Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Günü kurtaran değil geleceği planlayan ekonomi

Giriş Tarihi: 30.5.2016
Günü kurtaran değil geleceği planlayan ekonomi

ekonomisi 30 yılda müthiş bir değişim yaşadı. Milli gelir yükseldi, enflasyon ve işsizlik tek haneye indi, kamu maliyesi güçlendi

Anap'ın tek başına iktidarının başladığı yıllarda 'nin liberal ekonomiye geçişinin ilk adımları atılıyordu. Küreselleşme ivme kazanıyor, ülke ekonomisinin sınırları sermayeye açılıyordu. Dışa dönüş stratejisiyle ihracat artıyordu.

LİBERAL EKONOMİYE GEÇİŞ
1979'larda milli gelirin yüzde 3.4'üne inen ihracat 1987'lerde yüzde 16'lara çıkmıştı. Rakamsal olarak da 10 milyar doları bulmuştu. 1980'lerde darbenin de etkisiyle negatife inen büyüme 1990'lara gelindiğinde yüzde 9.4'leri görmüştü. İşte o yıllar liberalizasyon programının ikinci aşamasının da başladığı yıllardı. Dış sermaye hareketleri serbestleşiyor, ihracatı teşvik politikaları ön plana çıkıyordu. Ancak 1990'lı yıllar ekonomide yeniden tehlike çanlarının çalmasına neden olacaktı. 1991'de büyüme hızı neredeyse sıfıra inerken kamu açıkları da hızla artmaya başlamıştı. Çöküş başlamıştı...

5 NİSAN KARARLARI
Devletin açıkları iç borçlanma ile finanse ediliyordu. Bunu kapatmak için de 5 Nisan Kararları (1994) yürürlüğe konulacaktı. Bu kararlarla TL yüzde 39 devalüe edildi, döviz kurları serbest bırakıldı. 1995'te yeniden yüksek büyüme trendine girilse de sürdürülebilir olmaktan uzaktı. Çünkü üretim sıfırdı, büyüme ticaretten geliyordu. 1995'lerde G ümrük Birliği ve geçiş programlarıyla ekonomi toparlanmaya çalışılıyordu. Aslında 1980'lerde ihracatın yarısından fazlasının tarım ve madencilik ürünlerinden oluşmasına ilişkin tablo da değişiyordu. İhracattaki dönüşümle adım adım sanayi toplumuna geçiş başlamıştı. Ancak tüm bu gelişmeler askerin 28 Şubat'taki post modern darbesiyle yıkılacaktı. Ve 28 Şubat darbesi 2001'deki krize zemin hazırlıyacaktı. 'de iç siyaset karışıkken bir de 1998'de Asya krizi gelince ekonomi iyice dibe iniyordu.

TÜRKİYE'NİN KRİZ YILLARI
1999'da önce azınlık hükümeti ardından üçlü koalisyon dönemi ekonomide bir miktar iyileşmeyi getirse de 'nin üzerinde yeniden kara bulutlar dolaşıyordu. Marmara ve Düzce depremleri ekonomik ve sosyal açıdan çok büyük yaralar açacaktı. Asya krizinin etkileriyle uğraşan hükümet sıcak para çıkışı nedeniyle döviz sıkıntısına girmişti. İç borçlar çevrilemiyordu.

Tek başına iktidar ekonomide istikrar
Kurtarma programları ile ekonomi çevrilmeye çalışılırken ülke seçime gidiyordu: 3 Kasım 2002. Bu tarih Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcıydı. Ülke AK Parti'yle tek başına iktidarlara yeniden kavuşmuştu. Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 yıllık başbakanlık döneminde ekonomide önemli atılımlar gerçekleşecekti: Her yıl ortalama yüzde 5 büyüme, liradan 6 sıfır atılılması, TL'nin itibarının geri kazanılması, 1961'den bu yana borç ilişkisi kurduğumuz IMF'ye borçların sıfırlanması, milli gelirin 10 bin dolarlara çıkması, hayal dahi edilemeyen yatırımların tek tek hayata geçmesi, Merkez Bankası rezervlerinin 150 milyar dolara yükselmesi, enflasyon, faizler ve işsizliğin tek haneye düşmesi... Artık günü birlik politikalarla yürütülmeye çalışılan ekonominin yerine 2023, 2053 hatta 2071 hedeflerini konuştuğumuz bir dönem var...
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Günü kurtaran değil geleceği planlayan ekonomi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN