olacaktır. Cennetin asla sonu gelmeyeceğinden, inananlar da ebediyen Cennette birbirlerinin ruhsal ve gerçek kardeşi olarak sonsuzluklar boyunca ilahi sevgiyi yaşayacaklardır. Cennette kimse kimsenin büyüğü ya da küçüğü olmayacaktır ve herkes eşit ve bir olacaktır. Bir zamanlar dünyadaki aile ve akrabalık bağları Cennette söz konusu bile olmayacaktır. Artık dünyevi hayat tümüyle ve tamamen son bulacak ve Cennette yeni, kutsal bir yaşam formu başlayacaktır. Bu yeni yaşam formunda eskiye asla yer yoktur. Eski olan her şey bitecek ve her şey "yeni" olacaktır. Cennette asla batmayan parlak bir güneşimiz de olacaktır, bu güneş aslında yüce Allah'ın ebedi nurudur, dolayısıyla karanlık ve karanlığa "kötülüğe" ait hiçbir unsur veya özellik Allah'ın Cennetine aslagiremeyecektir. Cennetteki yeni güneşimiz yüce Allah'ın ışığı olacaktır. Cennette, Allah'ın sevgi ve merhameti insanların yüreklerinde kesinlikle ve tamamen taht kuracaktır. Nitekim tüm inananlar yüce Allah'ın bu emsalsiz sevgisi ve ilahi nuruyla Cennette ihya olacaklardır. Cennet gerçek özgürlüğümüz, ödülümüz ve ebedi sevincimiz olacaktır.

Yusuf Altıntaş
Öte dünya anlayışı ile ilgili Yahudi inancının "Sözel Tevrat" olarak tanımladığı "Talmud" geniş bilgilere yer verir. Ortaçağ Musevi düşünürleri arasında en ziyade etkileri görülen, İslami çevrelerde Musa İbn Meymun, Musevi çevrelerde Rabi Moşe Ben Maymon veya kısaca "Rambam" olarak tanınan Kurtuba'lı ünlü rasyonalist düşünür bilim adamı ve hekim Maymonides Tehiyat Hametim/Ölülerin Diriltilmesi" başlıklı makalesinde: "..Olam Haba'da dirilişin oluşmasından sonra dürüstlerin ruhlarının ödüllendirileceğini ve orada sonsuz ve hakiki yaşamlarını sürdüreceklerini.." ifade etmektedir. ".. böylesi bir alemde beden ve madde yoktur, yeme içme gibi bir gereksinim, dünyevi tanımların hiçbiri olmayacaktır, burada ruhlar kutsal olanın özünü idrak edecekler, ilahi huzurun sefasını sürecekler ve sonsuz, sınırsız saadet içinde olacaklardır." "Tanrı'nın bir cismi olduğundan nasıl söz bile edilemezse, Olam Haba'da oluşacakların da bir cismani niteliği olacağından söz edilemez. Orada bulunanlar bedensiz ruhlar veya bir başka ifadeyle zihinler/akıllardır." "Rambam"a göre: " Olam Haba'da yaşamı hak edenlerin tespit edilmesinde günahların ve sevapların ölçümlenmesi niceliksel değil niteliksel mahiyettedir. Bu itibarla tanrısal yargının eşitlikçi değil adaletçi bir sistem olduğu kesindir ve her şey, her şeyi bilen Tanrı'nın zihninde gerçekleşecektir. "


Kutsal kitaplara göre ölümden sonra neler olacak?
Doç. Dr. İsmail Taşpınar

Kur'an'da anlatılan ölümden sonraki hayatın çok canlı ve somut örnekle anlatılıyor oluşu, birçok Müslüman tarafından dünyada olduğu gibi ahiret hayatının da ruh ve bedenin birlikte yaşayacağı bir yer olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Kur'an'da, ölümden sonraki hayatın safhaları hakkında da detaylı bilgiler verilmektedir. İnsanın ölümüyle onun ahiret hayatı başlar. Kabir, ahiret hayatının ilk durağıdır. Ahirette hesabın başlaması, sura ikinci üfleyişten sonra kabirdekilerin tekrar diriltilmesi ve mahşerde toplanmasıyla olacaktır. Kur'an'da, kabirdeki sual ve azaba işaret eden ayetler yer almaktadır (İbrahim, 27; Casiye, 21-22). Hesap sonucunda tartıları ağır gelenler kurtuluşa erecek ve cennette mutlu bir hayat süreceklerdir. Tartıları hafif gelenler ise, kendilerini hüsranda bulacaklar ve cehenneme gideceklerdir (Kâria/6-7). Hesap çok hızlı bir şekilde gerçekleşecektir (6/61). Kur'an'da sık sık belirtilen ve vurgulanan ise, ölümle birlikte hayatın sona ermeyeceği ve insanın Allah'a kavuşacağıdır (Enbiya 34; Secde, 11; Ankebut, 57).

Başrahip Zakeos Ohanyan = Aslında bu soru içinde iki cevap barındırıyor. İlki her insanin kendi ölümünden sonra neler yaşayacağı ve ikincisi ise "Yargı Günü" veya son gün geldiğinde olacak şeyler. İlkiyle başlayalım, Hristiyan inancına göre bir kişi "Yargı Gün"ünden önce öldüğünde, o kişinin ruhu, ruhsal bekleme yerlerinde son günün ve yargı gününün gelmesini bekler. Nitekim tüm ölen insanlar için ruhsal boyutta bekleme yerleri vardır. Yaratılıştan bu güne kadar yaşamış ve ölmüş tüm insanlar bu bekleme yerlerindedirler. Bedenlerinden ayrılmış tüm ruhlar son günün gelmesini beklemektedirler. Hristiyan inancına göre, imanlı bir hayat yaşamış, dürüst, iffetli, adil ve kutsal bir hayat sürmüş tüm ruhlar söz konusu "Son" günü büyük bir sabırsızlık içinde beklerler, bir anlamda mutludurlar ve bir an evvel Cennete kavuşmak arzusundadırlar, bunun aksi günah dolu bir yaşam sürmüş ve bedenlerinde iken hakikaten tövbe etmemiş ruhlar ise "yargı" korkusuyla son günü ahlar ve vahlar içinde beklerler, bir anlamda tabiri caizse azap çeker bu ruhlar. İkincisi ise son gün geldiğinde neler olacağıdır, buna göre yargı günü geldiğinde tüm insanlık Allah'ın adil ve mübarek yargısı önünde duracaktır, bu yargıdan herhangi bir şekilde kaçış söz konusu bile değildir, ertelenemez de. O gün geldiğinde, gökyüzünde olağanüstü belirtiler olacak, güneş tamamen ve ebediyen kararacak, yıldızlar bir bir sönecekler, yerkürede büyük depremler ve afetler olacak, tüm ölüler bir bir kabirlerinden dirilecekler, Isa Mesih gökyüzünde belirecek (Isa Mesih'in ikinci gelişi), tüm melekler ve Allah'ın göksel ordusu tüm insanlık tarafından görülecek, son gün günahkarlar için gerçekten korkunç olacak, oysa müminler için o gün kurtuluş ve özgürlük günü olacaktır. Bir gözün açılıp kapanışında (İncil'in tabiriyle çok kısa bir zaman diliminde olmalı) Allah'ın adil yargısı gerçekleşecek ve tüm insanlar bu yargıdan geçecekler. Allah'ın makbul gördükleri yepyeni bedenlerle Cennete alınacaklar, ancak buna layık ve hazır görülmeyenler ikinci ölüme yani sonuz yok oluşa ve amaçsızlığa teslim edilecekler (buna Cehennem diyebiliriz). Buna göre sonuç itibariyle, ölümden sonra imanlıları sonsuz ve yeni yaşam (Cennet), diğerlerini ise sonsuz amaçsızlık ve ikinci ölüm (Cehennem) beklemektedir.

Yusuf Altıntaş
Yine ortaçağ düşünürleri arasında en önde etkili olanlardan biri sayılan Katalunya/Geronalı Bonastruc Sa Porta namıyla meşhur Mistik Rabi Moşe Ben Nahman veya kısaca "Ramban"; temelde kendisinden önceki bilginlerin görüşleriyle "Tanah" bütünü içindeki kimi bölümlerin kendince yorumlanmasını içeren "Şaar Hagemul"da konuya yeni bir ifade tarzı getirerek "Gan Eden Haelyon/Yüksekteki Cennet" ve "Gan Eden Hatahton/Aşağdaki Cennet" diye tanımlar geliştirir, ancak bu konuda fazlaca bir ayrıntıya girmez. Ramban'a göre : "Ölüm ertesinde kişi bu dünyada yaptıklarıyla yüz yüze gelecek ve kendisine uygulanacakların adalet üzere olduğuna tanık olacaktır. Bütünüyle günahkâr olanlar için umut yoktur. Bütünüyle sadık ve Salih olanlar ebedi hayata kavuşacaklardır. Ancak günahları sevaplarına denk olanlar Yüce Tanrı'nın merhametiyle günahlarından bir miktarını eksiltmesi sayesinde Olam Haba'da yer almaya müstahak addedilebilecektir." Ramban eserinde; "..diriltilme ve nihai hükmün oluşacağı büyük yargılamanın Olam Haba'ya geçişin son safhası olduğunu" ileri sürer. Burada ".. bütün insanlık sorguya çekilerek yargılanacak ve ebedi hayattaki sürecinin nasıl olacağına ilişkin karar burada verilmiş olacaktır."
BİZE ULAŞIN
ARKADAŞINA GÖNDER
Üç dinde cennet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz