Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kendimize sormalıyız: Eğer ölmediysek ne öğrendik?

Koronavirüs sürecinden sonra normalleşmeye başladık. Ancak ardımızda bıraktığımız son dört ay bize daha önce böylesine derin yaşamadığımız pek çok duyguyu da tanıttı. Biz de davranış bilimleri uzmanı ve yazar ile hem bu derin duyguları hem de koronavirüs sürecinin bize öğrettiklerini konuştuk

Giriş Tarihi: 13.6.2020 ABONE OL
Kendimize sormalıyız: Eğer ölmediysek ne öğrendik?

Koronavirüs sürecinden sonra normalleşmeye başladığımız şu günlerde geriye baktığımızda hiç de kolay olmayan günler geçirdiğimizi görüyoruz. Korku, kaygı, umutsuzluk, sevdiklerimizden ayrı kalmak ve daha nice duygu iç içeydi... Hazırlıksız yakalandığımız süreçten heybemize yeni tecrübe ve duygular ekleyerek çıktık. Ama hâlâ adlandıramadığımız, tamamlayamadığımız duygular var içimizde... İşte bu sebeple davranış bilimleri uzmanı ve yazar Aşkım Kapışmak ile bir araya geldik ve "Hadi bize ne yaşadığımız anlat" dedik. Kapışmak bir uzman olarak bu süreçte aileden bireye, yöneticiden ilişkilere kadar gözlemlediği pek çok şeyi bizimle paylaştı.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Kapışmak hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor: "Modern hayatın insanı pandemiden önce eve gitmemek için bahaneler üretirdi. Çünkü evde canı sıkılıyor, evdekilerle nasıl iletişim kuracağını bilmiyordu. Bütün duygusal yatırımlarını sokağa yapmış insan, pandeminin ilk zamanlarında evde ne yapacağını bilemedi. Ve zamanla sadece sağlıklı olduğuna ve yaşadığına şükretmeyi öğrenenler, peşine düştükleri dünyanın çok da önemli bir şey olmadığını anladı. Çünkü kral da öldü, padişah da; bebek de öldü, yaşlı da Müslüman da öldü, Hıristiyan da... Ölüm kimliklere, paraya, kim olduğuna bakmaz, o yüzden tüm dünyanın önce insan demeye ihtiyacı vardı. Şu zamanlarda ise alıştık, kabullenmeye başladık. Yeni bir ben dizayn ettik ve normalleşmeye başladık. Tek bir şey söyleyebilirim hiç kimse eskisi gibi olmayacak."

BAKAN KOCA GÜVEN VERDİ

"Eğer kitle korku yaşıyorsa liderin güven, kitle öfkeliyse sevgi vermesi gerekir. İnsanlar güvende hissetmek için işi bilen yöneticiye kulak kesilir. Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca'nın en iyi yaptığı şey kitleyi anlamak oldu. Sürece hâkimiyeti, insanları sakinleştirme becerisi, özellikle nazik tavırları ve kucaklayıcı tutumuyla daha ilk başlarda halkın güvenini kazandı. En önemsediğim şey ise TV ve sosyal medyada kendini değil çalışmalarını öne çıkardı. Biz bu samimiyete teslim olabilecek insanlarız. İnsanın doğasında çok korktuğunda anne babasına sığınma ihtiyacı gelir ve sağlık bakanı bir ebeveyn tavrıyla hepimizi kucakladı."

KİMSE YALNIZ ÖLMEK İSTEMEZ

"Birçok ülkede boşanmalar artmış olabilir normalde böyle bir korku sevenleri birbirine bağlar. Ama ilişkilerin temeli sağlam değilse böyle fırtınalara dayanamaz. Türk milleti ne olursa olsun aile yapısına önem veren bir millettir. Sadece ihmal ettiğimiz şeyler olabilir, onlarla da yüzleştik. Çünkü karı kocalar bu süreçte baş başa olmak zorunda kaldılar. Ölüm korkusu çoğu ailede empati kurmayı, affetmeyi, kabul etmeyi ve bir diğerini önemsemeyi geliştirdi. Bu sebeple ülkemizdeki evliliklere çok zarar verdiğini değil, tam tersine daha çok birbirlerine bağlandıklarını düşünüyorum. Herkes eşinin, çocuğunun sağlığını daha fazla merak etti. Bir insanla ne kadar ilgilenirseniz o insana daha çok bağlanırsınız. Düşünsenize aynı evde sadece hayatta kalmaya çalışıyorsunuz! Unutmayın ki ölüm korkusu yaklaştığında yalnızlık duygusu da gelir. Kimse yalnız ölmek istemez, bu yüzden daha hoşgörülü olmayı öğrenir."

YAŞLILARIN DEĞERİNİ ÖĞRENDİK

En büyük korkuyu yaşlılar yaşadı. Çünkü pandeminin ilk sürecinde en büyük hedef onlar gösterildi. Gözlemlediğim kadarıyla anne babasıyla küs olan birçok evlat barıştı ve çoğumuz hayatımızda ilgilenmediğimiz kadar onlarla ilgilendik, merak ettik. Hangimiz ömrümüzde en az bir kere de olsa anne babamızı tıraş ettik? Binlerce insan anne babasını tıraş etti, tırnaklarını kesti, bu muhteşem bir durum bence ve herkese iyi geldiğini düşünüyorum.



Roman yazmaya başladım

Bir yazara mutlaka sorulması gereken soruyu soruyorum, yeni kitap ne zaman? Kapışmak yanıtlıyor: Pandemi döneminde roman yazmaya başladım. Kişisel gelişim romanı oldu. Yaz sonuna doğru bitmesini arzu ediyorum. İlk defa bir romanım İngilizceye çevrilip Amerika'ya gidecek. Carpe Diem, bu sene yabancı dile çevrildi eylül gibi Amerika'da satışa başlayacak. Bu yazdığım romanın hikâyesini çok beğendiler şimdi bir dizi projesi için görüşüyoruz. Okurken iyileştiren bir roman olma yolunda, bakalım hayırlısı diyelim. Temmuz ayında dünya turnesine başlayacağız. İlk yerimiz Almanya olacak sonra Hollanda, İsviçre ve İngiltere ile devam edeceğiz."

Yardımlaşmayı hatırladık

Peki, pandemi bize ne öğretti diye soruyorum Kapışmak'a: "En önemliyi hatırlattı, ölümü. İnsan tek bir gerçekle kendine gelir ölüm korkusu. Ülke bilinci ve birlik duygusunu öğrendik. Yardımlaşmayı hatırladık, yaşlılara vefayı öğrendik, Bazı dertlerin boş olduğunu öğrendik çünkü iki tip acı vardır birinci gerçek acılar; ölüm, çaresiz hastalık ve olgunlaşma. İkinci acı tipi ise; üretilmiş acı (Can sıkıntısı, aşk acısı, para ve ilişkilerdeki acılar, dedikodu, günlük şımarıkça üretilen acılar). Ve bu deneyim ürettiğimiz tüm boş acıları unutturup asıl olan gerçek acı ile yüzleştirdi. Üçüncü tip büyük acı olgunlaşmak demiştim, evet. Olgunlaşmak, tekâmül etmek, ders çıkarmak en büyük acıdır, zordur, herkes yapamaz. Bunun için çok şeyden vazgeçmek, çok şeyin bedelini ödemiş olmak, yüzleşmek gerekir. Her insan ölür ama sadece bazıları olgunlaşır. Hepimiz sormalıyız eğer ölmediysek ne öğrendik ve bu öğrendiğimiz şeyleri her şey normale dönünce unutacak mıyız?"

ARKADAŞINA GÖNDER
Kendimize sormalıyız: Eğer ölmediysek ne öğrendik?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA