Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Savaşın ve kurtuluşun gölgesinde bir mücadele

Denizcilik dünyasının önemli isimlerinden . Hayatı filmlere, kitaplara konu olacak türden. , ’ın çarpıcı hikayesini romanında yazdı...

Giriş Tarihi: 10.11.2019
Savaşın ve kurtuluşun gölgesinde bir mücadele
1912'de, beş yaşında Ermeni çetelerinin köylerine yaptığı baskında, annesi, babası ve kardeşleri gözlerinin önünde öldürülüyor. Hayatta tek başına kalıyor. Kazım Karabekir sahip çıkıyor ona. İstanbul'da bir eve evlatlık olarak veriliyor. Sonra İnebolu'daki başka bir aileye... Orada denizle tanışıyor... Mavnacılığa ilk adımı atıyor. Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu'ya silah taşıyan denizcilerden oluyor. Atatürk'ün Kastamonu mitingini dinliyor ve genç Cumhuriyetin, denizdeki neferlerinden biri olmaya karar veriyor. İstanbul'a gelip mavnacılık yapıyor. Yazılsa roman olur denilecek türde bir hayat Mecit Çetinkaya namı diğer Mecit Kaptan... Öyle de oldu Sitem Ateş Mecit Kaptan'ın zorlu hayat mücadelesini Gölgenin Ağırlığı adaylı romanlaştırdı. Turkuvaz Kitap'tan çıkan roman vesilesiyle Sitem Ateş'le Mecit Kaptan'ın hikayesini konuştuk.

- Yazılsa roman olur denilen bir hayat yaşamış Mecit Bey. Siz de o romanı yazdınız. Onun çetrefilli hayatında sizi etkileyen neler oldu?
- Mecit Kaptan durmadan kaybederek başlıyor hayata. Kaybedecek bir şeyi kalmayıncaya kadar kaybeden ama tükenmeyen bir çocuk, büyürken büyüten bir adama dönüyor. Onun kendi yaralarını iyileştirme süreçleri, araştırmalarım sırasında tanık olduğum her bir bilginin ve kimi zaman ne yapacağımı dahi bilmediğim onca birikimin, kendi içimdeki yaralara da ilaç olduğunu gördüğümde, bazen bir ilacın sadece bir hikaye olabileceğini de göstermek istedim. Bir savaşın değiştirdiği tüm kaderi, kendi kişisel mücadeleleri ve tanık olduğu başka savaşların etkileriyle dopdolu bir bütünlük kazanıyor. Böylesi bir hayattan etkilenmemek çok kolay değildi.

- Çocukluk yıllarında denizle tanışıyor ve o yaşlarda İnebolu'da Milli Mücadele'ye silah taşıyanlardan biri Mecit Bey. Mustafa Kemal'i Kastamonu canlı kanlı görüyor ve o sıradan biri olmama kararı veriyor. Mecit Bey'i çok yönlü ve vizyoner biri yapan bu içine doğduğu ve üstesinden gelmeyi başardığı dönemin şartları mı?
- Aslına bakılırsa hem yaşadığı dönemler, kendi yaşadıkları ve denizci olması, istemese bile ona güçlü olma zorunluluğu dayatan faktörler. Bir savaştan her şeyini kaybetmiş bir şekilde çıkan bir çocuk için savaşın bittiğini söyleyebilmek biraz hayal gibi. Esas savaşının başlangıcı yalnız başına hayatta kalmasıyla başlıyor. Ona uzatılan ilk el Kazım Karabekir'in, sonra Atatürk'le kesişiyor yolu. Oyunlar oynaması gereken yaşlarda Milli Mücadele'nin bir parçası oluyor. Hem de Milli Mücadele'nin en önemli yerinde... Büyük bir savaşın ardından kurulmuş Cumhuriyet'in ilk devrimlerinden birine tanık oluyor. 2. Dünya Savaşı'nı görüyor, 6-7 Eylül olaylarında farklı milletlerden komşularına sahip çıkıyor, darbeler görüyor... Büyük mücadelelerin ardından sayısız güçlükle kurulan Cumhuriyet gibi, kendi hayatını ve başarılarını her türlü zorluğa rağmen, birçok defa sıfırdan inşa ediyor. Kuşkusuz çok yönlülüğünün, duyarlılıklarının ve zamanının her zaman çok ötesinde olan ruhunun haritalarını bu büyük karşılaşmalar belirliyor.

- Mecit Bey mücadeleci bir insan ölümlerden dönüyor yılmıyor, kendi sektörünü ileriye taşıyan hamleler yapıyor. Bu mücadele ve yenilikçi kişiliğini nasıl yorumluyorsunuz?
- Mecit Kaptan, hayatı tam bir başarı hikayesine dönen çok özel bir adam. Ne yaşarsa yaşasın şikayet etmeyen, yapılması gereken her ne varsa yapan bir adam. Hem sonuç odaklı hem de mücadeleci. Maruz kaldıkları ve başına gelen talihsizliklere rağmen kahretmiyor hiç. Onun mücadele etmekten ve güçlü olmaktan başka şansı yok. Biliyor ki güçlendikçe değiştirme şansı olacak. Güçlenirken de asla büyük hırslara kapılmıyor. Yalnız kendisi için değil, kazanırken hayatına değen herkese paylaştırdığı bir güç alıyor eline. Bu nedenle çok seviliyor, çok sayılıyor.

- Kitapta coğrafyaya önemli bir vurgu var. Acaba coğrafya gerçekten insanın kaderini belirliyor mu, yoksa Mecit Bey gibi insan kendi kaderini kendi mi çizmeli?
- Kişisel olarak coğrafyanın insan üzerindeki etkilerine ve gücüne inanan biriyim. Aile, eğitim ve ortak kültür, sosyoekonomik şartlar hem yaşantımızı hem de bakışımızı belirliyor. Ancak bu öğretildiği gibi yaşamamız kabulüne dayanmıyor. Zaman değişiyor, şartlar değişiyor, yenilenmekle, üretmekle kendi kaderimizi belirleyebiliriz.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Savaşın ve kurtuluşun gölgesinde bir mücadele
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN