Farabi İshak b. İbrahim hayatı...

282'de (895) doğan dil âlimi ve edip Ebû Mansûr el-Ezherî'nin akranı olmasına bakarak III. (IX.) yüzyılın sonlarında veya IV. (X.) yüzyılın başlarında doğduğu söylenebilir. Türkistan'daki Fârâb şehrine nisbetle anılır. Kâtib Çelebi, nisbesini yanlışlıkla Fâryâbî şeklinde kaydetmiştir (Keşfü'ẓ-ẓunûn, I, 774). Meşhur lugatçı İsmâil el-Cevherî'nin dayısı ve hocası olan Fârâbî'yi büyük Türk filozofu Ebû Nasr el-Fârâbî ile karıştıranlar olmuştur. Yemen'e gittiğine ve Dîvânü'l-edeb adlı eserini orada yazdığına dair bilgiler doğru değildir. Dîvânü'l-edeb'in bir nüshasını Ebü'l-Alâ el-Maarrî'den ikmal eden Yemenli bir şahsın Fârâbî ile karıştırılması sebebiyle onun Yemen'e gittiği zannedilmiştir. Muhtemelen ilk öğrenimini Fârâb'da yapan Fârâbî'nin daha sonraki tahsili ve hayatı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Vefat tarihi de kesin olarak belli değildir. Ancak Süyûtî 350'de (961) öldüğünü zikretmektedir.

Eserleri. 1. Dîvânü'l-edeb. Arapça lugatların en önemlilerinden biridir. Bu eserde fiillerin türüne ve isimlerin kalıplarına göre bab ve fasıl sistemiyle bilinen alfabetik sıra esas alınmıştır. Lugatçılıkta Dîvânü'l-edeb'e kadar takip edilen, Halîl b. Ahmed'in harflerin mahreçlerine göre tertibi içinde uyguladığı "kalb" sistemi bazı küçük değişikliklerle birlikte devam etmiştir. Dîvânü'l-edeb'den önce de kelimeleri kök harflerine (ebniye) göre sıralayan sözlükler bulunmakla birlikte bunlar kelimelerin tamamını ihtiva etmedikleri gibi pratikte alfabetik sisteme de tâbi değillerdi (Hüseyin Nassâr, I, 58). Fârâbî Dîvânü'l-edeb'i kelimelerin kök harflerinin türüne göre sâlim, muzaaf, misal, ecvef, nâkıs ve mehmûz olmak üzere altı kısma ayırmış, daha sonra da bunları isimler ve fiiller şeklinde alt bölümlerde ele almıştır. Her bölümde önce isimler, fa'l, fa'le, fa'lî, fu'l, fu'le, fu'lî, fi'l, fi'le, fi'lî vb. olmak üzere sırayla üçlü, dörtlü, beşli ve altılı 144 kalıp içinde, ardından fiiller sülâsî mücerred, bunların mezîdleri, rubâî mücerred ve mezîdleri olarak yirmi yedi kalıp halinde ele alınıp kök harflerinden önce son harflerin, sonra da ilk harflerin dikkate alındığı bir alfabetik sistem içinde sıralanmıştır. Sarfı iyi bilen bir kimsenin bile aradığını güçlükle bulabileceği bu sistem pratik değildir. Özellikle harekeli olmayan metinlerde kelimelerin bulunabilmesi daha da güçleşmektedir. Fârâbî bu eserini, Arap dilinin müfredatının şâz ve nâdirlerini dikkate almadan sadece pratik değeri olanlarını ele alarak sarf ilmi çerçevesinde tasnif etmiştir. Eser hem sarf yönünden büyük bir değer taşımakta, hem de modern alfabetik sisteme geçişte önemli bir safha teşkil etmektedir. Müellifin yeğeni İsmâil el-Cevherî, maddelerin eserin çeşitli yerlerine dağıtılmış parçalarını birleştirmek suretiyle meydana getirdiği eṣ-Ṣıḥâḥ adlı lugatta Arap alfabetik sistemine daha düzgün bir görünüm kazandırmıştır. Birçoğu İstanbul'da olmak üzere çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan Dîvânü'l-edeb Ahmed Muhtâr Ömer tarafından tahkik edilerek bir indeksle birlikte neşredilmiştir (I-IV, Kahire 1394-1399/1974-1979). 2. el-Elfâẓ ve'l-ḥurûf. Günümüze ulaşmayan bu eserde Fârâbî, kendilerinden dil konusunda örnek (şâhid) getirilebilen ve getirilemeyen Arap kabilelerinin bir listesini vermektedir. Süyûtî, sahasında ilk kitap sayılan bu eserden naklen söz konusu kabilelerin bir listesini kaydetmektedir (el-Müzhir, I, 211). Ancak gerek el-Müzhir'de gerekse Ebû Hayyân'ın İrtişâfü'ḍ-ḍarab fî lisâni'l-ʿArab adlı eserinde el-Elfâẓ ve'l-ḥurûf'un müellifi Ebû Nasr el-Fârâbî olarak geçmektedir. Bundan dolayı Safedî (el-Vâfî, I, 109) ve İbn Ebû Usaybia (ʿUyûnü'l-enbâʾ, II, 139) bu eseri filozof Fârâbî'ye nisbet etmişlerdir. Kaynaklarda Fârâbî'nin Şerḥu Edebi'l-kâtib ve Beyânü'l-iʿrâb adlı iki eserinden daha söz edilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN