Yusuf Ziya Yozgadî Kimdir? Yusuf Ziya Yozgadî Hakkında Bilgiler

Yozgat’ta doğdu

Babası Hasan Hayri Paşa'dır. Bârika-i Teessür adlı kitabından annesinin ıstabl-ı âmire pâyelilerinden Hasan Ziyâeddin Bey'in kızı olduğu anlaşılmaktadır. Rüşdiyenin ardından özel muallimlerden Arapça ve Farsça öğrendi, sülüs ve nesih hatlarından icâzet aldı. İlk memuriyetine Yozgat Tahrirat Kalemi'nde başladı. Babası Kırşehir mutasarrıflığına getirilince kendisi de Kırşehir Tahrirat Kalemi'ne nakledildi. Bir süre sonra Yozgat'a döndü ve temyiz meclisi kalemine girdi. 21 Ağustos 1872'de meclisin hukuk başkitâbeti refikliğine tayin edildi, 1874'te livâ idare meclisi kâtipliğine geçti ve uzun müddet burada kaldı. Eylül 1882'de Yozgat tahrirat müdürlüğüne gönderildiyse de göreve başka birinin tayini sebebiyle açıkta kaldı. Bu süre içinde Akdağmadeni kazasındaki Rum ahaliden bir kısmının Rusya'ya göç etme hazırlığı yaptığı iddiasını araştırmakla görevlendirildi. 27 Haziran 1883'te Yozgat Bidâyet Mahkemesi Ceza Dairesi başkanlığına getirildi. Fakat yerli halktan ve ileri gelen bir aileden olduğu gerekçesiyle Yozgat'ta istihdamı uygun görülmedi, 25 Ağustos 1886'da azledildi. Kırşehir Sancağı Bidâyet Mahkemesi Ceza Dairesi'ne ve ardından Niğde Bidâyet Mahkemesi müddeiumumi muavinliğine tayin edildi. 9 Temmuz 1889'da becayiş suretiyle Kırşehir'e ve oradan 2 Şubat 1891'de Lüleburgaz'a aynı görevle nakledildi. 1892'de Kengri (Çankırı) Sancağı Bidâyet Mahkemesi Ceza Dairesi başkanı oldu.

Memuriyet hayatı oldukça hareketli geçen Yusuf Ziya Bey, tahrirat müdürlüğü esnasında iki defa ikişer ay süreyle vekâleten Yozgat mutasarrıflığı görevini yürüttü. 1888 yılında Ankara'da meydana gelen kıtlık yüzünden Avanos ve Keskin kazaları halkının ihtiyaçlarını temin maksadıyla Yozgat sancağından erzak sevki için oluşturulan komisyonda görev aldı. Musul'da ceza dairesi, Adana'da bidâyet mahkemesi reisliği yaptı. Edirne'de ceza dairesi başkanlığından sonra 22 Haziran 1904'te Trablusgarp Vilâyeti İstînaf Mahkemesi müddeiumumiliğine tayin edildi ve iki yıl burada kaldı. 24 Eylül 1910'da son görev yeri olan Üsküdar Bidâyet Mahkemesi üyeliğine getirildi. İbnülemin Mahmud Kemal'in kaydına göre Üsküdar'da görevi başında iken felç geçirdi ve beş altı gün sonra 1918 Nisanında vefat etti. Mezarı İstanbul Merkezefendi Kabristanı'ndadır. Dindar, gayretli ve eser telifine önem veren bir zattı. Hizmetlerinden dolayı rütbe-i sâniye, dördüncü rütbeden Mecîdî nişanı, Osmanlı nişanı ve Hamidiye-Hicaz Demiryolu madalyaları ile ödüllendirilmiştir. Çoğu basılı yirmiden fazla eser kaleme alan Yusuf Ziya Bey hukukçu kimliğine rağmen dil, tarih ve coğrafya alanında da eser vermiş, görevde bulunduğu yerleri çok iyi gözlemleyerek izlenimlerini seyahatnâme şeklinde kaleme almış, eserlerinde Ziya, Ziyaeddin, Yusuf Ziya, Ziya Hayri ve Yusuf Ziya Yozgadî isimlerini kullanmıştır.

Eserleri. 1. Müntehabât-ı Şehnâme-i Firdevsî (İstanbul 1306). Şâhnâme'den seçilen beyitlerle Firdevsî'nin kısa biyografisini ve bazı kelimelerin sözlüğünü içeren manzum bir eserdir. 2. Türkî, Arabî, Fârsî Medâr-ı Mükâleme (İstanbul 1306). Bu eser de manzum olup taşrada Arapça ve Farsça öğretiminde talebenin tercümeye ve terkiplere alıştırılması amacıyla yazılmıştır. 3. Mir'ât-ı Muhammediyye ve Menâkıb-ı Ahmediyye (İstanbul 1313). Çankırı Sancağı Bidâyet Mahkemesi Ceza Dairesi reisliği döneminde telif edilen manzum ve mensur bir siyer kitabıdır. 4. Tabsıra yahut Adana Temâşâsı (Adana 1314). Müellifin Adana Bidâyet Mahkemesi reisi iken kaleme aldığı, Adana tarihçesini ve Adana'nın sosyoekonomik özelliklerini ihtiva eden yirmi üç sayfalık mensur bir risâledir. 5. Kastamonu, Küre İnebolu Temâşâsı (Adana 1314). Bölgenin tarihî ve coğrafî hususiyetleriyle yazarın buradaki izlenimlerini içeren manzum bir eser olup Ali Tavşancıoğlu tarafından Latin harflerine aktarılmış, sonuna da eserin tıpkıbasımı eklenmiştir (Yozgat 2011). 6. Temâşâ-yı Celâl-i Hudâ (Kastamonu 1314). İki buçuk yaşında iken kaybettiği oğlunun hikâyesiyle Yozgat ve Kırşehir yöresine yaptığı gezilere dair notları içeren mensur bir eserdir. 7. Zemzeme-i Zafer (Sakız 1315). 1897 Osmanlı-Yunan savaşıyla ilgili tarihlerin yer aldığı on sekiz sayfalık bir şiir kitabıdır. 8. Birinci Mecmûa-i Eş'ârım yahut Nevbahârım (Sakız 1316). Beyhan Çelik eser üzerine yüksek lisans tezi hazırlamıştır (bk. bibl.). 9. Temaşâ-yı Âlem (İstanbul 1316). Gezegenlerin özellikleri, dünyaya uzaklıkları, ay ve güneş tutulması, karalar ve denizler gibi coğrafî ve kozmografik bilgilere dair mensur ve manzum bir eserdir. 10. Evsâf-ı Seniyye-i Hamîdiyye'den Bir Şemme (Sakız 1316). Bu manzum ve mensur eseri 1888'de Ankara'daki kıtlık esnasında oluşturulan komisyonda kendisine görev verilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ve padişahtan gördüğü iltifata teşekkür etmek için kaleme almış olup toplantılarda yaptığı konuşmaları da içermektedir. 11. Bârika-i Teessür (İstanbul 1325). Babası Hasan Hayri Paşa'nın ayrıntılı özgeçmişiyle onun ölümü üzerine yazdığı şiirlerin bulunduğu manzum ve mensur bir risâledir. 12. Meb'ûsâna Rehber: Hürriyetin Osmanlılara Hitâbı (İstanbul 1326). Eserde mebuslara Osmanlı Devleti'nin siyasî, idarî, malî, hukukî durumuyla ilgili bilgi verilir. 13. Vâveylâ-yı Peder yahut Evlâd Acısı (İstanbul 1330). Üsküdar'daki mahkeme üyeliği döneminde kaleme alınan manzum-mensur eserde, müellifin daha önce kaybettiği iki oğlunun acısı yanında Yusuf Celâleddin adlı üçüncü oğlunun da ölümü üzerine yazdığı şiirlere yer verilmiştir. Yusuf Ziya Bey'in basılmamış bazı eserlerinin de bulunduğu Vâveylâ-yı Peder'in sonundaki listeden anlaşılmaktadır.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA