Hasan Efendi Gevrekzâde

Eserlerinin bazı nüshalarında babasının adı Abdullah şeklinde veriliyorsa da (meselâ bk. Gāyetü'l-müntehâ, vr. 1a) bu durum Hasan b. Abdullah adlı başka bir tabiple karıştırılmasının sonucudur; aldığı bir icâzetnâmeden baba adının Ahmed olduğu öğrenilmektedir (İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, nr. 434, vr. 102b). Kaynaklarda doğum tarihi verilmeyen Hasan Efendi Dürre mensûriyye (telifi: 1209/1794) adlı eserini 69 yaşında yazdığını kaydettiğine göre 1140 (1727) yılında doğmuş olmalıdır. Hâfızlığı ve medrese eğitimini tamamladıktan sonra ilgi duyduğu tıp tahsilini Tokatlı Mustafa ile onun damadı İsmâil ve Mehmed Emin efendilerin yanında yaptı.

III. Mustafa döneminde ordu hekimbaşılığına yükselen Gevrekzâde, 1769'da bu görevle katıldığı Rusya seferinden İstanbul'a dönünce etıbbâ-yi hâssa arasına girdi. I. Abdülhamid döneminde 10 Rebîülâhir 1200'de (10 Şubat 1786) hekimbaşı Hayrullah Efendi'nin azli üzerine sertabib oldu. Padişahın ölümü üzerine (1203/1789) yerine geçen III. Selim tarafından beş ay sonra azledilerek kendisine Halep mevleviyeti verildi. Hasan Efendi Halep'te Menâḳıbü'l-ʿârifîn'i okuttu ve 1210'da (1795) bir yıl kaldığı İstanbul'da bu eseri tercüme ederek III. Selim'e sundu. 1213'te (1898) Edirne mollalığına, ardından Mekke-i Mükerreme pâyesine yükseltildi. 1220'de (1805) yaptırılan Topkapı'daki Ahmed Paşa Camii'nin güneş saatinin Gevrekzâde tarafından hazırlandığı ileri sürülmekle beraber (Adıvar, s. 212'de Kazancıgil'in notu) bu iddianın doğruluğu tarih bakımından mümkün değildir. Ayrıca mûsikiyle ilgisi bulunmadığından ünlü bestekâr Hacı Sâdullah Ağa'nın hocaları arasında gösterilmesi de yanlıştır (Ekmen, s. 27).

Hekimbaşılıktan azledildikten sonra belki de yeniden göze girmek düşüncesiyle eser telifine ağırlık veren Gevrekzâde Hasan Efendi çalışmalarının çoğunu III. Selim'e sunmuştur. Celvetiyye, Nakşibendiyye ve Bayramiyye tarikatlarına intisap ettiği bilinen Gevrekzâde vefatında Eyüp'te Bozcaadalı Hasan Paşa'nın eski hayratı karşısındaki Atâullah Mehmed Efendi hazîresine (Boyacı Sokak) defnedildi.

Eserleri. 1. Netîcetü'l-fikriyye fî tedbîri velâdeti'l-bikriyye. Bir mukaddime, iki bölüm (makale) ve bir hâtimeden meydana gelen kitabın konusu çocuk ve kadın hastalıklarıdır. Bu alanda yazılmış ikinci eser olarak kabul edilir (Şahsuvaroğlu, Türk Tıp Tarihi, s. 121). Müellifin kendi gözlemlerine de yer verdiği çalışmasında bazı Avrupa hekimlerinin adlarını anması, eski kaynakların yanında onlardan da faydalandığını göstermektedir. A. Süheyl Ünver – N. Tenik tarafından incelenen eserin (bk. bibl.) şair-hekim Şuûrî Hasan Efendi'den (ö. 1693) aktarıldığı iddia edilen müzikle tedavi kısmını (Günsel Koptagel-İlâl – Aykut Kazancıgil, II, 83) yine Süheyl Ünver ilim âlemine tanıtmıştır. Müellif hattı olduğu sanılan yazma nüshasından (İÜ Ktp., TY, nr. 7092), hangi mûsiki makamının hangi çocuk hastalığına iyi geldiğini konu alan bir parçayı Arslan Terzioğlu günümüz Türkçe'sine aktarmıştır (bk. bibl.). 2. Risâle fî iskorbüt. İskorbüt hastalığı hakkında Osmanlı tarihçisi Ahmed Câvid Bey için kaleme aldığı bir risâledir (TSMK, Yeniler, nr. 125). 3. Dürre mensûriyye fî tercemeti'l-Mansûriyye. Müellif, başlık koymadığı bu eserinin adını içeride (vr. 2a) kenar notu olarak vermektedir. Dâhilî, hâricî ve ateşli hastalıklar olmak üzere üç kısımdan meydana gelen eser, Ebû Mansûr Hasan el-Kumrî'nin (X. yüzyıl) Ġunâ ve Münâ adlı kitabının tercümesidir. Tercümenin giriş kısmında Gevrekzâde kendi hayatı hakkında bilgi vermektedir. Eserin müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 1489). 4. Gāyetü'l-müntehâ fî tedbîri'l-merdâ. Eserin adı daha sonra istinsah hatası yüzünden Gāyetü'l-münâ (mennâ) şekline dönüşmüştür. Paracelsus'un (ö. 1541) tıbbî kimya ile ilgili eserinin Arapça tercüme ve şerhinin Türkçe çevirisidir (Süleymaniye Ktp., Tâhir Ağa, nr. 395). 5. Micennetü't-tâûn ve'l-vebâ. II. Bayezid zamanında İspanya'dan göç eden Mûsevî asıllı tabip İlyâs b. Abram'ın aynı adı taşıyan eserinin genişletilerek yapılmış tercümesi olup salgın hastalıklar ve karantina hakkındadır (İÜ Ktp., TY, nr. 1299). 6. Aslü'l-usûl terceme-i faslü'l-Fusûl. Ebû Abdullah Muhammed b. Yûsuf el-Îlâkī'nin (ö. 536/1141) el-Fuṣûl fî külliyyâti'ṭ-ṭıb adlı eserinin genişletilerek yapılmış tercümesidir (İÜ Ktp., TY, nr. 4289). 7. Düstûrü'l-amel fî tedbîri's-sıhha ve'l-ilel. Düstûrât-ı Hamse olarak da bilinen eserin adı ferâğ kaydında er-Risâletü'd-düstûriyyeti'l-hamsiyye şeklindedir. Kalp, nabız, ateş ve ateşlenmenin sebepleriyle zâtülcenbi ve teşhisi konu alır (İÜ Ktp., TY, nr. 4268). 8. Zübdetü'l-kühliyye fî teşrîhi'l-basariyye. Sadaka b. İbrâhim eş-Şâzelî el-Mısrî'nin göz hastalıklarına dair ʿUmdetü'l-küḥliyye adlı kitabının tercümesidir (TSMK, Hazine, nr. 571). Eser Süheyl Ünver tarafından incelenmiştir (bk. bibl.). 9. Risâletü'l-mûsikiyye mine'd-devâi'r-rûhâniyye. Ruhî rahatsızlıkların mûsikiyle tedavisinden bahseder (TSMK, Hazine, nr. 571). Eserin adının Emrâz-ı Rûhâniyye-i Nagamât-ı Mûsikiyye olarak verilmesi yanlıştır (Ünver, TMD, sy. 3, s. 3; Akdoğu, s. 33). 10. Risâle-i Tıbbiyye. Dimağ, aksırık, nezle ve göz hastalıklarını konu alan eserin (TSMK, Hazine, nr. 570) kafa travmaları ile ilgili kısmı Nil Akdeniz-Sarı tarafından incelenmiştir (bk. bibl.). 11. Risâle-i Nikris. Gut hastalığıyla ilgili olan bu eseri (TSMK, Hazine, nr. 564) Rengin Bütün incelemiştir (bk. bibl.). 12. Mürşidü'l-libâs fî tercemei İspagorya. Eser yanlış olarak Mürşidü'l-etıbbâ veya Kitâb-ı Mürşidü'l-lübâb-ı İspagorya adlarıyla da tanınır. Sâlih b. Nasrullah el-Halebî'nin (ö. 1080/1669), Paracelsus'un kitabından bazı pasajlar seçip Arapça'ya tercüme ederek ve aralarına ilâç yapımına dair yeni bilgiler serpiştirerek meydana getirdiği eserinin Türkçe çevirisidir (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 114). 13. Firâsetnâme. İki ayrı nüshası Kıyâfetnâme (İÜ Ktp., nr. 2695) ve Terceme-i Paracelsus Firâsetnâme (İÜ Ktp., TY, nr. 7085, vr. 31) adlarıyla kaydedilen eser ilm-i firâset üzerine yazılmış bir eserin tercümesidir; bazı ifadelerden Mürşidü'l-libâs'ın devamı olduğu tahmin edilmektedir. 14. Vekāyi'nâme. Abdullah b. Hüseyin es-Süveydî'nin (ö. 1174/1760) Risâle fi'l-mübâḥas̱e maʿa ʿulemâʾi Îrân fî baḥs̱i'l-imâme adlı eserinin tercümesidir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2436). 15. Terceme-i Risâle-i Ledünniyye. Gazzâlî'nin aynı adlı risâlesinin tercümesidir (TSMK, Hazine, nr. 252). Atâullah Mehmed Efendi'nin kızı Aliye Molla Hanım bu eseri Gevrekzâde hayatta iken istinsah etmiştir (İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Osman Ergin, nr. K508). 16. Terceme-i Menâkıbü'l-ârifîn. Mukaddimesinde, Sultan II. Murad için yapılan bir tercümenin dilini beğenmediği için eseri yeniden ele aldığını söyler. Ancak 1208 (1793-94) yılında III. Selim'in bilgisi dahilinde Abdülbâki Nâsır Dede'nin eseri tercümeye başladığı bilindiğine göre bu çalışma bir ilmî kıskançlık ürünü olarak da değerlendirilebilir. Çevirinin sonunda Mevlânâ'nın silsilesine de yer verilmiştir (Süleymaniye Ktp., Pertev Paşa, nr. 511). 17. Kendisine ait bir mecmuada (İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet, nr. K. 434) yer alan çeşitli konulara dair yedi risâle: a) Hâce Muhammed Pârsâ'nın Farsça bir eserinden çevirdiği Terceme-i Risâletü'ş-şerîfe; b) Şam hadis âlimlerinden Ali Efendi Dağıstânî'nin Hz. Peygamber'in anne ve babasının imanı hakkındaki eserinden çevirdiği Terceme-i Risâle-i Dağıstânî; c) Niyâzî-i Mısrî'nin Hz. Hasan ve Hüseyin'e dair bir risâlesinin özeti; d) Abdülahad Nûri'nin devran hakkındaki risâlesinin özeti; e) Hz. Ali ile Muâviye arasındaki olayları anlatan ve birbirlerine yazdıkları mektupların tercümelerini içeren bir risâle; f) Mecdüddin Kâşî'nin Zînetü'l-mecâlis adlı Farsça eserinden bazı pasajların tercümesi; g) Arapça kaleme aldığı Risâletü't-tevḥîdiyye adlı risâle.

Bunlardan başka, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde kayıtlı 20 varaklık bir mecmuada çeşitli risâleleri istinsah eden Gevrekzâde'nin (Karatay, II, 339) Sırrü'l-esrâr tercümesi, Mîrhând'dan çevirdiği Kıssa-i Yûsuf, Kısas-ı Enbiyâ-i Benî İsrâîl ve Tahrîb-i Beytülmukaddes adlı eserlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN