Bingazi tarihi...

Libya'nın Berka (Cirenaica/Sirenayka) bölgesindeki illerden (muhâfaza) birinin merkezi olan Bingazi, ülkenin ikinci kalabalık şehri ve doğu kıyılarının en büyük limanıdır. Büyük Sirte körfezinin doğu sahilinde, bir burunun batı rüzgârlarına karşı koruduğu, ancak kuzeybatı fırtınalarına açık bulunan bir koyun kenarında, kıyı ovasının en geniş olduğu bir yerde kurulmuştur. Doğusunda bir lagün, güneydoğusunda zaman zaman denizin örttüğü tuzlu bataklıklar yer alır; Akdeniz karakterli kurak bir iklimin etkisindedir. Demiryoluyla bölgenin diğer önemli şehirlerinden Merc (Barce) ve Sulûk'a, düzenli karayollarıyla da Libya'nın başlıca merkezlerine bağlıdır; 32 km. doğusundaki milletlerarası Benina hava limanı ise başka ülkelerle hava bağlantısını sağlar. Kıyıyı takip eden ve iç bölgelere uzanan önemli yolların kavşağında ulaşıma çok elverişli bir konumda olması ve güneyindeki Zuveytine'de zengin petrol yataklarının bulunması, Bingazi'nin hemen bütün Berka bölgesinin ihtiyacına cevap veren önemli bir liman ve büyük bir ticaret, yönetim, eğitim merkezi olmasını sağlamıştır. En çok tahıl, sünger, hayvan ürünleri ve petrol ürünleri ihraç eden limanı tabii olarak fazla derin değildir ve ayrıca eskiden beri kumla dolarak sığlaşma eğilimi gösterir. Bu sebeple daha geçen yüzyılın ikinci yarısında Türk hâkimiyeti döneminde yapılan dalgakıranın arkasındaki kesim zaman zaman taranarak derinliği arttırılmış ve liman büyütülerek yeni tesisler eklenmiştir. Şehrin çevresinde sulu tarım yapılan zengin topraklar yer alır. Tuz ve çimento üretimi ile petrol tasfiyesi, besin maddeleri hazırlanması ve dericilik Bingazi'deki en önemli endüstri kollarıdır. Deniz suyundan tatlı su elde edilen dünyanın en büyük arıtma tesislerinden biri de şehrin su ihtiyacını karşılar. Birçok devlet dairesinin bulunduğu şehirde bir de 1955'te kurulan Libya Üniversitesi vardır.

Şehir milâttan önce V. yüzyılda Yunanlılar tarafından Grekçe "güneşin battığı yer" mânasına gelen Euhesperides adıyla bir koloni olarak kurulmuş, daha sonra adı Mısır Kralı III. Ptolemaios tarafından karısının ismine izâfeten Berenike'ye çevrilmiştir. Milâttan sonra III. yüzyıldan itibaren Cyrene ve Barce gibi diğer şehirleri geride bırakarak bölgenin en büyük merkezi haline geldi; çevresinde bu parlak döneme ait bazı kalıntılar bulunmaktadır. Fakat limanın dolması ve su kıtlığı gibi sebeplerle önemi giderek azaldı. Buna rağmen Ortaçağ'da bir ara Ceneviz'le yaptığı ticaret sayesinde yeniden bir ölçüde canlandı; o sırada Bernik adı ile anılıyordu. Bundan sonraki dönemde şehir sönükleşti ve daha çok bir korsan barınağı haline geldi; Bizanslılar'ın son zamanlarında ise tamamen terkedildi. Nitekim İslâm kaynaklarında ilk İslâm fetihleri sırasında Berka bölgesinden bahsedildiği halde bu şehrin adı zikredilmemektedir. Şehrin tekrar bir yerleşim merkezi olarak ortaya çıkmasının 1470 yıllarına rastladığı tahmin edilmektedir.

Pîrî Reis'in Kitâb-ı Bahriyye'sinde Birniki'nin yanı sıra görülen Bin Kādî adının aslında XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kullanılan Mersâ İbn Gāzî (İbn Gāzî limanı) olduğu tesbit edilmiştir. 1551 Trablusgarp seferi sırasında Berka bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra Bingazi de kesin olarak Osmanlı yönetimine katıldı (1578). Bu tarihten itibaren Garp ocaklarında Trablusgarp eyaletinin bir sancağı olan Bingazi XVII. yüzyılda dayı*ların, XVIII. yüzyılda da Karamanlıoğlu ailesinin idaresinde kaldı. 1863'te Berka'dan ayrılarak doğrudan Bâbıâli'ye bağlı müstakil bir mutasarrıflık merkezi haline getirildi ve Trablusgarp'a bağlı olduğu dönemdeki imtiyazları kaldırılarak düzenli bir vergi sistemine tâbi tutuldu. İlk Bingazi mutasarrıfı Halil Paşa zamanında (1863-1868) bölgedeki kabile isyanları bastırılarak sükûnet sağlanmıştır. Bingazi şehrinin merkez olduğu Bingazi müstakil mutasarrıflığı Bingazi, Derne, Ucle-Câlû, Ecdâbiye ve Kufra adlı beş kazaya ayrıldı ve şehrin idaresine yeni bir düzen verilerek on iki mahalle teşkil edildi. Bingazi 1872'de öneminden dolayı vilâyet merkezi haline getirildi ise de Hasan Tahsin Paşa'nın valiliği sırasında (1887-1890) yeniden Bâbıâli'ye bağlı müstakil mutasarrıflığın merkezi oldu. Tahir Paşa'nın mutasarrıflığı sırasında (1893 1904) bazı başarılı ıslahatlar yapıldı ve telgraf hattı döşendi. Burası XIX. yüzyılda başlayan Senûsî hareketinin de önemli merkezlerinden biri olmuştur.

Bingazi geçen yüzyılda, daha çok Malta ve Güney İtalya ile ticaret yapan, tahıl ve hayvan ürünleri ihraç eden ve fazla işlek olmayan bir liman şehri durumunda idi. Çeşitli kaynaklar XIX. yüzyıl sonlarında nüfusunun 10.000, XX. yüzyıl başlarında ise 25.000 dolaylarında olduğunu kaydetmektedir. Mısır'ın İngiltere tarafından işgali (1882) üzerine anayurtla bağıntısı zayıflamış olan Bingazi 1911 yılının Ekim ayında İtalyanlar'ın hücumuna uğradı. Bu istilâya karşı koyan Binbaşı Enver (Enver Paşa) ve Kolağası Mustafa Kemal (Atatürk) kumandasındaki Türk ve yerli kuvvetler bir süre İtalyanlar'ın iç kısımlara sokulmasını önlediler. Fakat Balkan Savaşı'nın çıkması üzerine 1912'de İtalyanlar'la yapılan Uşi (Ouchy) Antlaşması uyarınca Bingazi İtalyanlar'a geçti ve 1942'ye kadar onların idaresinde kaldı. II. Dünya Savaşı'nın yaklaştığı yıllarda şehrin nüfusu 32.000 dolayında idi. Savaşın Kuzey Afrika çarpışmaları sırasında şehir Almanlar ve İngilizler arasında beş defa el değiştirdi ve önemli ölçüde tahribata uğradı. Nihayet 1951'de, bağımsız bir devlet olarak yeni kurulan Libya'nın sınırları içinde yer aldı. Bu şekilde başlayan barış döneminde Bingazi zengin petrol yataklarının bulunması ve işlenmesiyle desteklenen çok hızlı bir gelişmeye ve imar hareketlerine sahne oldu; 1970'te 170.000'e yaklaşan nüfusu 1985'te 650.000'e ulaştı.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN