İyiliğin önünde hiçbir engel duramıyor

Ece Çiftçi, 14 yaşında çocuklara yardım etmek için Şanlıurfa’ya giderek SosyalBen’in temelini attı. Bu kararı hayatını şekillendirdiği gibi, 18 bin çocuğun hayatına dokunmasının da yolunu açtı. Şimdi 23’ünde olan ve SosyalBen’i bir vakıfa dönüştüren Çiftçi: İyiliğin gücüne inanıyorum. İnsanları ayakta tutan en kuvvetli güç umut. Umudu kaybetmediğimiz sürece iyiliğin önünde hiçbir engel duramıyor

Giriş Tarihi: 25.6.2017
İyiliğin önünde hiçbir engel duramıyor

Yıl 2009... Ece Çiftçi henüz 14 yaşında. Okuduğu liseye Prof. Peter Dalglish geliyor ve insanların hayatına nasıl dokunmak gerektiğine dair bir konuşma yapıyor. Ece çok etkileniyor bu konuşmadan. O zaman karar veriyor iyilik meleği olmaya. O küçük yaşına bakmadan kalkıp birkaç arkadaşıyla birlikte Şanlıurfa'ya gidiyor. Suriye sınırına yakın bir bölgedeki gençlik merkezinde çalışıp ilk defa insanların hayatına dokunmak ne demek deneyimliyor. Sonradan büyüyecek olan SosyalBen'in ve Ece'nin hayatını şekillendirecek yolculuğun ilk adımı böyle atılıyor.
Ece, SosyalBen projesiyle, dezavantajlı bölgelerde yaşayan 2-13 yaş arasındaki çocuklara yönelik etkinliklerle onlara hem yaşadıkları sıkıntıları unutturuyor hem de onların sosyal becerilerini ve benliklerini keşfetmesini, geliştirmesini sağlıyor.
Projesi her yıl daha da büyüyor, Ece de. Yaşadığı toplumu daha iyi anlamak adına sosyoloji okumaya karar veriyor. Oxford ve Harvard'dan kabul alıyor ama o SosyalBen projesini bırakmamak adına Türkiye'de kalıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde okuyor. Önce dernek kuruluyor sonra da vakıf.
Türkiye'de 350 gönüllüyle çalışan, 7-13 yaş arası dezavantajlı çocuklara dans, drama, spor, yaratıcı yazarlık, resim, müzik ve benzeri eğitim çalışmalarının yapıldığı SosyalBen zamanla Türkiye sınırlarını aşıyor. Afrika'da Zambiya, sonrasında Makedonya, Nepal, Kamboçya derken bugün 18 bin çocuğun yararlandığı bir iyilik ağına dönüşüyor.
Sıradan bir insanın iyilik yapma gücünün önünde hiçbir şeyin duramayacağının ayaklı kanıtı Ece Çiftçi. O, şimdi 23 yaşında ve Almanya'da düzenlenecek olan G-20 Zirvesi öncesinde genç girişimci kadınların davet edildiği Girls20'de geçtiğimiz hafta Türkiye'yi temsil etti. Ece'yle hayatının yolculuğunu ve SosyalBen'i konuştuk...
- 14 yaşında insanlara yardım etmek için Şanlıurfa'ya gidiyorsunuz. Bu ezber bozan bir yolculuk. Yıllar sonra dönüp bakınca bu yolculuk size cesurca geliyor mu?
- İyi ki yaptım dediğim bir şey bu yolculuk. Cesaretten çok inançlı olmamla alakalı. Bu yolculuk bana bir şeye inandığım zaman neler yapabileceğimi göstermesi açısından çok iyi bir yol haritası oldu. Belki de verdiğim en doğru kararlardan biriydi.
- Anne-babanızın tepkileri ne olmuştu?
- Kaygılandılar. Sonuçta küçücük bir kız gelip tatilde Urfa'ya gitmek istediğini söylüyor. İlk iki projemde anne-babam da benimle gelmişti. "Hayır gidemezsin" demek yerine, yıllık izinlerini benimle Urfa'da kullandılar. O yüzden onlara ne kadar teşekkür etsem az.
- Bu yolculuk sizin hayatınızı da şekillendirmiş. Sosyoloji okumaya karar vermeniz mesala. Bundan sonra nasıl şekillenir hayatınız sizce?
- Sosyoloji okumamın sebebi daha fazla bu alanla ilgili neler öğrenebilirim, yaşadığım toplumu nasıl daha iyi tanıyabilirim sorularına yanıt bulmam içindi. Bundan sonra hayatımı şekillendirecek olan da katıldığım projelerde, daha çok kimleri ve hangi grupları nerede temsil edeceğimle ilgili. Almanya'da bulunmam bana bu noktada inanılmaz bir cesaret verdi. 23 yaşında bir kız olarak koca bir ülkeyi, Türkiye'yi temsil etmeye çalışıyor olmam bile yaşıtlarımız için çok değerli.

HAYALİM HARVARD, OXFORD DEĞİLDİ

- Oxford ve Harvard'a kabul almış ama gitmemişsiniz. Kabul kararlarını geri çevirmek zor bir tercih miydi ve şimdi iyi ki de gitmemişim diyor musunuz?
- O anda da çok zor bir karar vermedim aslında. Çünkü hayallerim net olduğu için kararlarım da her zaman netti. Şimdi de aynı şeyi savunuyorum. SosyalBen'i ve gelen okul kabullerini bir tartıya koydum ve sordum kendime, "Hangisi benim hayalimdi" diye. Benim hayalim SosyalBen'di. O yüzden ben de hayalimi seçmeyi tercih ettim. Herkesin hayalinin bir parçası belki de Harvard, Oxford gibi üniversitelerde bulunmak olabilir ama açıkçası beni bu okullar SosyalBen kadar heyecanlandırmadı.
- "Bir insan isterse çok şeyi değiştirebilir" denir. Siz ve yaptıklarınız bunun kanıtı gibi. Bu perspektiften bakınca insanlara ne söylemek istersiniz?
- Ne yapıyorlarsa ve neyle ilgileniyorlarsa kimse içindeki gücü küçümsemesin. İlgili oldukları şeye inanmaya ve etrafını da inandırmaya devam etmeleri gerekiyor. Benim yaptığım işe bakarsanız çoğu kişi "Hayatını bu işle idame ettiremezsin" der. Fakat ben o kadar inandım ve inatçı oldum ki etrafımdaki herkesi de inandırmaya başladım. İçimden bunu destekleyecek güç geliyordu. Herkes aynı şeyi yapmak zorunda değil. Eminim ki insanlar hayallerini takip ederse toplumda daha büyük farklar yaratacaklardır.
- Almanya'da projeniz nasıl karşılandı? Neler hissettiniz Gilrs20 zirvesinde?
- Türkiye'de çok güzel bir yansımamız vardı fakat daha önce böylesine uluslararası profesyonel bir ortamı deneyimlememiştim. Almanya'da da Türkiye'de olduğu gibi SosyalBen'in hikayesi çok ilgi çekti ve bu beni fazlasıyla mutlu etti. Yani sonuçtan çok hikayenin gelişim aşamasıyla ilgilendiler. Şunu fark ettim ki en önemli şey, işin hikayesi ve hikaye ile büyüyen bir yapısının olması.
- İlerleyen günlerde dünya liderlerine de sesleneceksiniz. Onlara ne söyleyeceksiniz?
- Bu genç kadınların olduğu bir zirve ve hepimizin G-20 liderlerine bir mesajı var. Benim mesajım da kadınların liderlik alanında eğitimlerle güçlendirilerek aktif olarak politik alanlarda yer alması şeklinde olacak.

YÖNETMEN, DANSÇI OLMAK İSTEYENLER VAR

- Şimdiye kadar yaklaşık kaç çocuğun hayatına dokundunuz. O çocuklardan nasıl geri dönüşler aldınız?
- SosyalBen Vakfı şimdiye kadar 18 bin dezavantajlı öğrencinin hayatına dokundu ve onlardan aldığım geri dönüşler de gerçekten çok güzel. Örneğin Tan Sağtürk Dans Akademisi'nde burslu dans eğitimi alan bir öğrencimiz var. Yine, film atölyesinde kendi potansiyelini keşfedip ileride yönetmen olmak için kendini geliştirmeye çalışan bir öğrencimiz var. Yaş grubumuz biraz küçük olduğu için başarıyı deneyimleyebilmek için biraz daha uzun bir süre geçmesi gerekiyor.
- Tüm bu SosyalBen macerasında hiç unutamadığınız neler var?
- Her saha çalışmasından sonra çocuklar bize bir mektup yazıyor ve bir gün şöyle bir mektup geldi. 'Sosyal- Ben ile hiç yüz yüze tanışmadım ama bence çok iyi biri' yazıyordu. Çocukların gözünden SosyalBen'in ne olduğunu bence bu satırlar çok iyi anlatıyordu, dolayısıyla o mektubu hiç unutamıyorum. Çok değerli benim için.

TÜRKİYE'NİN İYİ NİYET ELÇİSİ OLMAK İSTİYORUM

"İyiliğin önünde hiçbir şey duramaz" diyorsunuz. Dünyanın hali de malum. Karamsar hissettiriyor insanlara. Siz ise adeta karamsar olmayın, iyilik yapın diyorsunuz.
- Kesinlikle, iyiliğin gücüne inanıyorum. Aynı zamanda umuda da inanıyorum. Dünya bu kadar karamsarken bir taraftan da umutları için yaşayan bir sürü insan var. Çalıştığım bunca dezavantajlı ülkelerde ve şehirlerde gördüğüm en önemli şey, insanları ayakta tutan en kuvvetli gücün umut olması. Umudu kaybetmediğimiz sürece iyiliğin önünde hiçbir engel duramıyor.
- İleriye dönük hedef ya da hayaliniz nedir?
- En büyük hayalim Türkiye'nin iyi niyet elçisi olabilmek. Çünkü biz gerçekten iyiliği algılamada, uygulamaya geçirmede hayli başarılıyız. Ama biraz daha göz önünde olmaya ihtiyacımız var.

Bugün neler oldu? (25.06.2017)

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
İyiliğin önünde hiçbir engel duramıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN