İbn Sahnun kimdir?

202'de (817) Kayrevan'da doğdu. Babası, Kuzey Afrika'da Mâlikî mezhebinin yayılmasında önemli hizmetleri geçen el-Müdevvenetü'l-kübrâ adlı eserin müellifi Sahnûn'dur. Sahnûn oğlunun eğitimine özen gösterdi. Başta Kur'an olmak üzere temel bilgileri ve fıkhı babasından öğrenen İbn Sahnûn, daha sonra devrin önde gelen âlimlerinden Abdullah b. Ebû Hassân el-Yahsubî, Mûsâ b. Muâviye es-Sumâdıhî, Abdülazîz b. Yahyâ el-Medenî el-Hâşimî, Abdülmü'min b. Müstenîr el-Cezerî ve Bakī b. Mahled'den hadis dinledi. Ebü'l-Hasan Muhammed b. Nasr b. Hadram'dan münazara dersleri aldı. 235'te (849-50) hem ilim tahsili hem de haccını ifa etmek amacıyla doğu seyahatine çıktı; önce Kahire'de Şâfiî'nin talebelerinden Müzenî ve Mısır'ın diğer ileri gelen âlimleriyle görüştü. Müzenî, ondan daha bilgili ve daha zeki birini görmediğini söylemiştir. Aynı yıl hac vazifesini yerine getirdikten sonra Medine'ye geçti; İmam Mâlik'in talebelerinden Ebû Mus'ab ez-Zührî ve Ya'kūb b. Humeyd b. Kâsib'le görüştü. Ebû Mus'ab ve Seleme b. Şebîb en-Nîsâbûrî'den hadis dinledi. Yolculuğu sırasında birçok âlimle tanışarak onlardan istifade etti.

Kayrevan'a döndüğünde eser yazmaya ve öğrenci yetiştirmeye başlayan İbn Sahnûn'un daha babası hayatta iken müstakil bir ders halkasına sahip olduğu rivayet edilir. İbrâhim b. Attâb el-Havlânî, Muhammed b. Sâlim el-Kattân, Ebû Muhammed Saîd b. Hakemûn, İbn Ebü'l-Velîd el-Hatîb ve Kayrevan Mezâlim Mahkemesi başkanı Ebü'l-Kāsım et-Tûrî gibi şahsiyetler onun talebeleri arasında yer alır. Babası vefat edince (240/854) onun ilmî riyâsetini devraldı. Baba-oğulun burada kurdukları ilmî otorite sebebiyle bir ara Kayrevan şehrinin Sahnûniye olarak anıldığı rivayet edilir.

İbn Sahnûn, babasının ölümünden bir süre sonra Kayrevan Kadısı Süleyman b. İmrân ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden Kayrevan'ı terketmek zorunda kaldı. Daha sonra şehre dönmek için Kayrevan Ağlebî Emîri Muhammed b. Ahmed'den mektupla eman diledi ve onun eman vermesi üzerine geri geldi. Şöhret ve nüfuzu gittikçe artan İbn Sahnûn'a doğrudan bir şey yapamayacağını anlayan Süleyman b. İmrân, Kayrevan'da yaşayan bir grup Iraklı'yı onun aleyhine tahrik etti. Bunun üzerine İbn Sahnûn emîre tesir ederek yakın dostlarından Abdullah b. Tâlib'i cuma imamı olarak tayin ettirmeyi başardı. Bir müddet sonra da Süleyman kadılık görevinden uzaklaştırıldı ve yerine Abdullah b. Tâlib tayin edildi.

İbn Sahnûn 256 (870) yılında Sâhil'de vefat etti, cenazesi Kayrevan'a getirildi ve namazını Emîr Muhammed kıldırdıktan sonra babasının yakınına defnedildi. Bazı kaynaklarda ölüm tarihi muhtemelen babasınınkiyle karıştırıldığından 240 (854) olarak verilmiştir. Vefatında Kayrevan halkının yas tutarak bir süre okulları tatil ettiği ve dükkânlarını kapattığı, halktan bir grubun İbn Sahnûn için yaptırılan türbenin etrafına çadır kurarak bir yıla yakın burada kaldığı, bu durumdan endişelenen emîrin bunların dağılmasını istediği rivayet edilir. Kaynaklar, hem halk hem idareciler tarafından çok sevilen İbn Sahnûn'dan iyilik sever, hoşgörülü, mütevazi, ileri görüşlü bir kimse olarak söz eder. Onun bazı eserlerini nakleden Ebü'l-Hasan el-Kābisî, çağdaşı olan Kadı Îsâ b. Miskîn, Kuzey Afrika tarihçisi Ebü'l-Arab et-Temîmî, Kayrevanlı fakih ve tabakat müellifi Muhammed b. Hâris el-Huşenî, Kuzey Afrikalı tabip Ahmed el-Cezzâr, Muhammed b. Abdülhakem gibi birçok âlim kendisinden övgüyle söz ederek ilmine, zekâsına ve ahlâkına olan hayranlığını dile getirmiştir.

Döneminde Mâlikî fıkhında otorite sayılan İbn Sahnûn mezhep görüşüyle ilgili tartışmalarda son sözü söylüyordu. Fıkhın yanı sıra hadis, kelâm, tarih ve edebiyat sahalarında da derin bilgi sahibi olmakla birlikte İslâm tarihinde eğitim ve öğretim alanında günümüze ulaşan ilk eserin müellifi sıfatı ile ayrı bir önem ta-şır. Eserlerinin çoğu kayıp olduğu için İbn Sahnûn bugün daha çok bir eğitimci olarak tanınmış, eğitimle ilgili görüşleri çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Ancak onun fıkıh yönü eğitimciliğinden önde gelir. Bu sebeple eğitim alanındaki görüşlerini, eğitimin fıkhî yönü veya eğitim konularının fıkıh ilim dalının verileri ışığında ele alınması şeklinde nitelendirenler de vardır (İbrâhim M. eş-Şâfiî, I, 252). İbn Sahnûn, eğitim konusuna ve problemlerine eğitim biliminin günümüzde de geçerliliğini koruyan genel ilke ve metotlarına göre yaklaşmasını bilmiş, eğitimde fırsat eşitliği, cezalandırma yerine ikna etme, bilgiyi sevdirerek verme, haftalık ders programı, hafta sonu ve bayram tatili, öğretmenler için meslek aşkının önemi gibi hususlarda görüşler önermiştir. Eğitim konusunda İbn Sahnûn'dan en çok etkilenen kişi, onun eğitimle ilgili eserini bir nevi şerheden Ebü'l-Hasan el-Kābisî (ö. 403/1012) olmuştur. Bir hadis ve fıkıh âlimi olan Kābisî, eğitimle ilgili olarak yazdığı eserde pek çok konuda onunla aynı görüşü paylaşmıştır.

İbn Sahnûn'un cedel ve münazara alanında da çok güçlü olduğu, bir defasında Mısırlı bir yahudi bilginiyle münazara ettiği ve bu şahsın ileri sürülen deliller karşısında Müslümanlığı seçtiği rivayet edilir. Halku'l-Kur'ân meselesinde Ebû Süleyman en-Nahvî ile münazarası meşhurdur. Dönemin tanınmış Mâlikî âlimlerinden İbn Abdûs el-Kayrevânî ile de kendilerine Abdûsiyye ve Muhammediyye adlarıyla birer mektep izâfe edilecek kadar kelâmî konularda önemli görüş ayrılıkları bulunduğu bilinmektedir.

Eserleri. Kaynaklar, İbn Sahnûn'un değişik ilim dallarında eser veren nâdir müelliflerden biri olduğunu belirtir. Onun tarih, terâcim, fıkıh, hadis, kelâm ve eğitim gibi ilim dallarında 200 dolayında eserinin bulunduğu zikredilmekteyse de bundan cüzlerin toplamı kastedilmiş olmalıdır. Başlıca eserleri şunlardır: 1. Âdâbü'l-muʿallimîn (ve'l-müteʿallimîn). Temel dinî eğitimin usul ve gayesini, öğretmen-öğrenci ilişkisinin fıkhî ve örfî yönünü ele almakla birlikte genel eğitim usulleri, eğitim ve öğretimde uyulması gereken prensipler, öğrencilere verilmesi gereken bilgiler, öğretmenin hak ve sorumlulukları gibi konularda da genel bir çerçeve çizmektedir. Yazma nüshası Tunus'ta Dârü'l-kütübi'l-vataniyye'de kayıtlı bulunan (nr. 787/8) ve on küçük bölümden oluşan altı varaklık bu eseri ilk defa Hasan Hüsnî Abdülvehhâb neşretmiş (Tunus 1350/1931), daha sonra Gerard Lecomte Fransızca'ya çevirmiştir ("Le livre de règles de conduite des maitres d'école par Ibn Sahnûn", REI, XXI [1953], s. 77-105). Ahmed Fuâd el-Ehvânî risâleyi et-Terbiye fi'l-İslâm adlı kitabının içinde (Kahire 1955, 1968), Muhammed el-Arûsî el-Matvî, Hasan Hüsnî Abdülvehhâb neşrini Rabat el-Hizânetü'l-âmme'deki (nr. 85K) nüsha ile karşılaştırıp notlar ekleyerek (Tunus 1392/1972), ayrıca Mahmûd Abdülmevlâ (Cezayir 1969, 1973, 1981), Muhammed Nâsır el-Fikrü't-terbevî adlı eserinin (Küveyt 1977), Abdurrahman Osman el-Hicâzî el-Meẕhebü't-terbevî ʿinde İbn Saḥnûn adlı çalışmasının içinde (bk. bibl.) yayımlamış, M. Faruk Bayraktar da eserin aslını ve Türkçe tercümesini uzun bir tanıtma yazısıyla birlikte neşretmiştir (İstanbul 1996). Bazı araştırmalarda yanlışlıkla Âdâbü'l-muʿallimîn ile el-Müdevvene'nin müellifi aynı kişi olarak gösterilmiştir (Tavukçuoğlu, sy. 7 [1997], s. 267-287). 2. er-Risâletü's-Saḥnûniyye (el-Ecvibe). Müellifin öğrencisi Muhammed b. Sâlim el-Kattân el-Kayrevânî'nin fıkıh ağırlıklı çeşitli sorularına cevap olarak hazırlanmıştır. 3. Uṣûlü'd-dîn. 4. en-Nevâzil. İbn Hayr bu eseri Nevâzilü'ṣ-ṣalât min dîvâni Muḥammed b. Saḥnûn adıyla zikreder (son üç eserin yazma nüshaları için bk. Sezgin, I, 473; Hasan Hüsnî Abdülvehhâb, II, 589-593). 5. Mesâʾilü'l-cihâd (Mohamed Talbi, s. 535; EI2 [İng.], VII, 409).

İbn Sahnûn'un kaynaklarda adı geçen birçok eserinden bazıları şunlardır: el-Câmiʿ (100 cüzden müteşekkil ansiklopedik bir eser olup aşağıda adı geçen eserlerin çoğunun bu kitabının değişik cüzleri olması muhtemeldir), el-Müsned (es-Sened) (hadise dair hacimli bir eserdir), es-Siyer, et-Târîḫ, Ṭabaḳātü'l-ʿulemâʾ, Şerḥu erbaʿati kütüb min müdevveneti Saḥnûn, Taḥrîmü'l-müskir, el-İmâme, Tefsîrü'l-Muvaṭṭaʾ, er-Red ʿalâ ehli'l-bidaʿ, Kitâbü'l-Eşribe ve ġarîbü'l-ḥadîs̱, el-Îmân ve'r-red ʿalâ ehli'ş-şirk, el-Ḥücce ʿale'l-Ḳaderiyye, el-Ḥücce ʿale'n-Naṣârâ, er-Red ʿale'l-Bekriyye, er-Red ʿale'ş-Şâfiʿî ve ehli'l-ʿIrâḳ, ez-Zühd ve'l-emâne, Risâle fî âdâbi'l-mütenâẓırîn (mâ yecibü ʿale'l-mütenâẓırîn min ḥüsni'l-edeb), el-Veraʿ, er-Risâle fî maʿna's-sünne, er-Risâle fî men sebbe'n-nebî, el-İbâḥa, Âdâbü'l-Ḳāḍî, Aḥkâmü'l-Ḳurʾân.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN