Artık, “Ah 2000’ler ne de güzeldi” diye nostalji yapan gençler var biliyor musunuz? Her on yıllık periyotta kuşakların yaşayışı, kahramanları, algıları değişiyor. Biz de Türkiye’den dört farklı kuşağı temsil eden dört farklı meslekten insanı bir araya getirip, 80’leri, 90’ları, 2000’leri ve dahi 2010’ları, onların gözünden masaya yatırdık... Ortaya Türkiye’nin son 40 yılının sosyolojik haritası çıktı!
Haftalık gündem toplantımızda, ekibimizin çiçeği burnunda ve en genç muhabirlerinden Halay attı konuyu ortaya ve ortalık karıştı! Z kuşağından bahsediyordu Halay... "Artık 2000'lerin başlarında, 90'ların sonlarında doğan kuşağın sesi çıkıyor her alanda, kendi tarzlarını, yaşayış biçimlerini, iş ve hayat anlayışlarını oluşturuyorlar" diyordu. "Buraya bir baksak" diye de ekliyordu. Halay'ın bahsettiği 2010 kuşağıydı. Zira X, Y, Z diye kodlamak Amerikan kafasıydı. Bizde on yıllık periyodlarda kuşaklar birbirinden epey farklılaşıyor, kendi kahramanlarını, yaşama biçimlerini oluşturuyordu. 70, 80, 90, 2000 derken söz sırası 2010 kuşağına gelmişti. Sonra, toplantıda tatlı bir sohbet başladı. Aramızda hemen her kuşaktan birileri olduğu için muhabbet harlandı. Kimisi "Biz gazyağı kuyruğunda beklerken, son kuşak iPhone kuyruğunda bekliyor" dedi, kimisi "Cep telefonu olmadan nasıl buluşuyordunuz ben anlayamıyorum" diye şaşkınlığını ifade etti. Belli ki, aynı kuşakların oturup yaptığı tatlı nostaljiden farklı bir heyecan vardı farklı kuşakların sohbetinde. Biz de buradan hareketle, farklı kuşakları bir araya getirip, kendi dönemlerini ve diğer kuşaklarla olan iletişimlerini konuşalım dedik. 20'li, 30'lu, 40'lı ve 50'li yaşlarda dört kişi bir araya getirdik... Oğulcan Güler 93 doğumlu, yani gençliğinin baharını 2010'larda yaşayan bir son kuşak, moda pazarlama uzmanı. Özlem Ünsal Akdoğan 86 doğumlu, sanat danışmanı. 2000'ler onun temsil ettiği kuşak. Gaye Tığlıoğlu 74 doğumlu, balerin ve pilates hocası. 90'lar çocuğu... Niyazi Coşkunsoy ise 64 doğumlu, fuar organizatörü. Bir araya getirdiğimiz ekibin 'abi'si. Hem 70'leri biliyor, hem de 80 kuşağını temsil ediyor...
- Oğulcan, en gencimiz olarak seninlebaşlayalım. Neler yapıyorsun,nasıl geçiyor hayatın? - Oğulcan Güler(24): 93 doğumluyum, sanat yönetimi okudum modacı Özlem Süer'le çalışıyorum. Marka sorumlusuyum.
- Sen direkt internete doğdun değilmi? Hayatının doğal bir parçası... - O.G: Ben ilkokul dörtteyken geldi internet bizim evimize.
- İlk cep telefonuna ne zamansahip oldun? - O.G: İlkokul üçte.
- Niyazi Bey telefonun ne kadar kıymetliolduğunu hatırlarsınız. Başvurupeve bağlanması yıllar sürerdi. Siz telefonlubir evde mi doğdunuz? - Niyazi Coşkunsoy (54): Hayır tabii ki. 70'li yıllarda telefon almak çok zordu. Babamın görevi itibari ile tercihli telefon istemiştik. Tercihli telefon sadece çok önemli kişilere bağlanıyordu. IBM'in müdürüydü babam. Koskoca bir sitede bir telefon sizde olunca seyreyleyin cümbüşü. Saat 18.30-19.00 gibi akşam yemeği yenirdi. Üst komşumuz gelip asker oğluyla konuşmak için Erzincan'a telefon bağlattırırdı. Biz 23.00 gibi yattığımızda anca telefon bağlanırdı. Babam bağırırdı "Koş amcana haber ver" diye.
- 70'lerin de bir kısmını en azındanergenlik dönemi olarak idrak etmişsinizama gençliğiniz 80'lere denk geliyor.Nasıl tarif edersiniz o dönemi? - N.C: Babamın görevi dolayısıyla Ankara Oran Sitesi'nde büyüdüm parlamenter çocukları ile beraber. Çok değişken bir gelir skalası vardı ama çocukların yaşam tarzları aynıydı. Babalarımızın altında lüks arabalar yoktu.
GÖSTERİŞ ÇAĞINDAYIZ
- Fakir-zengin, alt gelir-üst gelir çokbirbirinden ayrı yaşamıyordu sanki odönemlerde... - O.G: Şimdi gelir farkı günlük yaşam düzenini çok etkiliyor. Bizim kuşak böyle bir şey yaşamadı. Bizim dönemimiz herkesin sahip olduğunu birbirinin gözüne sokma dönemi. Sosyal medya bizim hastalığımız oldu. Orada herkes neyi varsa, hangi markaya, hangi üst yaşam düzeyine sahipse onu satıyor.
- Nasıl eğlenirdiniz o dönem? - N.C: En büyük eğlencemiz mahalle oyunlarıydı. Okuldan sonra paldır küldür aşağı inip top oynamak, ıslak bir çamur bulursak çivi oynamak ya da misket oynamak. Bir de bisiklete binmek. Bisiklet lüks bir şeydi. O zamanların Pinokyoları vardı... 3-5 kişide de vardı.
- Arkadaşa 'bir tur vermek' adettendibisikleti... - N.C: Tabii bir tur istenirdi. Bir tur vermek, o tur karşılığı para almak.
- Oğulcan senin eğlencelerinnelerdi? - O.G: Biz de sokakta çok oynadık. Bayblade, tasolar falan. Ama sonra dünyamız bilgisayara kaydı. Oraya sığındık. Bu arada bu telefon meselesine kendi açımdan baktığımda o zaman nasıl buluştuğunuzu anlayamıyorum... - N.G: O zaman söz sözdü. Evden çıkarken, ev telefonundan arardınız arkadaşınızı.
ATM BİR MUCİZEYDİ
- Oğulcan, sosyal medyayla arannasıl? - O.G: Biz orada yaşıyoruz. Olmakisteğimizle olduğumuz arasında kendimiziyansıttığımız bir yer orası. Oradaabarttığımız, en iyi hallerimiz var.
- Özlem Hanım, 86 doğumlu olarak,gençliğiniz 2000'lere denk geliyor. Hayatıilk algıladığınız dönemden nelervar aklınızda? - Özlem Akdoğan (32): İnternet, bilgisayaryoktu. Bilgisayar ve cep telefonuben ortaokuldayken yaygınlaşan birşeydi. Faks kullanımını hatırlıyorum.Onun dışında Amerikan Pazarı diye birkavramımız vardı. Oraya ithal çikolata,oyuncak almaya falan giderdik. Uçağabinmek çok önemliydi. İlk uçağa bindiğimzamanı hatırlıyorum. Herkes anlattırmıştınasıldı diye.
- Oğulcan sen hiç jeton gördün mü? - O.G: Telefon jetonu gördüm amahiç kullanmadım. Kart kullandım. Evdeeski kullanılmayan jetonlar vardı. Amaobje olarak severim jetonu. - Ö.A: ATM yeni çıkan bir şeydi bizde,heyecan verici bir şeydi sokakta paraçekmek! Ben 2000 kuşağı olarak hâlâşaşırırım ATM'ye. Heyecanlandırır beni.Oğulcan güler herhalde bu duruma.
- Gaye Hanım, biz sizinle aynı kuşaktanız.70'ler romantik, 80'ler rüküştü.90'larda ikisi birden vardı sanki.Biraz romantizm biraz rüküşlük... Birsalaşlık... Ne dersiniz? - Gaye Tığlıoğlu (44): Her iki kuşaktanda etkilendiğimizi düşünüyorum 90kuşağı olarak. Böyle bir arada kalmışlıkvardı sanki bizde. Bir karanlık, bir içekapanış vardı. Herkes kendine yeni biryol alıyordu. Boşuna pop patlaması odönemde yaşanmadı. Darbenin izleriyeni yeni geçiyordu.
- Müthiş bir arayış ve boşluk duygusuda vardı 90'larda. Kılık kıyafete kadaryansıdı. Salaş oduncu gömlekler,asker botları... - G.T: Bence 80 darbesindensonra birçok şeyin yasaklanmasıylailgiliydi. Biz biraz izole olduk. Amakendimizi aradık hep. Ben bu sayedesanata, baleye yöneldim.
- Niyazi Bey kendi döneminizdenmasada oturanları şaşırtacak bir anınızvar mı? Mesela Oğulcan'a "Vaybe, o kadar mıymış" dedirtecek... - N.C: Olmaz mı? Haftada kaç kezduş alıyorsunuz? Hemen hemen hergün. Benim çocukluğumda yoktu öylebir şey. Pazar günleri ve çarşambagünleri alırdık. Gaz bidonunu verirlerdielime. Doğru giderdim, GüleryüzBakkaliyesi'ne, kocaman bir gaztenekesi... Önünde bir kuyruk, elimdebidon, gaz sırası beklerdim. - Ö.A: Benim mesela gençlikdönemlerime dair hatırladığım şeygenellikle yerel markaları kullanışımızdı... - G.T: Yerli Malları Haftası diyebir şey vardı, okullarda kutlardık.Şimdi ne kadar havalı ve yabancımarka kullanıyorsan o kadar gözdesindurumuna geldik. - N.C: Sana yağ bulamazdık. Ambalajlıbisküvi yoktu. Bir yağlı kağıdıniçine doldururdu bakkal bisküvileri.
- Nasıl vakit geçirirdiniz? - O.G: Lisedeyken falan JustinTimberlake, Britney Spears, ChristinaAguilera. Bayılıyorduk onlara. Bir dedeli gibi sinemaya gitmek tabii... Vetabii ki Harry Potter. Hem okuyordukhem izliyorduk deli gibi. - N. C: Bizim dönem araba kullanmakacayip fenomendi. Delikanlılıkdöneminde babanızın arabasını kaçırırsınız.Bağdat Caddesi'nde KristalBüfe'nin önünde oturmak, onunla bununlalak lak yapmak. Tabii fenomenimizTurgut Özal'dı. Metin Akpınarve Zeki Alasya'ya bayılırdık. Ya bir tiyatrooyununun teyp kaseti çıkar mı!Teypten dinlerdik Zeki Alasya, MetinAkpınar'ın oyunlarını. - O.G: Allah Allah!
KUŞAKLARIN SOSYOLOJİK ANALİZİ
İnönü Üniversitesi Öğretim üyesi, sosyolog Doç. Dr. Vehbi Bayhan bizim için dört kuşağın sosyolojik analizini çıkarttı.
80 KUŞAĞI: APOLİTİK, BİREYCİ, TÜKETİCİ
1980'lerde gençler, ABD'de Reagan, İngiltere'de Thatcher ve Türkiye'de Özal'ın uyguladığı neoliberal ortamda gözlerini açtılar. 80'li yıllarda ortaya çıkan genç kuşak yuppie diye adlandırıldı. Yuppie, İngilizce'de (young, urban, professionals) 'genç, şehirli profesyonellerin' kısaltılmışını simgeler. Sınıf atlama amaçtır. Bu anlamda neoliberalizmin ürünü olan yuppie; sabırsız, çalıştıkları işleri parasal ihtiyaçlara cevap verebilecek araç olarak gören yeni işadamı kuşağıdır.
90 KUŞAĞI: TÜKETİCİ MARKA GENÇLİĞİ
Nescafe içen, Benetton'dan giyinen, Hyundai marka arabası ile McDonalds'a doğru yol alırken, Amerikan-İngiliz rock müziği dinleyen tüketici. İnternette 'chat' (sohbet) yapan, bunalıma girdiğinde antidepresan ilaç kullanan küresel insan. Küresel kültürün tüketime ve markaya endeksli yaşam tarzı modelleri, Türk gençliğini de etkiledi. Bu bağlamda, 1990'lı yılların gençliğini betimleyen bir terim, yine gençler tarafından türetilmiştir; 'tiki'. Tiki, dış görünüşe her şeyden daha çok önem veren, marka giymeye meraklı, tüketim toplumunun pasif bir izleyicisi, hatta 'köle'sidir adeta.
2000 KUŞAĞI:İNTERNET, SANAL ALEM, ŞİDDET
Parmak arası terlik, iPod, tatoo ve kapri pantolonlar tarzlarının bir parçası. Çalışmayı seviyor ama hayatlarının sadece iş olmasını istemiyorlar. Otoriteye meydan okuyan, önce ailelerini sonra da patronlarını sorgulamaktan çekinmeyen ve kısa zamanlamalarda iyi iş çıkarmaya odaklı bir kuşak. İş hayatında son derece seçici, diğerlerinden hızlı çalışıp başarısını çabuk kanıtlama çabasında.
2010 SONRASI KUŞAK:BİLİM KURGU DÖNEMİ
Cep telefonuyla çekilen video ve fotoğrafları sosyal medyadan servis edilip paylaşılıyor. Çocuk ağlamasın diye üç aylıkken eline cep telefonundan veya tabletten çizgi filmler açılıyor. Yaşlı nesiller bankamatikten para çekmeye, e-mail almaya ve kullanmaya korkarken, yeni nesil bunların içine doğuyor. Bilimkurgu roman ve filmlerin gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz.
Oğulcan Güler (24) Moda pazarlama uzmanı
Biz çok sabırsızız çünkü...
"Bizim kuşağımız çok sabırsız. Sosyal medya devrinin çocuklarıyız. Ben bile şu andan 'Ah 2000'ler ne güzeldi, ne doğaldı' diyorum, hani siz 80'ler 90'lar nostaljisi yapıyorsunuz ya bizim de 2000'ler nostaljimiz var. Eskiler daha sabırlı olduklarını anlatıyor. Gelir uçurumları arasında fark olsa da bunun günlük hayata yansımadığını anlatıyor. Herkesin birbirine benzer bir hayat sürdürdüğünü söylüyorlar. Ama ne yazık ki bugün böyle değil bu. Herkes hayatını, kullandığı markayı, hırsı önplana koyuyor. Ve biz de her şeyi hemen istiyoruz böyle olunca. Çünkü herkes olduğuyla övünüyor, olduğunu abartarak bir yerlere geliyor."
KUŞAKLARIN SEMBOLLERİ
80'LER
Kılık kıyafeti: Şalvar pantolon, streç kot, kat kat perma saç, pembe ruj, vatka, tunik, enseden uzamış saç, Amerikan tıraşı, Nike Air, kırmızı Converse, espadril, baklava desenli Shetland kazak (pantolonun içine sokulur), omuza aslına kazak. Mekanları: Hamburgerci, kafe, park, disko, Levi's mağazası, Köprüaltı (Eski Galata Köprüsü), Fethiye. Alamet-i farikaları: Özal, Michael Jackson, Madonna, Samantha Fox, Prekazi, Şeytan Rıdvan, video, Pinokyo bisiklet, Greenpeace rozeti, telsiz (break break arkadaş arıyorum), Commodore 64, Pınar Şaşal. Fetişleri: Beyaz Gölge, Kara Şimşek, Top Gun, Break Dans, Bruce Lee ve karate kursu. Objeleri: Sony walkmean, renkli TV, video Jargonu: Herıld yani, hayret bişi, no problem, don't panic, don't worry be happy, no comment, moruk, takılalım, şok oldum, yihuu, ne iş, ince iş, ne ayak!, çok kafa çocuk, işi bileceksin işe gitmeyeceksin, kendine iyi bak, baaayy!
90'LAR
Kılık kıyafet: Üst üste giyilen tişörtler, dar, siyah kot, postal, uzun saç, top sakal, taşlı-boncuklu kolye ve yüzükler, sandalet. Mekanları: İstiklal Caddesi, rock bar, Olimpos. Alamet-i farikaları: Tansu Çiller, grunge akımı, tekno, Kurt Cobain, Windows, Ericson cep telefonu. Jargonu: Ay inanmıyorum, deeermişim, alemlere akalım, şok oldum, abi ya!, uçmuşsun, canısı, tammam, ağzı olan konuşuyo, şekil yapmışsın, imaj yapmışsın, sevgili yapmışsın.
2000'LER
Kılık kıyafet: Düşük bel pantolon, g-string, sarı saç, numaralı tişört, Puma ayakkabı, dövme. Mekanları: Club, nargileci, simit evi. Alameti farikaları: Britney Spears, CNBC-E, Ekşi Sözlük, kameralı cep telefonu, Uzakdoğu sporları, diyet kola, DVD. Jargonu: Yıkılıyooo, oha falan oldum, ben orda bi' tip böyle kaldım, ollldu canım, slm nbr.
2010'LAR
Kılık kıyafeti: Mom jeans, saçlarda ombre, Vans ayakkabılar, kısa sweatshirt, Adidas superstar, yırtık kotun içinde file çorap. Mekanları: Alaçatı Ot Festivali, Cappadox, şık Karaköy kafeleri, Fener ve Balat'ta Instagram için fotoğraf gezileri, üçüncü nesil kahveciler. Alamet-i farikaları: Rihanna, Justin Bieber, Aleyna Tilki, Selena Gomez, Ezhel, Alacakaranlık serisi, Kerimcan Durmaz Fetişleri: Aşk-ı Memnu, Survivor, Instagram, YouTube'dan video izlemek, internet dizileri, blog yazarlarının kitap çıkarması (Pucca), konum bildirme uygulamaları. Objeleri: Blackberry, Iphone, tabletler, Apple watch. Jargon: Minnoş, bebeğim, minnoş tanesi, aşkımsu, kardo, pampa, her kelimenin sonuna -ce -ca eki eklemek, laykladım, unfollowladım, stalklamak.