Yoksul geçen yıllarıma inat

Marcia Mossoro, lider Medipol Başakşehir takımının golcü cusu... Tam bir lı, futbol aşığı. Kalabalık ve yoksul ama mutlu bir aileden geliyor. Bugün yoksul günlerine inat, görüp beğendiği her spor ayakkabısını alıyor. “Tek lüksüm bu, bir futbolcu tutumlu olmalı. Benim hayatım hiçbir zaman toz pembe olmadı” diyor. İşte Mossoro’nun anlattıkları

Giriş Tarihi: 9.10.2016
Yoksul geçen yıllarıma inat

Jose Marcio da Costa bilinen adıyla Marcia Mossoro. Lakabı doğduğu şehir olan Mossoro'dan geliyor. Tam bir lı. Beş çocuklu kalabalık bir aileden geliyor. Mutlu bir çocukluk geçirmiş. Anne, babası çalıştığı için ağabeyleri onunla ilgilenmiş. Her lı gibi onlar da la yatıp, kalkan bir aile. Ağabeylerden biri Mossoro şehir takımının sportif direktörü, bir diğeri ise profesyonel futbolcu. Yani Mossoro'nun futbol aşığı olması kaçınılmazmış. Bugün Süper Lig'de Medipol Başakşehir'de top koşturuyor. Hem kendisi hem de takımı çok formda. Medipol Başakşehir ligin lideri, Mossoro ise ligin en golcü oyuncularından biri. Çocukluğu yoksulluk içinde geçmiş Mossoro'nun. Alamadığı spor ayakkabıları öylesine dert olmuş ki içine, bugün o yıllara inat beğendiği her spor ayakkabısını alıyor. Giymese bile... Tek lüksünün bu olduğunu söylüyor. Zira futbolcunun kariyerinin ve para kazanma döneminin kısa olduğunu bu nedenle tutumlu olmak gerektiğini düşünüyor. Mossoro evinin kapısını Pazar SABAH'a açtı. Bakın neler anlattı...
- Çocukluğunuz mutlu ama yoksul geçmiş. Şimdi ekonomik durumunuz iyi. ilenize destek oluyor musunuz?
- Bugün sahip olduklarımı onlara borçluyum. Elbette karşılığını vermeye çalışıyorum. Eski evlerine kıyasla annem-babam daha iyi bir evde yaşıyor. Elimden geldiğince yardımcı oluyorum. Brezilya'da inşaat ve başka alanlarda yatırımlarım var. Brezilya'daki işlerimin başında ailem var. Birbirine bağlı bir aileyiz.
- Tutumlu biri misiniz? Yoksa geçmişin acısını çıkarmak için canınızın istediği gibi para harcayan biri misiniz?
- Futbolcunun kariyeri de para kazandığı dönem de çok kısa. O nedenle futbolcu tutumlu olmalı. Futbol sonrası da rahat bir hayat için bazı yatırımlar yapmalı. Ben de yatırım yapıyorum, savurgan değilim yani. Kendime tanıdığım tek özgürlük, beğendiğim spor ayakkabısını alma noktasında. Çünkü, çocukluğumda beğendiklerimi alamamıştım.
- O zaman kaç spor ayakkabınız var?
- Beğendiğim bir spor ayakkabıyı anında alıyorum. Kullanmayacağımı bilsem de alıyorum... Çok erkek kardeşim olduğu için belli bir süre kullandıktan sonra onlara veriyorum. Brezilya'ya en son 15 çift spor ayakkabısıyla gittim ve kardeşlerime dağıttım. Bunun dışında gayet tutumluyum.
- Zor hayatlardan başarı hikayesi daha mı çok çıkıyor?
- Brezilya'da "Mossoro Türkiye'de oynuyor, iyi paralar kazanıyor" diye düşünüyorlar. Ama arka planına bakmalı. Bugünlere kolay gelmedim. Zorluklar insanı olgunlaştırıyor, hayata karşı duruşunu değiştiriyor. Bu benim de başıma geldi. Çünkü hayat benim için asla toz pembe değildi. Futbola başladığım andan itibaren başıma gelen bir sürü zorluk oldu. Bazı arkadaşlarım zorluklar karşısında pes etti ama ben zorlukları göğüslemeyi tercih ettim ve bugünlere ulaştım.
- Nasıl zorluklar yaşadınız, anlatır mısınız biraz?
- Brezilya'da futbola başladığım ilk yıllarda önemli bir sakatlık yaşadım. Internacional Takımı'nda oynarken. Bu sakatlıktan sonra insanlar, futbola dönebilecek mi dediler ama döndüm. Portekiz'de oynarken de ayağım kırıldı ve ciddi bir sakatlık geçirdim. Çok uzun bir süre saha dışındaydım. Ama daha kuvvetli ve daha formda döndüm.

VOLEYBOLA BOYUM İZİN VERMEDİ
- Futbol çocukluk hayalinizdi her halde?
- Evet, çocukluk hayalimdi. Üst düzey futbolcu olmak istediğim için ilk günden çalışmalarımı bu yönde yaptım. Futbolda büyük rekabet var ve daha çocuk yaşlarda başlıyor. Profesyonel olduktan sonra rekabet daha da artıyor. O nedenle sürekli daha iyiye gitmem gerekiyordu. Bu gelişmeyi sağlayamasaydım, futbol olarak geriye gidecektim. Voleybolcu olmak da bir başka hayalimdi. Ama boyum buna izin vermedi.
- Biri mi keşfetti sizi, nasıl oldu futbola başlamanız?
- Brezilya'da çocuklar iki metrekarelik bir alan bulduğu zaman, hemen iki taşla kale ve saha yapar. Biz de böyleydik. Kendi aramızda turnuvalar, okullarda da maçlar yapardık. Zaten hep izleyen insanlar olurdu. İnsanlar artık beni tanımaya başlamıştı. Buralarda oynarken, bir menajer Ferroviaria takımına götürdü beni.
- Futbola küçük yaşlarda başlamışsınız... Peki eğitim durumunuz nedir?
- Ortaokula kadar, futbol ve eğitimi aynı anda götürdüm. Günde çift idman olduğu için akşam okula gitmem gerekiyordu. Ortaokul döneminde ikisi zor oldu. Ayrıca ben şehir değiştirmek zorunda kaldım. İkisini yürütemediğim için ortaokulu uzaktan eğitimle tamamlayabildim.
- Herhangi bir futbolcudan etkilendiniz mi?
- Pele dönemine yetişemedim. Ucundan biraz Ziko'yu izleyebildim. Ama direkt etkilendiğim kimse olmadı. Zaten kardeşler olarak sürekli futbol oynuyorduk. Evimiz futbol sahasının iki metre yanındaydı. Sürekli futbol maçları izleyip, oynuyorduk. Ama içinde bulunduğum ortamdan dolayı futbol oynadık. Benim de bir potansiyelim var ki, bu ortaya çıktı.
- Peki şu an hayal ettiğiniz noktada mısınız? Yoksa daha yolunuz var mı?
- Bugün kulübümden ve ortamımdan çok mutluyum. Ama bazı şeyler de içimde kaldı; Mesela Braga'da oynarken UEFA finalini kaybettik. Porto'ya karşı kazansaydık, Avrupa Şampiyonu olacaktık. Yine Braga'da lig şampiyonluğunu son anda kaçırdık. 33 yaşımda olduğum için insanlar benim artık son demlerimde olduğumu düşünebilir. Ama ben hâlâ gerçekleştirilecek hayallerimin olduğuna inanıyorum. Bu ucundan kaçırdığım şeyleri gerçekleştirebileceğimize inanıyorum. Başakşehir'de de iki sezonu dördüncü olarak bitirdik. UEFA'yı erken bırakmak zorunda kaldık. O nedenle gerçekleştirilecek rüyalar var.

ARKADAŞINA GÖNDER
Yoksul geçen yıllarıma inat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN