Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Eski Türkçenin gölgesi bile yok

ilk romanı Hodbinler’de eski lisana bir saygı duruşu sergiliyor. ’ların, ’lerin üslubuyla bize bir modern zaman aşkı anlatıyor.

Giriş Tarihi: 2.9.2018
Eski Türkçenin gölgesi bile yok

aslında bir finansçı. Yıllarca büyük bankalarda üst düzey yöneticilik yapmış bir isim. Diğer yandan hatırı sayılır bir koleksiyoner. Tüm bunların ötesinde tam bir edebiyat tutkunu. Üstelik öyle sıradan bir tutku değil onunki. Türkçe'ye, Türkçe'nin yıllar önce edebiyatta kullanılış biçimine hayran biri. Bu hayranlık onu bir kitap yazmaya itti. Hodbinler işte böyle bir nedenle ortaya çıktı... 'ların, 'lerin diliyle yazılmış bir modern zaman romanı Hodbinler. Eleştirmenlerden tam not alan, okuyanı modern bir hikayenin içinden geçmişe sürükleyen bir eser...

- Çevremde 20 ila 30 yaş, 10 kişiye Hodbinler isimli bir romanın konusu ne olabilir diye sordum, fantastik ya da bilim kurgu olacağı yönündeki cevaplar çoğunluktaydı... Bunu nasıl yorumlamalıyız?

- Ne acı ki eski Türkçenin artık gölgesini bile hatırlamıyoruz. Çok değil henüz 70 yıl önce sokakta konuşulan dile, lügate yabancılaşmış haldeyiz. Dil yaşayan bir varlık, her gün, her sene kendini yeniliyor. Eski lisanı hasretle anarak, iki gencin kendi aralarında eğlenerek keşfettikleri yeni bir tabirin bir köşesinden lisanımıza katıldığını, belki kullanılmadan silineceğini ama belki de benimsenip yeni bir tabir olarak yaşayacağını elbette kabul ediyoruz. Bu dinamizmden, bu sonsuz yenilenmeden çok mesuduz ama ben şu son 50-80 senede dilimizden kopup unutulmasına göz yumduğumuz, o harikulade lügate üzülüyorum. Tanpınar'ı, Hüseyin Rahmi'yi okursanız hodbin kelimesine pek çok kez rastlarsınız ama biz bugün bırakın anlamını bilmeyi, bunun eski Türkçe bir sözcük olduğunundan bile bihaberiz.

- İşiniz faizi, bonoyu, hazineyi takip etmek. Parayla bu kadar ilintili bir işin arasında kitap yazmak zor olmadı mı?

- Tam tersi, o koşuşturmanın, hareketin, eskilerin tabiriyle hercümercin içinde ne kadar keyifli, eğlenceli, heyecanlı oldu anlatamam. Hayatıma çok güzel bir pencere açıldı.

- Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan gibi isimler günümüz tabiriyle birer fenomen... Ama onların kullandığı dili kullanmak cesaret istiyor.

- İyi edebiyat o kadar güçlü bir ilhamla dolu ki okuduğunuzda "Ah ben de bu dünyada olmak istiyorum" diyorsunuz. Bunu elbette "Ben de bir Tanpınar olacağım" diye yaşarsanız hayalkırıklığına düşme ihtimaliniz yüksek olabilir ama yaratıcılığın verdiği ilhamla kendi yaratıcılığınıza yol açabiliyorsanız ne mutlu size. Ben bu üstadları ve başka pek çoklarını bana ilham veren, beni yazmanın mutluluğuna özendiren öğretmenler olarak gördüm. Olumsuz tarafından bakarsanız Huzur'u veya mesela Orhan Kemal'in Eskici Dükkanı'nı okuyup "Ben zaten asla böyle bir şey yaratamam, hiç denemeyeyim de rezil olmayayım" dersiniz. Halbuki edebiyat zaman içinde üst üste, art arda gelen, biriken, eklenen, çoğalan bir miras. Her zaman yeni lisanlara, üsluplara, hikayelere ihtiyacı var canlı kalabilmek için.

- Türkçede unuttuğumuz onlarca kelime, üslup var. Bunları günümüze kazandırmak mı gerekir? Yoksa yenilerini kullanmak mı?

- Eski lisanımızı günümüze kazandırmaya çalışmak beyhude ve tabii yanlış bir çaba olurdu. Buna karşın o zamanı ve lisanı hatırlamak, kıymetini bilmek, o güzel lisanla yazılmış edebiyatı sahiplenmek çok önemli. Ben bu unutulma endişesini sadece edebiyatımız ve lisanımız için değil, örneğin Türk Sanat Müziğimiz için de taşıyorum.

- Sektörünüzün, plaza insanının kullandığı lisan aslında Türkçeyi deforme eden türden. Bu deformasyon arasında sizin eski Türkçeye ilginiz nereden geliyor?

- Plazalar, teknoloji, küreselleşme, değişen hayat tarzlarımız elbette lisanımızı da değiştiriyor ve bu çok doğal. Buna karşı durmak da beyhude bir çaba ve bu dönüşüm kötü bir olgu da değil. Benim eski Türkçe sevdamın kaynağı ise elbette bambaşka bir yerdeydi; dedemin kütüphanesinde. Lisan okudukça içinize yerleşen bir ruh ve bir kez yerleşince de orada yaşıyor.

- Yeni nesil farklı bir lisan konuşuyor gibi. Arasında sevdikleriniz var mı? Hangileri?
- Dilimizin evrimini ben de hayranlıkla izliyorum. Yeni neslin heyecanlanmak adına kullandığı yükselmek diye bir kelime var, yeni öğrendim bunu. Sadece yeni terimler, kelimeler değil, cümle kuruluşları, ifadeler, her şey evriliyor, dönüşüyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Eski Türkçenin gölgesi bile yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN