Zaîfî kimdir? Zaîfî biyografisi

Adı Mehmed’dir; babasının adı Evrenos, dedesinin adı Nûreddin’dir

Otobiyografik eseri Sergüzeşt'e göre çok küçük yaşta iken babasından eğitim aldı. Ardından tahsiline Kadı Bedreddin'in yanında devam etti. Edirne ve Bursa'dan sonra İstanbul'da Sahn-ı Semân medresesinde öğrenim gördü. Dönemin tanınmış âlimlerinden Zenbilli Ali Efendi'den mülâzım oldu. Bir süre Defterdar Abdüsselâm Çelebi'nin oğlu Ahmed Çelebi'ye ders verdi (Külliyyât-ı Zaîfî, vr. 133a), ayrıca müstensihlik yaptı. Hocasının ölümünün ardından Halvetiyye'nin Sünbüliyye koluna intisap ederek tasavvuf yoluna girdi. Müderrisliğe Yenice-i Vardar'daki Mûsâ Bey Medresesi'nde başladı. İki yıl sonra İstanbul'a döndü. Hâmisi Mehmed Paşa'nın davetiyle Kanûnî Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine katılarak Sivas, Diyarbekir ve Tebriz'e gitti. Dönüşte Diyarbekir Ziyâiyye Medresesi'nde müderrislik yaptı. Mehmed Paşa, Anadolu beylerbeyi olunca onunla birlikte Kütahya'ya gitti. Ardından Kanûnî'nin Korfu seferine iştirak etti. Plevne Mihaloğlu Medresesi'nde müderrislik yaparken bir kısım eserlerini yazdı. Yine Mehmed Paşa'nın vezirliğinde Yenice-i Vardar'daki Ahmed Bey Medresesi'ne geçti. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek kazaskere mülâzım oldu. Ardından Edirne Hacıhasanzâde Medresesi'ne tayin edildi. İki yıl sonra İstanbul Dâvud Paşa Medresesi'ne nakledildi. Ardından görevlendirildiği İznik Orhan Gazi Medresesi'nden emekliye ayrıldı. Ömrünün çoğunu mansıp beklemekle geçiren Zaîfî 29 Safer 964'te (1 Ocak 1557) son eserini tamamlamasının ardından 9 Rebîülevvel 964 (10 Ocak 1557) tarihinde vefat etmiştir (Koçin, Za'îfî: Gülşen-i Mülûk, s. 43). Kaynaklarda bir erkek kardeşiyle Abdullah Mehmed adında bir oğlundan söz edilir (Akalın, s. 45, 904). Cüsseli ve kuvvetli bir bünyeye sahip olmasına rağmen "Zaîfî" mahlasını niçin kullandığı bilinmemektedir. Kınalızâde bu mahlası "İnsanlar zayıf yaratıldı" âyetinden (en-Nisâ 4/28) aldığını ileri sürer (Tezkire, II, 578). Tezkirelerde şiirlerinin sade, tekellüf ve tasallüften (zarafet iddiasında bulunmak) uzak olduğu kaydedilirse de daha ziyade ilmiyle tanındığı belirtilir. Ahlâkî ve öğretici yönü sanat tarafından daha üstündür. Eserlerinde mev'iza, atasözü ve deyimlere yer vermesi ifadesine akıcılık ve zenginlik kazandırmıştır. Gazelleri âhenk yönünden başarılı olup bazı kasidelerinde mûsiki âhengini yakaladığı ileri sürülür. Nesirlerinde ise ağdalı ve sanatkârane bir üslûp kullanmıştır.

Eserleri. Ekserisi Farsça'dan tercüme olan, genelde mesnevi türündeki on sekiz eserinin çoğu külliyatında yer almaktadır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki (Revan Köşkü, nr. 822) kitapları arasında bulunan külliyatında irili ufaklı on üç eser mevcuttur.

1. Divan. Yedi kaside, iki terciibend, dört murabba, birer muhammes, müseddes, müstezad, 354 gazel, otuz tarih (on dördü Türkçe, on ikisi Farsça, dördü Arapça), yirmi kıta (on yedisi Arapça), hece vezninde sekiz manzume, yirmi sekiz rubâî başlıklı kıta (üçü Farsça), dört lugaz, beş muamma, beş beyit (Farsça), yirmi altı müfredden (üçü Farsça) oluşan divanı mürettep değildir. Eser üzerine Kâmil Akarsu'nun hazırladığı doktora tezi kısaltılarak basılmıştır (bk. bibl.).

2. Sergüzeşt-i Zaîfî. İçinde "Aşkī vü Ma'şûk" adlı bir hikâye ile "Fâl-i Mürgân" adlı bir falnâme bulunan (Kurnaz, s. 221-234) otobiyografik eserde şair Osmanlı tarihiyle bağlantılı olarak hayatını anlatır. Bir kısmı Robert Anhegger tarafından yayımlanan eser üzerine daha sonra Mehmet Ali Üzümcü yüksek lisans tezi hazırlamıştır (Kitâb-ı Sergüzeşt-i Zaîfî, 2008, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

3. Gülşen-i Mülûk. Padişahlara nasihat vermek için yazılan bu manzum-mensur eseri Abdülhakim Koçin neşretmiştir (Ankara 2005).

4. Cevâhirnâme. Ahmed b. Abdülazîz Gevherî'ye ait aynı adlı Farsça eserin çevirisi olup Fatma Sabiha Kutlar tarafından yayımlanmıştır (Klasik Dönem Metinlerinde Değerli Taşlar ve Risâle-i Cevâhirnâme, Ankara 2005).

5. Münşeât. Arapça, Farsça, Türkçe mektuplardan meydana gelen eser külliyatının içinde yer almaktadır (TSMK, Revan Köşkü, nr. 822, vr. 184b-194b).

6. Kitâb-ı Nigâristân ve Hadîka-i Sebzistân. Sa'dî-yi Şîrâzî'nin Gülistân'ının Türkçe tercümesidir. Tercüme-i Manzûme-i Gülistân adıyla da anılan eser üzerine Fatma Büyükkarcı Yılmaz doktora tezi hazırlamıştır (bk. bibl.).

7. Gülşen-i Sîmurg. Ferîdüddin Attâr'ın Manṭıḳu'ṭ-ṭayr'ının manzum tercümesi olan eser üzerine Ali Rıza Özuygun yüksek lisans (Zaîfî Pir Mehmed ve Gülşen-i Sîmurg: Tenkidli Metin ve İnceleme, 1993, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü), Berrin Uyar Akalın doktora tezi (bk. bibl.) hazırlamıştır.

8. Bostân-ı Nesâyih. Attâr'ın Pendnâme'sinin genişletilmiş Türkçe manzum tercümesidir. Abdülhakim Koçin eseri yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlamış (bk. bibl.), eser ayrıca Ümit Tokatlı tarafından neşredilmiştir (Kitâb-ı Bostân-ı Nasâyih, Kayseri 1995). Zaîfî'nin bunların dışında Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt (Bostân tercümesi), Sabrü'l-mesâyib, Sûret-i Vakfiyye-i ibn Mihâl Ali Beg, Mesnevi (isimsiz), Risâle-i İmtihâniyye, Risâle-i Vücûdiyye ve ona ait olduğu söylenen Gazâvâtü'n-nebî adlı eserleri mevcuttur (Büyükkarcı, s. 44).

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA