Ortadoğu’ya barışı politikalar değil, insanlar getirecek

Giriş Tarihi: 22.5.2016
Ortadoğu’ya barışı politikalar değil, insanlar getirecek

Üyelerinin büyük çoğunluğu li ve Filistinli olan Doğu-Batı Divan Orkestrası’nın efsanevi şefi Daniel Barenboim, Ortadoğu’da barışı politikacıların değil halkların getireceğini söylüyor

The World Humanitarian Summit yani Dünya İnsani Zirvesi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un girişimiyle ilk defa 23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek. Turkcell'in sponsorluğunda gerçekleşecek olan zirvenin ilk günü olan yarın, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda çok önemli bir var. 1999 yılında kurulan ve li, Filistinli, Suriyeli, Ürdünlü, İranlı ve Türk müzisyenlerden oluşan West-Eastern Divan Orchestra (Doğu-Batı Divan Orkestrası) efsanevi şef Daniel Barenboim yönetiminde, barış için çalacak. Dünyanın yaşayan en büyük müzisyen ve maestrolarından biri olarak gösterilen Daniel Barenboim ile Berlin'de bir araya geldik, felsefesini konuştuk.

- Doğu-Batı Divan Orkestrası nasıl doğdu?
- 1998'de Almanya'nın doğusunda bulunan Weimar şehri, Avrupa Kültür Başkenti seçildi. O zaman benden bu özel olay için bir müzik yapmamı istediler. O dönem Chicago ve Berlin Filarmoni Orkestrası'nın başındaydım, aynı zamanda yazları Beyrut'ta çalışıyordum; o yüzden müsait olmadığımı söyledim. Ama o bana "Bunu yapabilecek tek insansınız çünkü Yahudi asıllısınız" dediler. Ben de onlara Yahudiler için bir şey yapmak istiyorsanız Yahudilerin bugünkü problemlerine eğilin. Yahudilerin bugünkü ve o zamanki problemleri de Filistin'le ilişkileri. Bunun için bir şeyler yapın. Ancak o zaman size yardım ederim" dedim.

- Sizi ikna etmeleri kolay olmadı yani...
- Öyle de denebilir. Onlara; İsrail, Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün gibi ülkelerden genç müzisyenleri bir araya getirmelerini söyledim. Bugün bile zor ama o zamanlar bunu yapabilmek çok daha zordu. Filistinli akademisyen dostum Edward Said ile büyük uğraşlar sonrası bu gençleri seçtik. Arap dünyasından 30, İsrail'den 30 ve Doğu Almanya'dan 15 müzisyenle orkestrayı kurduk. İlk imizi Ağustos 1999'da verdik. Orkestra o kadar başarılı oldu ki, günümüze kadar yaşamayı başardı. 2000'li yılların başında, yüzyıllar önce Müslümanların ve Yahudilerin barış içinde yaşadığı Endülüs'ün bir parçası olan Sevilla'nın davetiyle şehir, orkestranın merkezi haline geldi. Geçtiğimiz yıl Berlin'de orkestranın akademisini de kurduk.

- Böyle bir orkestra kurmak hayaliniz miydi?
-Hayır, hiç aklımda olan bir şey değildi. Ama bizim böyle bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Çünkü akşam yatağa yatınca sabah Filistinlilerin olmadığı bir dünyaya uyanacağını sanan çok fazla İsrailli var. Aynısı bazı Filistinliler için de geçerli.

- Aslında bu orkestra barışın mümkün olduğunu gösteriyor, değil mi?
- Orkestra, ortak noktalarını bulabilirlerse insanların, bu ortak nokta için bir araya gelebileceklerini gösterdi. Orkestradaki herkes, Ortadoğu ve İsrail- Filistin konusunda birbiririyle aynı fikirde değil ama müzik tutkuları onları bir araya getiriyor. Ayrıca birbirlerinin düşüncelerine saygı duymayı öğreniyorlar. İşte bu yüzden İstanbul'da düzenlenecek olan The World Humanitarian Summit'te konser verecek olmamızı çok anlamlı buluyorum.

- Orkestra sadece müzikal anlamda büyük başarı yakalamakla kalmadı, aynı zamanda insanlığın politikadan, hükümetlerden çok daha önemli ve güçlü olduğunu gösterdi diyebilir miyiz?
- Kesinlikle! İstanbul'daki zirve de aslında bunun için çok önemli. Eğer dünyada bir kriz söz konusuysa bu tüm dünyayı ilgilendirir. İşte bu orkestra da bunu söylüyor.

- Orkestra üyeleri Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve Ortadoğu'da yaşıyor. Peki ne sıklıkla bir araya geliyorlar? - Her yıl yaz aylarında Sevilla'da buluşup uzun süre birlikte vakit geçiriyor, prova yapıyoruz. Bir-iki önemli etkinlikte çalmak için de bir araya geliyoruz.

- Grubun ismi nereden geliyor peki?
- Bu isim, Goethe'nin şiir ve yazılarının toplandığı 13 ciltlik West-Eastern Divan kitabından geliyor. Ve Doğu ile Batı'nın buluşmasını çok iyi bir şekilde anlatıyor. Orkestra şu an batıdaki birçok ülkede konser vermiş durumda ama Ortadoğu'da hiçbir ülkede başaramadık bunu. Çünkü politika izin vermiyor. Ne İsrail, ne de Filistin böyle bir fikre açık değil. Ayrıca İran, Ürdün, Suriye gibi diğer Ortadoğu ülkelerinde de çalamıyoruz. Zaten üyelerimizin geldiği ülkelerin istisnasız hepsinde konser verebildiğimiz gün, orkestramız asıl amacına ulaşmış olacak. Ama o gün, bir gün gelecek biliyorum. Bunu da politikacılar değil; insanlar, halklar başaracak.

MÜZİĞİ ARAMIZA KÖPRÜ YAPTIK

Doğu-Batı Divan Orkestrası'nda viyola çalan İsrailli Ori Wissner-Levy ile Filistinli Tyme Khleifi ile de konuştuk

- Orkestraya dahil olma hikayeniz nedir?

- ORIWISSNER-LEVY: Birlikte çalıştığım bir öğretmenim beni, Daniel Barenboim'e tavsiye etti ve bu sayede orkestraya dahil oldum.
- TYME KHLE IFI: Ben 13 yaşımdan itibaren parçasıyım. Başlarda, bir grup Filistinli müzisyen arkadaşımla birlikte sadece izleyici olarak onlara eşlik ediyordum, 2003 yılında ise viyolonist olarak orkestranın bir üyesi oldum.

- Orkestranın amacı hakkında ne düşünüyorsunuz?

- O.W.: Bu orkestra sayesinde birlikte konuşmakta zorluk çeken insanlar, birlikte müzik yapabiliyorlar. Bu da aslında insanlar arasında bir şeylerin nasıl yürüyebileceğinin küçük bir örneği bence.
T - T.K.: Hepimizin Ortadoğu ile ilgili belli bir düşüncesi var ama bir araya geldiğimizde düşüncelerimizi bir yana bırakıp birlikte müzik yapmanın keyfini sürüyoruz.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Ortadoğu’ya barışı politikalar değil, insanlar getirecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN