Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Beynini kandırırsan kiloyu verirsin

Kilo vermek için en doğru diyet hangisi? Bilim dünyasında çeşitli teoriler var; kimi kilo alımını yağ tüketimiyle bağdaştırıyor kimi ise daha çok protein tüketimini teşvik ediyor. Bilim insanlarının fareler üzerinde gerçekleştirdikleri son araştırma ise bu tartışmalara yeni bir soluk getirecek gibi

Giriş Tarihi: 22.7.2018
Beynini kandırırsan kiloyu verirsin
Fazla kilolardan kurtulmak çağımızın en önemli çabalarından biri haline geldi. En temelde her şey temel bir doğa yasası olan enerjinin korunumuna dayanır. Eğer harcadığınız kalori, aldığınız kaloriden fazla ise, yani vücut toplamda enerji kaybediyorsa o zaman kilo verirsiniz. Burada kalori, bir enerji ölçü birimidir. Diğer taraftan harcadığınızdan çok enerji alıyorsanız kilo alırsınız. Bu, temel fiziğin koyduğu, bütün diyet programlarının uyması gereken en temel yasadır. Vücudumuz gıda ile enerji alır. Öte yandan üç temel süreçle enerji kaybeder: Metabolizma, sindirim (aldığımız gıdayı parçalamak için kullandığımız enerji) ve fiziksel aktivite. Aldığımız kalori, yani enerjinin çoğunluğu metabolizma ile yakılır. Metabolizma hızı kişiden kişiye değişir ve genelde metabolizma hızı yaşlandıkça düşer. Dolayısıyla kişi yaşlandıkça, aynı miktarda yemek yese de metabolizma hızı düştüğü için daha çok kilo alır. Yukarıda sunduğumuz denklemdeki sindirim ve metabolizma aracılığı ile harcanan enerjiyi kontrol etmemiz pek mümkün değildir. Dolayısıyla kilo vermek için kontrole açık olan iki unsur vardır, biri yemek diğeri de fiziksel aktivitedir.

ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER MEVCUT
Yediğimiz yemeğin kalori içeriği en temel etken olsa da, metabolizma hızı, acıkma gibi faktörler, aldığımız gıdanın içeriği ile yakından ilişkilidir. Gıdanın içeriği ile aldığımız kilolar arasındaki ilişki konusunda yıllar içerisinde farklı görüşler belirdi. 1980 ve 90'larda kilo alımının aldığımız gıdalardaki yağ oranı ile ilişkili olduğu fikri yaygındı. 2000'lerde yağ, yerini özellikle şeker gibi işlenmiş karbonhidratlara bıraktı. Bu dönemlerde kaleme alınan çok sayıda popüler kitap, karbonhidrat tüketimini eleştirirken, yağ tüketmenin kilo vermeye yardımcı olduğunu savundu. Bunun sonucunda karbonhidrat tüketimini ciddi oranda düşürmeye dayanan Atkins diyeti, karbonhidratı azaltıp yüksek miktarda yağ tüketmeye dayanan ketojenik diyet gibi çok sayıda diyet popüler oldu. Bu fikirler özellikle 'ın çabaları ile 'de de popüler oldu. Son yıllarda ortaya çıkan bir başka görüşe göre ise kilo almak karbonhidrat tüketiminin fazlalığından çok, protein tüketiminin az olması ile ilişkilidir. Bu görüşü savunanlara göre beslenmenin esas hedeflerinden biri günlük protein ihtiyacımızı karşılamaktır. Vücut, yeterince protein almadığı zaman daha çok gıdaya ihtiyaç duyar, bunun sonucunda da az proteinli bir diyet izlediğimiz zaman protein ihtiyacımızı karşılamak için daha çok yemek yeriz. Daha çok yemek yiyince de daha çok kalori alır, sonuç olarak da kilo alırız.

EN BÜYÜK DİYET ARAŞTIRMASI
Peki, bu görüşlerden doğru olanı hangisidir? Cevap vermek çok kolay değil, zira insanların yediği yiyecekleri uzun bir süre boyunca sistematik olarak kontrol edip, bunların kilo almaya etkisini incelemek zor. Ancak bu deneyi hayvanlar üstünde yapıp muhtemel bir cevap elde edilebilir. Nitekim geçtiğimiz hafta Aberdeen Üniversitesi ile Çin Bilimler Akademisi'nden bilim insanları bu konu ile ilgili yapılmış en büyük deneyin sonucunu Cell Metabolism isimli dergide yayımladılar. Fareler üstünde yapılan çalışma, şaşırtacak sonuçlar ortaya koydu. Söz konusu araştırma, yağ oranının yüzde 8,2 ile yüzde 80 arasında, karbonhidratın yüzde 10 ile yüzde 80 (şekerin yüzde 5 ile yüzde 30) ve protein oranlarının yüzde 5 ile yüzde 30 arasında değiştiği toplam 29 farklı diyet içermektedir. Bu 29 farklı diyet, tam üç ay boyunca beş farklı fare türü üstünde denendi. Bu süre, bir insanın 9 yıl boyunca aynı diyete maruz kalmasına eşdeğerdir. Farelerin kiloları süreç boyunca 100 bin kereden fazla tartıldı, mikro-MRI cihazları ile vücut yağları ölçüldü. Bu ölçümler çoğu insanı şaşırtacak bir sonuç ortaya koydu. Farelerin kilo almasını etkileyen tek faktör yağ tüketimi idi.

YAĞ TÜKETİMİ Mİ KİLO ALDIRIYOR?
Diyetteki yağ oranı yüzde 60 kadar arttıkça, farenin aldığı kilo artarken, yüzde 60'dan sonra farenin aldığı kilo azalmaya başlıyordu. Buna karşın yüzde 60 üstünde de fare hala az yağlı diyetlere göre daha kilolu oluyordu. Karbonhidrat oranı, kalorilerin yüzde 30'u şekerden gelse bile kilo almada hiçbir rol oynamıyordu. Farelere şeker ile yağı bir arada vermek ile sadece yağ vermek arasında fark yoktu. Farelerin kilo almasında esas olan şeker değil, yağ tüketimi idi. Araştırma protein tüketim oranının önemsiz olduğunu gösteriyordu. Farelerin tükettiği protein oranı yüzde 5 gibi düşük yüzdeye çekilse bile fareler kilo almıyordu. Yani iddia edildiği gibi bir protein hedefi söz konusu değildi. Peki, neden yağ tüketimi kilo almaya sebep oluyor? Araştırmacılara göre yağ, beyindeki ödül merkezini uyarıyor ve daha çok kalori alımına yol açıyor. Bu araştırmanın fareler üstünde yapılması sebebiyle vücudumuzdaki kiloların en büyük suçlusunun tükettiğimiz yağlar olduğunu kesin bir şekilde gösterdiğini iddia etmek mümkün değil. Ancak insan ve fare fizyolojisi ile metabolizmasının birbirine çok benzediği göz önüne alındığında bu araştırmanın insanların kilo alması ile ilgili büyük ihtimalle önemli ipuçları taşıdığını söyleyebiliriz.

BİLİM TARİHİNDEN NOTLAR

Yazılarını bakkala bırakan bilim insanı

Oliver Heaviside (1850-1925) elektrik devrelerini incelemekte kullanılan karmaşık matematik teknikleri geliştiren önemli bir mühendis ve matematikçidir. Kendi kendini geliştiren Heaviside, yaptığı çalışmalarla modern elektroniğin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Heaviside garip bilim insanlarına örnektir. Özellikle 60'larından sonra ilginç davranışlar sergilemiştir. Komşularının iddiasına göre Heaviside, evini granit bloklarla döşemiş, bunları koltuk ve yatak olarak kullanmıştır. Heaviside, bu dönemlerde tırnaklarını pembe oje ile boyamış, günlerce sadece sütle beslenmiştir. İnsanlarla görüşmeyi sevmeyen Heaviside, düzenli olarak yazı yazdığı Electrician isimli dergi için yazdığı yazıları editörlere ya da yayıncıya göndermek yerine bakkala bırakmayı tercih ediyordu. Editörler, yazıları bakkala gidip alıyorlardı. Ömrünün sonlarına doğru Heaviside mektuplarını 'W.O.R.M' (İngilizce 'solucan') şeklinde imzalamaya başlamıştı. Bu imzanın ne anlama geldiği konusunda kimsenin bir fikri yoktu. Heaviside, sürekli yazma isteği uyandıran hipergrafi hastalığından muzdaripti.

BİLİMSEL BİLMECELER

Ayşe odanın ışıklarını tamamen kapatmasına rağmen Ahmet kitap okumaya devam etmektedir. Oda zifiri karanlık olmasına rağmen Ahmet nasıl kitap okuyabilmektedir? Bu mümkün müdür?
Beş balıkçı beş dakikada beş balık tutuyorsa, elli balıkçının elli balık tutmak için kaç dakikaya ihtiyacı vardır? Çözümü haftaya Pazar SABAH'ta

GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMLERİ

İlk bakıştaki beklentinin aksine turnuvaya katılan bu takımın attığı gollerin toplamının çarpımına göre yüksek olma ihtimali fazladır. Zira bu takım muhtemelen bir maçta hiç gol atamayacak, bu da çarpımı kalıcı olarak sıfırlayacaktır.
Bu cümle "Bana TV vermeyeceksin" cümlesidir. Eğer ki size elma verirsem, bu cümle doğru olur, ancak bu kurallarla çeliştiği için bunu yapamam. Eğer ki size TV verirsem, o zaman cümle yanlış olur ve yine kurallarla çelişirim. Dolayısıyla size araba vermekten başka çarem kalmamaktadır.

ŞAŞIRTAN GERÇEKLER

Bütün bebekler renk körü olarak doğar ve dünyayı siyah beyaz görür. Gördüğümüz ilk renk kırmızıdır.
Uzay boşluğuna bırakılan tüm sıvılar, yüzey gerilimi sebebiyle küre şeklini alır.
Galaksimizdeki en parlak ve büyük yıldız kümesi Omega Centauri yıldız kümesidir. Bu yıldız kümesi 150 ışık yılı alana yayılmış 10 milyon yıldızdan oluşmaktadır.
Vücudumuzdaki damarların uzunluğu 100 bin km kadardır. Bu, Dünya'nın çevresinin (40 bin km) iki katından fazladır. Üç insanın damarlarını alıp uç uca bağlayabilseydik, elde edeceğimiz şey Dünya ile Ay'ı birbirine bağlayabilirdi.

DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR

Gelgitlerin nedeninin sadece Ay'ın çekimi olduğu düşüncesi eksiktir. Ay bir gün yok olsa bile hala gelgitler olacaktır. Çünkü Güneş de güçlü çekimi ile gelgitlerin oluşmasına neden olur.
Kulağakaçan böceğinin kulağa girdiği hatta buraya yumurtalarını bıraktığı söylenir. Ancak bu söylentiler doğru değildir. Sıcak ve nemli ortamları yuva edinen bu böceğin kulağınıza girmesi ve orayı ev edinmesi pek olası değildir. Dahası bu böcek kulağınıza girse bile, kulak kanalındaki kalın kemik sayesinde fazla uzağa gidemez ve buraya yumurtalarını bırakamaz. Bu böcekten korkmanız için hiçbir gerekçe yoktur, son derece zararsız bir böcektir.

SÖZLER
"Hayatı yaşamanın iki yolu vardır. İlki, hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri ise, her şeyin mucize olduğunu düşünmektir."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Beynini kandırırsan kiloyu verirsin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN