Türkiye'nin en iyi haber sitesi

darbesinin B ve C planı da vardı

, 56 yıllık gazetecilik hayatında çok önemli haberlere imza attı. Muhabirlik aşkıyla haber neredeyse soluğu orada alan Donat, yakın dönem siyasi tarihimizin de en önemli tanıklarından biri haline geldi. İşte o tanıklıklarını, yani siyasi tarihimizin perde arkasını, Turkuvaz Kitap’tan çıkan “Off The Record” kitabında Şebnem Bursalı’ya anlatıyor

Giriş Tarihi: 1.11.2019
12 Eylül darbesinin B ve C planı da vardı
12 Eylül sabahı, asker geceden ülke yönetimine el koymuş. Sabaha doğru Ecevit, Erbakan, Türkeş ve Demirel'in gözaltına alınması için de subaylar dönemin siyasilerinin evinin yolunu tutmuş. Ankara Güniz Sokak'ta Demirel'in evinde gergin bir bekleyiş var. Eşi Nazmiye Hanım, Demirel'in direnmesini istiyor. Demirel ise "Kime karşı direneceğim, kendi askerime karşı mı, neyle direneceğim, kendi askerime karşı benim bir askeri gücüm mü var? Televizyon tek kanal. Ona da asker el koymuş.
Sesimi kime duyuracağım, neyle duyuracağım?" diyor ve günlüğüne "Su testisi su yolunda kırılır" yazıyor.
12 Eylül askeri darbesiyle ilgili bu önemli ayrıntıyı, Turkuvaz Kitap etiketiyle çıkan "Off The Record" kitabından öğreniyoruz.
Ki yakın dönem siyasi tarihimizle ilgili daha neler neler var kitapta.
Nehir söyleşi kitabı olarak nitelendirilebilecek kitapta duayen gazeteci, SABAH yazarı Yavuz Donat, bir başka kıdemli gazeteci Şebnem Bursalı'ya yakın dönem siyasi tarihimizin perde arkasını anlatıyor. Donat'ın 56 yıllık gazetecilik serüveninin bir anlamda not defteri bu kitap. Bu defterde İsmet İnönü'den Celal Bayar'a, Adnan Menderes'ten Süleyman Demirel'e, Kenan Evren'den Turgut Özal'a, Necmettin Erbakan'dan Recep Tayyip Erdoğan'a yakın tarihimizin siyasi kişilikleriyle ve olaylarıyla ilgili birçok önemli bilgi ve ayrıntı yer alıyor.
Peki neler var bu ayrıntılarda bir kısmını aktaralım....

Semra Özal'ın özel ricası
Özal'ın başbakan olduğu ilk günler. Henüz başbakanlık konutuna bile taşınmamış. Bir sabah Semra Özal, Yavuz Donat'ı sabah kahvesine çağırıyor. Donat da gidiyor. Semra Hanım özel bir şey konuşacaklarını bundan Turgut Özal'ın bile haberinin olmadığını söyleyerek lafa giriyor. İsteği Turgut Özal'ın eski eşinin Tercüman gazetesine bir gün önce verdiği söyleşinin yayımlanmaması. Semra Hanım, çiçeği burnunda başbakan kocasının bu melese yüzünden yıpratılmasından kaygılı. Donat hemen gazetenin sahibi Kemal Ilıcak'ı arıyor ve Semra Hanım'ın isteğini iletiyor. Ilıcak da röportajdan haberi olmadığını ama yayımlanmayacağını söylüyor. Tam konuşma bitince odadan Turgut Bey çıkıyor.

Siyasilerin favori sabunu bıttım
Yıl 2003... 9 Mart Pazar günü Siirt'te ara seçimler yapılacak. Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağı kaldırılmış bu seçimde aday. Yavuz Donat seçim öncesi atlayıp Siirt'e gidiyor. Donat halkın nabzını tutuyor ve 13 Şubat'ta "Siirtli kararını çoktan vermiş. Herkes milletvekili değil başbakan seçeceğini biliyor" diye yazıyor. Seçim haftası yine Siirt'e gidiyor. Bıttım sabunuyla tanışıyor. Özal'ın dahi bu sabunu kullandığını öğreniyor. O sırada İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu arıyor. Aksu "Bizim evde de bıttım sabunu kullanılır" diyor. Sonra Siirt Mücadele gazetesi sahibi Cumhur Kılıççıoğlu Donat'a, Emine Erdoğan'ın ve Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu sabunu kullandıklarını anlatıyor. Erdoğan'ın saçlarının gürlüğünün ve parlaklığının sebebinin bıttım sabunu olduğunu söylüyor. Hatta pazar günü seçimi kazanıp başbakan olacak Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'a giderken bu sabundan götüreceğini söylüyor. Yavuz Donat tüm olup biteni yazıyor. Siirt o hafta sonu bir başbakan seçerken Donat'ın yazısı sayesinde Siirt'in bıttım sabunu Türkiye'nin gündemine oturuyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan birkaç zaman sonra teşekkür için Siirt'e giderken Yavuz Donat'ın da kendisiyle birlikte gelmesini rica ediyor. Erdoğan, başbakan olarak ilk demecini uçakta Donat'a veriyor.

Türkeş'in döviz dolu çantasının akıbeti hâlâ meçhul
Alpaslan Türkeş'in ölmeden hemen önce içinde kimilerine göre 625 bin Mark bulunan içi döviz dolu kayıp çantasının hikayesini Yavuz Donat yıllar önce 'Türkeş'in kayıp çantası' başlığıyla yazmıştı. Kitaptan öğreniyoruz ki bu çantanın akıbeti hâlâ meçhul. "Karanlıkta kalan olaylardan biri" diyerek anlatıyor Donat bu olayı ve "Bu konuyu en iyi bilenlerden biri Tuğrul Türkeş, diğeri Akkan Suver'dir onlara sorulabilir. Ama bu olay karanlıkta kaldı... Bu olayın ortaya çıkmaması beni hâlâ şaşırtır" diyor.

Başbakanı dinleyen böcekler küfürle deşifre oldu
Özal'ın başbakanlığının ilk yılları. Fakat Özal, bakanlar ve müsteşarı Hasan Celal Güzel ile başbakanlık konutunun bahçesinde görüşüyor. Ve bu olay Yavuz Donat'ın dikkatinden kaçmıyor. Hasan Celal Güzel bir gün Donat'a "Bazı önemli konuları konutun dışında, bahçede konuşuyoruz. Dinlemeye karşı önlem olarak" diyerek meselenin özünü anlatıyor. Güzel, zaman zaman da konutta böcek araması yaptırıyor. Bir ara Güzel kendi telefonunun da dinlendiğini fark ediyor. Bunun üzerine telefonda konuşurken "Benim telefonumu dinleme emri verenin de, bu emri uygulayanın da, dinleyenin de, dinlediklerini kağıda dökünenin de anasını, avradını, yedi sülalesi..." diyerek bağırıyor. İki gün sonra bir memur ziyaret ediyor: "Sayın müsteşarım size hürmetim sonsuz. Ben emir kuluyum. Anamın, karımın, bacımın, kızımın suçu günahı ne? Onlara niçin küfür ediyorsunuz?"

Demirel, Evren'i neden Çankaya'ya davet etti?
Demirel cumhurbaşkanı olup Çankaya'ya çıkmış. Bir gün Yavuz Donat'ın yanından Marmaris'te yaşayan Kenan Evren'i arıyor. "Ankara'ya gelince nerede kalıyorsunuz?" diye soruyor. Evren de "Ya kızım da ya da ordu evinde" diye cevap veriyor. Demirel de "Siz bir devlet başkanısınız Ankara'ya gelince Çankaya'da kalabilirsiniz. Bu sizin hakkınız" diyerek Evren'i Çankaya'ya davet ediyor. Evren memnun oluyor. Donat konuşmayı şaşkınlık içerisinde dinliyor. Konuşma bitince "Evren size darbe yapan, sizi sürgüne gönderen kişi. Neden böyle bir şey yaptınız?" diye soruyor Demirel "O iş ayrı bu iş ayrı. Türkiye aşiret devleti değil. Koskoca bir imparatorluğun devamı. Devletin geleneği var. Devlet adamlığının icapları var. Ben bunu yapıyorum" diyor.

Liderler Hamzakoy olmasa Bayrak Gazinosu'na götürülecekti
12 Eylül sabahı Demirel, Ecevit subaylar tarafından gözaltına alınır. Liderlerin kendilerine tebliğ edilen daktilo ile yazılmış Kenan Evren imzalı yazılarda "Can güvenliğiniz Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teminatı altındadır. Bu maksatla, emniyet içinde evinizden havalimanına götürülecek, oradan uçakla HAMZAKOY/GELİBOLU'ya gideceksiniz" yazar. Hamzakoy/Gelibolu'nun kapital yazılması boşuna değildir. Daha önce yazılan yazıya bu bölüm 11 Eylül gecesi eklenir. Darbe günü Gelibolu bölgesinde hava muhalefeti olma ya da uçağın kalkmama ihtimali düşünülerek bir B planı yapılmış, liderlerin nereye götürüleceğine dair kısım da bunun için son dakikada yazılmış. Fakat bir de C planı vardır. C planı liderlerin Ankara- Haymana yolu üzerindeki Bayrak Gazinosu'na götürülmesidir. Donat darbeden bir hafta önce bu gazinoda Tümgeneral Servet Bilgi'nin davetiyle pikniğe gider. Bilgin "Önümüzdeki günlerde NATO heyeti gelecek. Bir general üç de albay, misafirim olacaklar. Odalarını hazırlattım" diyerek odaları gezdirir Donat'a. Bilgi darbe sırasında TRT'ye el koyan generaldir. Darbeden sonra o odaların Demirel, Ecevit, Türkeş ve Erbakan için hazırlandığını anlatır ve "Eğer darbe gecesi bir aksilik olsaydı ve liderlerin Ankara'da kalmaları gerekseydi dördü de Bayrak Gazinosu'na getirilecekti" der.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
12 Eylül darbesinin B ve C planı da vardı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN