Hüseyin Hoca kimdir?

1077 (1666) yılında Tunus'ta doğdu. Büyük ihtimalle Türk asıllı olup hakkında fazla bilgi yoktur. Gençlik yıllarında Zeytûne Camii'nde ve Tunus'taki medreselerde Mustafa b. Abdülkerîm, Ebü'l-Abbas Ahmed Burnâz, Ebü'l-Hasan Ali es-Sûfî, Muhammed es-Sagīr Dâvûd, Nûrü'l-îżâḥ'ı okuduğu Muhammed Muhtâr b. Receb el-Hanefî ve Ebû Abdullah Muhammed Zeytûne el-Münestîrî gibi âlimlerden dinî ilimlerin yanı sıra mantık ve dil dersleri aldı. Mansûr en-Neşşâr, Muhammed el-Âbid gibi tarikat şeyhlerinin sohbetlerine katıldı. Kendisi de bazı talebeler yetiştirdi; Ebû Abdullah Muhammed b. Ali Azzûz es-Sûfî ondan çok faydalandığını söyler (Mahfûz, II, 250). 1689'da yakalandığı humma sebebiyle tedavi görmek üzere İtalya'ya gitti. Yolculuğu sırasında ilâç yapımı ve bitkisel ilâçlar konusunda doktor ve eczacılarla görüştü, onlardan özellikle kınakınayla ilgili bilgi almaya çalıştı. Bu ilâç sayesinde şifa bulduktan sonra Tunus'a döndü. Beraberinde getirdiği kınakına kabuklarıyla, aralarında hocası Ebü'l-Hasan Ali es-Sûfî'nin oğlu Ebû Abdullah Muhammed'in de olduğu bazı kişileri tedavi etti (el-Esrârü'l-kemîne, s. 32). Ayrıca bu konuda öğrendiklerinden ve getirdiği bir risâleden hareketle el-Esrârü'l-kemîne fî aḥvâli'l-kînekîne adlı bir risâle kaleme aldı.

Hüseyin Hoca, Murâdîler'in yıkılışına yol açan karışıklıkların yaşandığı dönemde 1106 (1694) yılında Mehmed Bey tarafından divan kâtipliği görevine getirildi. Mehmed Bey'in önce birkaç defa kendisini Türkçe mektuplar yazdırmak için çağırdığını, daha sonra resmen görevlendirdiğini söyler (Ẕeylü Beşâʾiri ehli'l-îmân, s. 299). Bu görevini Hüseynîler'in kurucusu Hüseyin Paşa zamanına kadar (1137/1724) devam ettirdi ve ona en yakın devlet adamları arasına girdi. Hatta bu yakınlık dolayısıyla kendisine kin besleyen Ali Paşa'nın ondan alamadığı intikamını daha sonra oğlundan aldığı bildirilir.

1111'de (1699) hac yolculuğuna çıkan Hüseyin Hoca dönüşte uğradığı Kahire'de birkaç yıl kaldı. Burada Ebüssuûd'un tefsirine geniş bir hâşiye yazan Muhammed Zeytûne ile tanıştı ve ondan faydalandı. 1125 (1713) yılındaki ikinci hac seyahatinden dönerken Dımaşk'a gitti. Dımaşk'ta Seyyid el-Hısfî ve Abdülganî en-Nablusî gibi âlimlerle görüşüp onlardan da yararlandı. Ardından Filistin'e geçerek Kudüs ve el-Halîl şehirlerini ziyaret etti; Kahire üzerinden Tunus'a döndü. Hüseyin Hoca 1145'te (1732) vefat etti; onun 1169'da (1755-56) öldüğü de söylenir. Âbid ve zâhid kişiliğiyle tanınan Hüseyin Hoca Türkçe, Arapça ve Farsça yanında İtalyanca da biliyordu. Devlet mütercimi ve tarihçisi sıfatıyla bilhassa Hüseyin Paşa zamanında sarayda önemli devlet adamları arasına girmiştir. Devletler arası antlaşmalarda etkili olması dolayısıyla bazı Batı kaynaklarında Tunus Dışişleri bakanı olarak gösterilmektedir (el-Esrârü'l-kemîne, neşredenin girişi, s. 13).

Eserleri. 1. Beşâʾiru ehli'l-îmân bi-fütûḥâti Âli ʿOs̱mân. Muslihuddîn-i Lârî'nin Farsça umumi bir tarih olan Mirʾâtü'l-edvâr ve mirḳātü'l-aḫbâr adlı eserinin bazı bölümleri Hoca Sâdeddin Efendi tarafından Türkçe'ye çevrilmişti; Beşâʾir bu çevirinin Osmanlı tarihine ayrılan kısmının Arapça tercümesidir. Hüseyin Hoca, Yavuz Sultan Selim dönemiyle sona eren eseri, Kutbüddin en-Nehrevâlî'nin el-İʿlâm bi-aʿlâmi Beytillâhi'l-ḥarâm'ı ve İbn Ebü's-Sürûr el-Bekrî'nin Nuṣretü ehli'l-îmân bi-târîḫi Âli ʿOs̱mân'ı başta olmak üzere Osmanlı tarihiyle ilgili çeşitli eserlerden faydalanıp III. Ahmed dönemine kadar getirmiştir (Ẕeylü Beşâʾiri ehli'l-îmân, neşredenin girişi, s. 69). Bir mukaddime ile yirmi üç bölümden meydana gelen eserin mukaddimesinde Osmanlılar'ın mensup olduğu Türk kabileleri, Osmanlı Devleti'nin kuruluşu, asıl eserde ise sırasıyla bir sultanın dönemi ele alınır ve bölüm sonunda o dönemin âlimleri tanıtılır (eserin bir nüshası Tunus Ahmediye Ktp., nr. 6554'te kayıtlıdır). 2. Ẕeylü Beşâʾiri ehli'l-îmân bi-fütûḥâti Âli ʿOs̱mân. Muharrem 1136 - Rebîülevvel 1137 (Ekim 1723 - Kasım-Aralık 1724) tarihleri arasında yazılmıştır. Hüseyin Hoca, Beşâʾir'in yirmi dördüncü bölümü olarak hazırladığı bu eserinde Tunus'un Osmanlı hâkimiyetine girişinden Hüseynîler'in kurucusu Hüseyin Paşa dönemine (1705-1735) kadar olan tarihini kısaca anlatmıştır (s. 87-118). Daha sonra aynı dönemde Tunus'un önemli ilim merkezlerinden Kayrevan, Sefâkus, Cerbe, Sûse, Nefta, Tevzer ve Bâce'de yaşayan, ardından eyalet merkezi Tunus şehrinde yetişen âlimler, tarikat şeyhleri, ayrıca hac seyahati sırasında Mısır, Mekke ve Dımaşk'ta görüştüğü âlim ve zâhidler hakkında geniş bilgi verilmektedir (s. 118-325). Eser, Osmanlı dönemi Tunus tarihinin Murâdîler ve Hüseynîler devri için önemli bir kaynak olduğu gibi bu iki dönemle ilgili en önemli biyografi kitabı sayılır (eserin tahlili için bk. Ahmed Abdüsselâm, s. 206-219). Önce Muhammed b. Hoca gözetiminde yayımlanan eseri (Tunus 1326/1908) Tâhir el-Ma'mûrî yeniden neşretmiştir (Libya-Tunus, ts.). 3. el-Esrârü'l-kemîne fî aḥvâli'l-kînekîne. Bir mukaddime, on iki bölüm ve bir hâtimeden oluşan risâlede kınakına (kîne, Cinchona officinalis) ağacının yetiştiği ülkeler hakkında bilgi verildikten sonra bu ağacın Avrupa'ya giriş tarihi, özellikleri, humma hastalığının çeşitleri ve tedavi yöntemleri ele alınmıştır. Eserin telif tarihi olarak 1138 (1726) yılı gösterilse de Avrupa'ya ilk seyahatinden sonra yazılmış olması ihtimalinin daha kuvvetli olduğu ileri sürülür (el-Esrârü'l-kemîne, neşredenin girişi, s. 17). Müellif bu eserini hazırlarken İtalyanca kaynaklardan da yararlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN