Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Unuttuğumuz bir gelenek: Ramazannameler

Her Ramazan geldiğinde şair ’un Samanyolunda Ziyafet’ini yeniden okurum. Size de tavsiye ederim. Ayrıca usta öykücümüz ’nun Ramazanname kitabına da bakın derim. ’nun Ramazan-name’si ise eski İstanbul Ramazanlarına tutar merceğini. Merak edenlere...

Giriş Tarihi: 8.5.2020 ABONE OL
Unuttuğumuz bir gelenek: Ramazannameler
Bütün dünyayı etkisi altına alan, birçok insanın ölümüne sebep olan küresel bir virüs salgını ile girdik Ramazan ayına. Bundan mıdır bilmem, içimde Ramazan'ın girdiğine dair her zaman var olan o 'sevinç' havasını bu sene zar zor yakalayabildim. Siz de kabul edersiniz ki, Ramazan hayatımıza halkalar halinde çoğalarak girer. Bir sevinç iklimini taşır içimize. Ramazan gelip gitmez asla, biz yani bütün insanlık, Ramazan ikliminin içinden geçer gideriz.
Ramazan kelimesinin bizzat kendisi de, 'çok sıcak olmak, ısıtmak, yakmak' anlamlarına gelir. Ramazan hem sıcaklığıyla ısıtır içimizi, hem de zamanın içinde bambaşka zamanlar armağan eder bize. Ramazan'ın gelişiyle hayatımıza dair detayların hepsi yeniden tanımlanır. Gündelik temizlikten, yaşayış şekillerimize kadar her anımızı şekillendirir Ramazan. Kimlik ve statülerimizi çok daha geniş bir anlamda buluşturmakla görevlidir sanki. Dünyanın her yerinde, belirlenmiş saat aralıklarında Müslümanlar, yemeyi, içmeyi ve diğer hasletleri hayatlarından uzaklaştırmış, dışarıdan bakıldığında zor görünen bu ibadete açmışlardır kapılarını. Yer yuvarlağı içinde kurulan sofralarda ayrılık gayrılık ortadan kalkar. Herkes bir sofranın etrafında buluşur. Bütün insanlığın parçası oluruz böylece. Ramazan bizi kendisiyle buluştururken, bütün insanlık ile de buluşturmuştur çünkü.

RAMAZAN'IN FAZİLETLERİ ANLATILIR
Ramazan'ın gidişini ise derin bir hüzünle idrak ederiz ve bütün insanlık olarak içinden geçip gittiğimiz bu zaman diliminden ayrılıyor olmak çok zor gelir insana. Ondan mıdır bilmem, her nesil, kendi eski Ramazanlarını özler. Bana kalsa, özlenen eski Ramazanlar değildir, insan aslında çocukluğunu özlemektedir. Ki, Ramazan'ın verdiği sıcaklık, bir olma, bütün olma duygusu çocukluğun içindeki masum duygularla örtüşmektedir. Ramazan özlenendir hep.
Peki, Ramazannameleri bilir misiniz? Ramazan'a mahsus eserlere geleneğimizde Ramazaniyye adı verilmiştir. Bu eserlerde Ramazan ayının faziletleri anlatılır. Ayrıca yüzyıllardır oluşturduğumuz, Ramazan'a mahsus bazı yaşama şekilleri de girer bu kitaplara; hilalin gözlenmesi, oruç, sahur, imsak, mukabele, teravih, yemekler, tatlılar, eğlenceler, mahyalar, Kadir Gecesi ve tabii ki bayramın kutlanması… Ramazannameler genelde manzum olarak kaside, mesnevi ve terkib-i bend şekilleriyle kaleme alınmıştır. Bu eserlerin birçoğuna bugün ulaşmak mümkün elbette.
Bir de Ramazanname diyebileceğimiz modern eserler vardır ki, oruç ibadetinin ve Ramazan ayının bir tür sosyolojisini yapmaya girişmişlerdir. Toplumsal yazılardır bunlar. Öte yandan, eski yazım şekillerini de günümüzün yazma usulleriyle buluşturup, Ramazanname geleneğimizi devam ettirmek isterler. Bir yanıyla şehir yazıları oldukları gibi, öbür yanıyla da, ibadetlerin psikolojisini anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.
Bu eserler içinde benim de her Ramazan geldiğinde karıştırmayı, yeniden okumayı sevdiğim kitap, yaşayan en büyük şairimiz Sezai Karakoç'un kaleme aldığı Samanyolunda Ziyafet'tir (Diriliş Yayınları). Karakoç, kitabında bize Ramazan'ın faziletlerinden çok, ifade ettiği anlamları anlatmaya çalışır. Ramazan'ı sadece insanın değil, evrendeki bütün varlığın yaşadığı kanaatini hissettirir her bir satırı. Şu sözler Samanyolunda Ziyafet'ten: "Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir, yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da, yılda bir kere, böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanaların tazelenmesi ile Müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi, yükselme ve ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç, bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi gibidir." Samanyolunda Ziyafet'i Ramazan boyunca günde bir sayfa okuyarak bitirmeyi öneririm herkese; ki ben de her yıl bir defa okumuş oluyorum bu kitabı böylece.

İÇİMİZDEKİ İKLİME TESİR EDER
Başka Ramazannameler de yazıldı, yazılıyor. Mesela usta öykücümüz Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun aynı adı taşıyan kitabı da, (Profil Yayıncılık) Ramazan'ı bir 'iç hayat' üzerine yaşamak ve onda yoğunlaşabilmek üzerine yazılmış denemelerden oluşmaktadır. Hem Barbarosoğlu'nun üslubundaki güzellik hem de anlatımındaki sıcaklıkla, Ramazanname'yi okunabilecek eserler arasında sayabilirim.
Amil Çelebioğlu'nun yayıma hazırladığı Ramazan-name (Dergâh Yayınları) ise eski İstanbul Ramazanlarına tutar merceğini. Kitapta, sahur vakitlerinde davulcu veya bekçiler tarafından okunan maniler, bu manilerdeki nükteli dil, İstanbul'un semt, hamam, mesireleri anlatıldığı kadar, aynı zamanda renklerden, mesleklerden, hayvanlardan, meyve ve tatlılardan da bahsedilir. Böylece biz okurlar da, Ramazan'ın içimizdeki iklime nasıl tesir ettiğini anlamış oluruz.
Küresel bir pandemiye denk gelen bu yılki Ramazan'ın hüznünü belki de Yahya Kemal'in o meşhur Atik Valde'den İnen Sokakta şiirinin şu mısraları anlatıyor:
"İftardan önce gittim Atik-Valde semtine/ Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine/ Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti/ Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti/Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler/Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer…"

ARKADAŞINA GÖNDER
Unuttuğumuz bir gelenek: Ramazannameler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA