Dokunduğunu güzelleştiren insanlar

Bu yıl her yerden acı dolu haberler aldık. Bölgesel savaşlar, terör eylemleri, ölümler, mültecilerin yaşadıkları bizi hep kaygılandırdı. Ama iyilik melekleri de vardı hayatımızda. 2015'i kapatırken iyi şeylerin peşine düştük, bir küçük dokunuşun nasıl başkalarının hayatını değiştirdiği göstermek istedik. Ahmet öğretmen İstanbul'da, Zeynep öğretmense Tunceli'de öğrencilerinin hayatını değiştirdi. Ümraniyeli Demir çifti Suriyeli mültecilere evlerini açtı. Çayçı İsmail bulduğu yüklü miktarda parayı sahibine ulaştırıp hayatta her şeyin maddiyat olmadığını hatırlattı.10 yaşındaki Mert harçlıklarını biriktirip yaşlı komşusuna baston alıp vicdan nedir herkese gösterdi

Giriş Tarihi: 20.12.2015
Dokunduğunu güzelleştiren insanlar
Bu yıl sanki dünyanın üzerine bir gölge düştü. Yıl boyunca her yerden acı haberler duyduk. Terör eylemleri, savaşlar, ölümler, mülteci sorunu derken dost meclislerinde, arkadaş sohbetlerinde, hane içinde hep acılı, kaygılı, üzüntülü konuşmalar yapıldı. Bazen yaşanan acılar öyle derindi ki insanlığımızdan utandık! İnsanlığın geldiği nokta hiç de iç açıcı değil duygusu içimize içimize işledi. Ama bu, madalyonun bir yüzüydü. Bir yerde kötülük varsa iyilik de mutlaka vardır. Madalyonun diğer yüzünde iyiler vardı. Belki de dünyanın üzerine çöken gölge iyileri görmemizi engelliyordu. Biz bu gölgeyi biraz 'aralayalım' istedik. Dünyanın gidişatı karşısında kaygıları olan ama ben tek başıma ne yapabilirim ki, diye düşünmeyip umutlu bir şeyler yapan; her türlü hoyratlığa rağmen başkasının hayatına da dokunmaya çalışan; kendi küçük dünyasındaki mutluluğun çok da önemli olmadığını düşünüp insanların yüzünü güldürecek işlere gönüllü olarak mesai harcayan insanlar da vardı hayatta. Kimi sekiz yaşında bir çocuktu, kimi genç bir öğretmen, kimi de yaşını başını almış bir çift. Onların ortak özelliği vicdanlarının sesini dinlemeleriydi ve karanlığın hakim olduğu bir dünyada herkese ilham verecek iyilikler yapıyorlardı. Dünyada ve ülkemizde güzel insanlar var. Hem de çok! Ki bizce dünya her şeye rağmen sanıldığı gibi karanlık değil. Bu güzel insanlar bize, herkesin isterse başkaları için bir şeyler yapabileceğini bir kez daha gösterdi. Umut oldular... 2015'i onlarla kapatalım istedik ve hikayelerini derledik!

BİZİ İNSANLIĞIMIZ KURTARACAK
İnsan yeter ki bir başkasının hayatına dokunmak istesin! Kulağınızı kabartınca yardım çağrılarını hemen duyabiliyorsunuz. Eklerimizin görsel yönetmeni Şebnem Çetinoğlu, Facebook'ta gördüğü bir fotoğraftan sonra gazetede bir yardım kampanyasına öncülük etti ve onlarca çocuğun yüzünün gülmesini sağladı. Önce hikayeyi kendisinden dinleyelim: "Her şey Facebook'ta gördüğüm bir fotoğrafla başladı. Fotoğrafta Tunceli'de okuyan çocukların, bu kış gününde lastik ayakkabıyla okula gittiklerini gördüm. Öğretmen Zeynep Eda Kılıç, Facebook'ta bir kampanya başlatmıştı. Ne yapılabilir derken durumu çevremdeki arkadaşlarımla paylaştım. Yardım topladık." Çetinoğlu, "Herkes küçük büyük bir şey yapabilir. Bunun farkında olmamız lazım. Çünkü bizi insanlığımız kurtaracak" diyerek kampanyaya öncülük etmesindeki motivasyonu anlatıyor.

YARDIM GELMEZ DEDİLER
Tunceli'de öğretmenlik yapan Zeynep Eda Kılıç'ın kampanyayı başlatma öyküsü ise bir küçük dokunuşla insanların hayatı değişir mi diyenleri çok şaşırtacak türden: "Tunceli Özel Kalan İlkokulu'nda öğretmenlik yapıyorum. Bir ay önce Mardin Kızıltepe'deki Dikmen İlkokulu'nu kardeş sınıf seçtik. Öğrencilerim de kardeş sınıflarına kılık kıyafet ve kırtasiye malzemesi gönderdi. Tunceli'de bu kampanya yerel bir gazetede haber olunca kentin okullarından telefon gelmeye başladı, 'Bizim de ihtiyaçlarımız var' diye. Ben de derdimi Facebook üzerinden anlatmaya çalıştım. Şebnem Hanım çağrımı görmüş. Böyle başladı bu kampanya. Başka insanlar da yardım etti. Başlarda 'Hocam fazla umutlu olmayın, gelmez yardım' diyenler oldu. Ama ben 'İki çocuğun ihtiyacını karşılasak, iki çocuğu sevindirsek o da bir şeydir' dedim. Nişanlımla birlikte okulları dolaşıp öğrencilerin ihtiyaçlarını tespit ettik. Şimdi dokuz okulda 200'e yakın öğrencinin ihtiyacını karşılamış durumdayız. Nişanlımla ben gelen yardımları kargodan alıp tek tek okullara gidiyor öğrencilere teslim ediyoruz. Çocukların yaşadığı sevinci tarif etmem mümkün değil."

ŞARTLARA TESLİM OLMADI ÇİÇEK GİBİ SINIF YARATTI

Öğretmen Ahmet Naç ile Facebook'ta dönen bir video sayesinde tanıştık. İstanbul Esenler'deki Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda sıradan bir sınıfı velilerin desteğiyle ve kendi emeğiyle öyle bir hale getirmişti ki sınıf adeta çiçek açmıştı. Bildik hiyerarşik eğitim algısını değiştiren, öğrencinin yaratıcılığını tetikleyen bir sınıf yaratmıştı Naç. Araştırmış, yeri gelip tatil günlerinde çalışmış, velilere derdini doğru bir şekilde anlatmış, imkanları zorlamış ve bu sınıfı oluşturmuştu.

VELİLERLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORUM
Naç "Çocuk yetiştirme konusunda sıkıntılı bir ülkeyiz. Çok korumacı davranıyoruz. Bu da çocukların birey olarak yetişmesini engelleyebiliyor. Oysa biz, onların sorumluluk almasına, hayatta karşılarına çıkan problemleri çözmesinde yardımcı olmalıyız. Ben her zaman bunu anlatmaya çalışıyorum. Velilerle ilk gününden itibaren toplantılar yapıyorum. Onların diliyle konuşmaya çalışıyorum, 'Öğrencilerin şu anlarını değil geleceğini kurtaralım' diyorum. Veliler bana güveniyor, çocuklarındaki değişimi görünce de ikna oluyorlar. Bence eğitimde aile ile işbirliği çok önemli. Bunun için bu sınıfın hayata geçmesinde velilerin çok büyük yardımı oldu" diyor.

YILIN ÖĞRETMENİ SEÇİLDİ
Fakat Naç'ın yarattığı sınıf çok başka duygular da uyandırdı insanlarda. Naç "Bunun farkındayım. Binlerce insandan aynı mesaj geldi. İnsanlar gelip sarılıyor bana. Belki ailesinden bir yakınına öyle sarılmamıştır. Çünkü bu sınıf umut verdi insanlara. Yaşadığımız bu zamanda, ülkemizde yaşanan onca şeyden sonra insanların umuda ihtiyacı vardı. İnsanlara bu duyguları hissettirmek paha biçilmez bir şeydi. Sokağa çıkınca suratı asık insanlar görüyoruz. Kimse birbirine bakmıyor. Bu sınıf aslında bizim böyle olmadığımızın bir kanıtı oldu" diyor. Aktif Eğitimciler Sendikası tarafından Okula Can Veren Yılın Öğretmeni seçilen Naç şimdilerde Ege, Hacettepe, Boğaziçi, Uludağ, Trakya gibi üniversitelerden konferans vermesi için çağrı alıyor. Kimi sivil toplum kuruluşları Naç'tan deneyimlerini anlatmasını istiyor. Bir sınıf deyip geçmemek gerek. Bir sınıf bir ülkeyi etkiledi. Bunun da kanıtı Ahmet Naç'ın emeği ve vizyonuydu.

ÜNİVERSİTE OKUTAN APARTMAN
Samsun Bafra'daki İshaklı Mahallesi'ndeki Elit Kent D Blok'un girişinde "Bu apartman bir üniversite öğrencisi okutuyor" yazıyor. Görenler muhtemel şaşırıyor. Ama bu tabela, bir apartman sakinlerinin bir araya gelip neler yapabileceğinin net göstergesi. Bir toplantıda, sosyal sorumluluk projesi başlatma kararı alınıyor. Ne yapılabilir derken şehir dışında okuyan bir üniversite öğrencisine burs verme kararı çıkıyor. Nural Kevrek, Sema Akın Ünal ve Fatma Lokman'dan oluşan apartmanın Sosyal Sorumluluk Komitesi burs verilecek öğrenciyi buluyor. Eylül ile haziran arasındaki 10 aylık süreçte bir öğrenciye şimdi bu apartman burs veriyor. Bursun öğrenci mezun olana kadar devam ettirilmesi planlanıyor. Bu apartmanın uygulaması çevre apartmanlara da örnek olmuş durumda. Zaten Sema Akın Ünal da "Bizim amacımız güzel bir ağ kurmak ve bu projenin daha fazla öğrenciye ulaşmasını sağlamak" diyor.

YOLDA 5 BİN TL BULDU SAHİBİNE VERDİ
İsmail İlgen, Şanlıurfa'da bir çay ocağında günlük 30 TL yevmiyeyle çalışan bir emekçi. Bir gün çay servisine çıkıyor ve yerde poşet içerisinde 5 bin TL buluyor. Parayı cebine atabilirdi. Ama atmadı, sahibine ulaşmak için ter döktü. Ulaştı da. Paranın sahibi İbrahim Alkan'dı. Bankadan çektiği parayı arabasından inerken düşürmüştü. Alkan "Bu devirde böyle insan bulmak çok zor. Paramı bulduğu için kendisine bir miktar para teklifinde bulundum onu da geri çevirdi. Allah ondan razı olsun" dedi. Çaycı İlgen ise "İnsanlık namına haram yememek adına böyle yaptım" diyordu.

GELİRİNİ İŞÇİSİYLE PAYLAŞAN PATRON
İbrahim Kadrıçalı İzmirli bir iş adamı. 1997'de Dekpax adlı bir vida fabrikası açtı. 2011'de fabrikayı bir firmaya devredip emekli hayatına geçiş yaptı. Fabrika satışından yıllar sonra 1997-2011 arasında bu fabrikada çalışan 61 işçi, hesaplarına 9'ar bin lira para yattığını gördü. Önce yanlışlık olduğunu düşündüler. Sonra bu paranın Kadrıçalı tarafından yatırıldığı öğrendiler. Olayın SABAH'ta haber olmasıyla bunları öğrenebildik. Kadrıçalı tüm bunlarla ilgili "Bu durum işçilerimle aramdaki hukukla ilgili. Yorum yapmam" diyordu haberde.

KÜÇÜK ÖMER'İN ÖRNEK KÖPEK SEVGİSİ
Ömer Faruk Yıldırım, Yozgat'a Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda okuyan dokuz yaşında bir öğrenci. Bir pazar günü yaralı bir köpek görüyor. İçi sızlıyor ve hemen köpeği kaptığı gibi Yozgat Devlet Hastanesi'ne götürüyor. Fakat hastanedeki yetkililer köpeği veterinere götürmesi gerektiğini söylüyor. Pazar günü olduğu için veteriner de kapalı. Bu çaresizlik karşısında küçük Ömer gözyaşlarını tutamıyor. Bu esnada çekilen bir video sayesinde haberdar olduk küçük Ömer'den. Yaralı bir köpeği tedavi ettirmek için gösterdiği çaba herkesin içini sızlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ömer'in bu çabasına kayıtsız kalmadı. Bu örnek davranışı nedeniyle Ömer'i tebrik etti ve ona bir köpek hediye ettiği gibi ailesiyle birlikte onu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet etti. Ömer mutluydu. Yaralı köpeğin akıbeti ne oldu derseniz Ömer'den dinleyelim: "Köpeği daha sonra veterinere götürdüm ve veteriner güzelce tedavisini yaptı. Sonra evimizde bir müddet misafir oldu."

120'DEN FAZLA KÖPEĞİ ABD'YE GÖTÜRDÜ
Yasemin Baban şu sıralar ABD'de adı sıkça duyulan bir hayvansever. Sebebi de Türkiye'deki sokak köpeklerinin özellikle de Golden Retriever'ların ABD'de sahiplenilmesini sağlaması. Mayıs ayından bu yana 120 köpeği ABD'ye götüren Baran, onlara yeni yuva açılmasını sağladı. Baban'ın ABD'ye götürdüğü köpekler Georgia eyaletindeki Atlanta Golden Köpeklere Sahip Çıkma Merkezi'ne yerleştiriliyor. İsteyenler de buradan köpekleri sahiplenebiliyor.

EVLERİNİ MÜLTECİLERE AÇAN AİLE
Mülteci sorununa koca bir dünya bir türlü çözüm bulamıyor. Oysa İstanbul Ümraniye'de yaşayan, emekli öğretmen olan Sacide ve Şerafettin Demir çifti örnek alınabilir. Onlar şimdilerde 80 kişilik 11 aileye sahip çıkıyor. Demir çifti üç yıl önce zor durumdaki bir Suriyeli aileyi, oturdukları apartmandaki dairelerinden birine yerleştiriyor. Onlara maddi manevi destek oluyor. Suriyeli ailenin ülkelerindeki yakınları da onların yanına geliyor. Demir çifti onlarla da yardım elini uzatıyor. Kendi apartmanındaki dört daireyi Suriyelilere veren çift, altı Suriyeli aileye kefil olup onların başka evlere yerleştirilmesini sağlamış. Şerafettin Demir, "Aileler yanımıza geldiğinde bir kuru tahtadan başka bir şey yoktu. Biz onlarla birlikte aynı sofrada yemek yedik, beraber güldük beraber ağladık. Onlar da bize saygıda sevgide kusur etmeyip, bize yardımcı olmak için uğraşıyorlar. Böyle bir aile olduk" diyor.

HARÇLIKLARIYLA YAŞLI KOMŞUSUNA BASTON ALDI
İyilik yapmak bir vicdan meselesi. Yaşlısı genci, büyüğü küçüğü yok. Milli Eğitim Bakanlığı'nın izniyle Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen Ben Bir İyilik Elçisiyim projesi küçük öğrencilerin ne kadar vicdanlı olduklarını gösterdi bize. Şu çarpıcı örnek bu projenin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor: Mehmet Ferhat Koçarslan İlkokulu'ndan dördüncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Mert Gezici, mahallesinde oturan ve görme engelli yaşlı bir adama harçlıklarını biriktirip baston aldı.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Dokunduğunu güzelleştiren insanlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN