Eldem İsmail Hakkı kimdir?

Şubat 1871'de İstanbul'da doğdu. Tophâne-i Âmire Jurnal Kalemi mümeyyizi Câvid Bey ile Fatma Hanım'ın oğludur. Fevziye Rüşdiyesi'ni ve Mülkiye Mektebi'nin idâdî ve yüksek kısımlarını bitirdi (1889). 25 Temmuz 1891'de Hariciye Nezâreti Şehbenderlik İşleri Kalemi'nde üçüncü kâtip olarak memuriyet hayatına başladı. Aynı dairede ikinci mümeyyiz (1895), serhalife (1897), müdür muavini (1899) ve müdür (1908) oldu. 1909'da Marsilya, 1918'de Münih başkonsolosluğuna atandı. İkinci Damad Ferid hükümeti zamanında konsolosluktan azledildi (1919). Uzun süre açıktan maaş aldıktan sonra 1925'te kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 13 Mart 1944'te öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Mülkiye Mektebi'nin en çalışkan öğrencilerinden olan İsmail Hakkı'nın Fransızca'sının kuvvetli olduğu çağdaşları tarafından belirtilmiştir. Öğrencilik yıllarında Nahl-i Emel (Mart 1886) dergisindeki kalem tecrübeleriyle başlayan yazı hayatı Mekteb dergisinde şiirler, edebiyat incelemeleri, değişik konularda yazılar ve tercümelerle devam etmiştir. 1891-1894 arasında başmuharrirliğini de yaptığı Mekteb dergisi, ara neslin ve Servet-i Fünûncular'ın toplandığı edebiyat ocaklarından biri olmuştur. Halit Ziya Uşaklıgil, derginin bu rolü üstlenmesinde İsmail Hakkı'nın şahsiyetinin önemli payı olduğunu Kırk Yıl adıyla yayımladığı hâtıralarında vurgular. İsmail Hakkı'nın bu dergideki yayınları arasında, Çiftlikte adlı bitmemiş bir romanıyla Ali Şîr Nevâî üzerine birkaç sayı devam eden uzun bir incelemesi kayda değer niteliktedir. 1891 yılından itibaren şiir, biyografi ve inceleme kitapları yayımlayan İsmail Hakkı, 1895'ten sonra ölümüne kadar kendini tamamen tercüme çalışmalarına vermiştir.

İsmail Hakkı, Mekteb dergisindeki yazıları ve ilk biyografik çalışmalarıyla edebiyatın bazı meselelerine vukufla eğilmiş, şiir değerlendirme ve tahlillerinde devrine göre önemli bazı adımlar atmıştır. Ancak çok genç yaşında bu tür yayınları bir tarafa bırakıp tamamen tercüme alanına geçmesi, adının edebiyat çevrelerinde unutulmasına sebep olmuştur. Amatör tarzda yağlı boya resim merakı da olan İsmail Hakkı Eldem, büyük ressamlardan Osman Hamdi Bey'in kardeşinin kızı Azize Hanım'la evliydi. Son devir mimarlarından Sedat Hakkı Eldem onun oğludur.

Eserleri. 1. Müntehabât-ı Terâcim-i Meşâhir (İbrahim Fehîm ile beraber, İstanbul 1307). Daha önce Fransızca'dan yapılmış bazı tercümelerin, asılları ile mukayese edildiği ve her birinin tercümede başarısı hakkında kısa değerlendirmelerin bulunduğu bir eserdir. 2. Türk Muharrirleri (İstanbul 1308-1311). Ahmed Midhat Efendi, Recâizâde Mahmud Ekrem, Cevdet Paşa ve Şemseddin Sâmi hakkında her biri yaklaşık seksener sayfadan ibaret dört küçük kitaptan oluşmaktadır. İlkinin başında roman, dördüncüsünün başında tiyatro üzerine birer inceleme vardır. Kitap, yazarlar ve eserleri hakkında oldukça objektif değerlendirmeleri ihtiva etmektedir. 3. Muasır Şairlerimiz (İstanbul 1311). Nâbizâde Nâzım, Ali Rûhî, Emin Hümâyi ve Muallim Cûdî, şiirlerinden örnekler ve değerlendirmelerle tanıtılmaktadır. 4. Osmanlı Meşâhîr-i Üdebâsı (İstanbul 1311). Kaleme alınmasından önce vefat eden edebiyatçılar için başlamış olan bu seriden sadece Muallim Nâci monografisi çıkmıştır. 5. Sevdâ-yı Hazân yahud Teessür (İstanbul 1308). 1889-1890 yıllarında yazdığı, bir kısmı Mekteb dergisinde çıkmış, bazıları tercüme, çoğu Recâizâde Ekrem tarzında hissî şiirlerini ihtiva eder. Bu tek şiir kitabından sonra yazarın şiiri tamamen bıraktığı anlaşılmaktadır.

İsmail Hakkı'nın çok sayıda tercüme kitapları arasında Lamartine, Baudelaire, Maurois, Bourget, Shakespeare, Flaubert, Tolstoy gibi Batılı yazarlardan roman ve şiir tercümeleri ile iki uzun hikâyeyi ihtiva eden İki Hakikat (İstanbul 1311) adlı adapte bir kitabı da vardır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN