Hasan Paşa Damad

Aslen Moralıdır. 1713 yılında altmış yaşlarında öldüğüne göre XVII. yüzyılın ikinci yarısı başlarında doğduğu tahmin edilebilir. IV. Mehmed'in kızı, II. Mustafa ve III. Ahmed'in kız kardeşi Hatice Sultan'la evli olduğundan damad ve bazan da enişte unvanlarıyla anılır. Osmanlı sarayına ne zaman girdiği belli değildir. Bir ara, IV. Mehmed devri Dârüssaâde ağalarından Yûsuf Ağa'nın yazıcılığını yaptı (Râşid, II, 24). Daha sonra çuhadarlık ve silâhdarlık görevlerinde bulundu ve II. Süleyman'ın cülûsu sırasındaki olaylara katıldı. Yeni padişahı Sofa Köşkü'nden alarak Arz Odası önüne götüren ve burada hazırlanan tahta oturtanlardan biri oldu (Silâhdar, Târih, II, 296-297). Bu hizmetine karşılık 12 Kasım 1687 tarihinde vezirlikle Mısır valiliğine tayin edildi. Bu tayinde Kızlar Ağası Yûsuf Ağa'nın önemli rolü olmuştur.

1690 yılında Musâhib Mustafa Paşa'dan dul kalan Hatice Sultan'la evlendi. Mısır valiliği sırasında eski Dârüssaâde ağası ve velinimeti Yûsuf Ağa'nın mallarını zaptederek köleleriyle câriyelerini sattığı için gözden düştü. Yeni Dârüsaâde Ağası Uzun Süleyman Ağa'nın da muhalefeti sonucu Mısır valiliğinden alındı. Ardından Sakız muhafızlığında bulunduysa da zamanında yeterli yardım alamayınca bu adanın Venedikliler'ce işgaline engel olamadı (21 Eylül 1694); Çeşme ve İzmir üzerinden Anadolu'ya geçti. Daha sonra Edirne'ye çağrılarak Edirne Sarayı'nın kapı arasında gözaltına alındı, fakat iki ay kadar sonra serbest bırakıldı. Ardından Azak muhafızlığına gönderildi. 28 Nisan 1695'te rikâb-ı hümâyun kaymakamlığına getirildi; beşinci vezirlikle Kubbealtı'na alındı ve padişah tarafından serâser kürkle taltif edildi.

II. Mustafa'nın 1695-1697 yıllarındaki Avusturya seferleri sırasında Edirne muhafızlığı yaptı. Amcazâde Hüseyin Paşa'nın Macaristan seferine Halep beylerbeyi olarak katıldı; Karlofça barış görüşmelerinde de bulundu. Seferden dönünce ikinci vezirlikle sadâret kaymakamlığına getirildi. 1703 Edirne Vak'ası sırasında hükümet kuvvetlerinin yanında yer aldı; III. Ahmed'in tahta çıkmasında önemli rol oynadı ve ona ilk biat edenlerden biri oldu. 1703 Eylülünde vâlide sultan ve harem halkıyla birlikte İstanbul'a döndü.

8 Receb 1115 (17 Kasım 1703) tarihinde sadrazamlığa getirilen Hasan Paşa, sadâretinin ilk yıllarında âsi elebaşılarını bertaraf etmek ve III. Ahmed'in otoritesini sağlamakla uğraştı. Hasmı Dârüssaâde Ağası Süleyman Ağa'nın şikâyetleri üzerine 28 Cemâziyelevvel 1116'da (28 Eylül 1704) sadrazamlıktan alınarak bir süre İzmit'te mecburi ikamete tâbi tutuldu. 15 Eylül 1707'de ikinci defa Mısır; iki yıl sonra da Trablusşam valiliğine tayin edildi. 1712 yılı başlarında Anadolu'da eşkıya teftişiyle meşgul oldu ve aynı yıl içinde Anadolu, birkaç ay sonra da Rakka beylerbeyiliklerine getirildi. Rebîülâhir 1125'te (Mayıs 1713) burada vebadan öldü.

Kaynaklarda cömert, yardım sever, dindar, cesur ve bilgili bir devlet adamı olarak geçen Hasan Paşa (Dilâverzâde Ömer Efendi, s. 3-5) Naîmâ'nın ünlü tarihiyle de ilgilenmiş ve ondan telife devam etmesini istemiştir (Naîmâ, VI [ilâve kısım], s. 3-4).

İstanbul'da Üsküdar'da Doğancılar semtinde Nasûhî Tekkesi ile bu tekkenin dışında bulunan çeşme Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hasan Paşa'nın ayrıca Antalya'da Bakras civarında Karamurt'ta cami, imaret ve han gibi bazı eserleri daha vardır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN