Selim Giray Kimdir, Tarihte Önemi Nedir?

1040’ta (1631) Bahçesaray’da dünyaya geldi

--
--> Babası vefat ettiğinde (1637) çocuk yaşta olduğundan Ablan ailesinden Mirzaş Ağa'nın gözetiminde yetişti. Sonraları amcası III. İslâm Giray'ın himayesine girdi. Onun vefatının ardından Âdil Giray tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Bunun üzerine Şirin kabilesinin yanına sığınarak ölümden kurtuldu. Muhtemelen bu esnada Kırım'dan ayrılıp Yanbolu'da Çulmak köyünde ikamete başladı. İstanbul'daki merkezî hükümetle gelişen ilişkiler bağlamında Âdil Giray'a karşı oluşan tepkiler sebebiyle 23 Zilhicce 1081'de (3 Mayıs 1671) onun yerine Kırım hanlığına getirildi. Hanlığının bu ilk döneminde Polonya (Lehistan) sınırında yaşayan Tatarlar, Güney Besarabya'da Bucak yöresine yerleşmek için ondan yardım istedi. Bu istek Osmanlı yönetimi tarafından kabul edilmedi. Selim Giray han olduktan hemen sonra Lehistan seferine katıldı. Kamaniçe'nin (Kamanika) alınmasında büyük hizmeti oldu. Ayrıca Lehistan ile yapılan barış görüşmelerinde arabuluculuk yaptı ve Bucaş antlaşması imzalandı (1083/1672). Ertesi yıl IV. Mehmed'in ikinci Lehistan seferine davet edildi. Bu arada Çehrin'e saldıran Ruslar'a karşı hareket etmesi istendi. Kazak Hatmanı Doroşenko'ya yardım edip onunla birlikte orduya katıldı (13 Cemâziyelâhir 1086 / 4 Eylül 1675). Ruslar'ın tarafına geçen Doroşenko meselesi dolayısıyla Şeytan (Uzun) İbrâhim Paşa ile birlikte Çehrin Kalesi'nin muhasarasına yollandı. Burada başarı kazanılamayınca hanlıktan alındı (Şevval 1088 / Aralık 1677) ve Rodos'a sürüldü. 1683 Viyana bozgunu sonrası Kırım Hanı Murad Giray'ın, ardından Ruslar karşısında başarısız olan II. Hacı Giray'ın azli üzerine yeniden Kırım hanlığına getirildi ve Edirne'de 22 Receb 1095'te (5 Temmuz 1684) padişahın huzuruna çıktı (Defterdar Sarı Mehmed Paşa, s. 175-176). Bu esnada Ruslar, Kırım bölgesine yaklaşıp Azak ve Karadeniz sahilindeki stratejik kaleleri kuşatmıştı. Selim Giray bu ikinci döneminde oğullarından Devlet Giray'ı kalgay (birinci veliaht), Azamet Giray'ı nûreddin (ikinci veliaht) tayin etti. Ardından Ruslar'la mücadeleye girişti. Rus baskısını bütünüyle ortadan kaldıramamakla beraber onların Kırım topraklarına girmesini önledi. Prens Vasili Galitzyn kumandasındaki kalabalık bir Rus ordusunu Kırım'a giriş yeri konumundaki Orkapı denilen yerde yenilgiye uğrattı (10 Şâban 1100 / 30 Mayıs 1689). Aynı yılın kasım ayında Kosova'da Kaçanik Boğazı'nda Avusturya birliklerini hasta olmasına rağmen büyük yararlık göstererek bozdu. Bu hizmetlerinden dolayı padişah kendisini Edirne'ye çağırıp iltifat gösterdi ve hil'atler bağışladı. Ertesi yıl yeniden cepheye geldiğinde büyük oğlu Devlet Giray, Erdel üzerine yollanmıştı. Kendisi de Belgrad Kalesi civarına gelip oradan İstanbul'a gitti (2 Rebîülevvel 1102 / 4 Aralık 1690). Ancak burada iken Lehistan ile Rus kuvvetlerinin saldırı hazırlıkları içinde bulundukları öğrenilince Kırım'ı boş bıraktığı gerekçesiyle vezîriâzam tarafından azarlandı. Bunun üzerine Kırım'da Tatarlar'ın kendisine karşı tepkili olduklarını söyleyerek kendi rızasıyla hanlıktan çekildi (5 Cemâziyelâhir 1102 / 6 Mart 1691).

Selim Giray, bu arada çok sevdiği oğlu Azamet Giray'ın Leh ve Rus saldırıları sırasında öldüğünü haber almıştı. Bütün bu olayların üzüntüsüyle hacca gitmek için izin istedi. Hac dönüşü Şam'da ortaya çıkan emîrler arası çatışmayı önleyip uzlaşmacı tavrını burada da gösterdi. Bu durum padişahı memnun etti ve onun iltifatına mazhar oldu, kendisine ikamet için Silivri yakınlarında bir çiftlik tahsis edildi. O sırada Kırım'da Saâdet Giray Han'a karşı olanlar büyük bir isyan çıkarmıştı. Bunun üzerine Tatar asilzadelerinin daveti ve sultanın isteğiyle Selim Giray tahtını bıraktığı amcazadesi Saâdet Giray'ın yerine üçüncü defa Kırım hanı oldu (10 Safer 1104 / 21 Ekim 1692). Büyük oğlu Devlet Giray'ı yeniden kalgay ve kardeşi İslâm Giray'ın oğlu Şâhin Giray'ı nûreddin seçti. Bu esnada Avusturya ve Rusya ile savaş başladı. Selim Giray, seferin Erdel'e karşı yapılmasının uygun olduğunu bildirince Osmanlı ordusu buraya yöneldi. Kendisi de Eflak'a girdi (1105/1693). Ardından Edirne'ye döndü ve törenle karşılandı. 1105 Cemâziyelâhirinde (Şubat 1694) Kırım'a gitti. 1695'te Rus Çarı Petro büyük bir ordu ile Kırım'a sefer düzenledi. Bir yıl sonra Azak Kalesi Ruslar'ın eline düştü. Öte yandan ordunun Avusturya cephesinde de savaşması Osmanlılar'ı zor duruma sokmuştu. Her ne kadar Selim Giray elindeki kuvvetleri Azak'a, Rus ve Avusturya cephesine sevkettiyse de bu son cephenin yeterince desteklenmemesi, İstanbul'da yönetim birimleri içindeki uyumsuzluk, devlet adamları arasındaki rekabet ve Sırplar'ın ihaneti yüzünden başarı kazanılamadı. Selim Giray, 1699'da Tuna üzerinde Karlofça (Karlowitz) kasabasında imzalanan tarihî antlaşmada büyük rol oynadı. Aynı yıl yaşlılığı dolayısıyla oğlu Devlet Giray adına hanlıktan feragat etti (15 Şâban 1110 / 16 Şubat 1699). Selim Giray'ın Edirne yakınlarındaki çiftlikte yaşaması uygun görüldü ve yıllık 8000 altın akçe gelir tahsis edildi. Devlet Giray kardeşleri Şehbaz Giray, Gazi Giray, Saâdet Giray ve Kaplan Giray ile anlaşmazlığa düşünce karışıklık çıktı, hatta Selim Giray, Şevval 1112'de (Mart 1701) İstanbul'daki çiftliğinden çıkarılıp Serez'e yollandı (a.g.e., s. 702-705). Hemen ardından Ruslar ve Lehliler'le yapılan antlaşmalara aykırı hareket edeceği endişesiyle Devlet Giray azledilip yerine Selim Giray dördüncü defa han oldu (4 Şâban 1114 / 24 Aralık 1702). Bu defa oğullarından Gazi Giray'ı kalgay, Kaplan Giray'ı nûreddin tayin etti. Karşı karşıya kaldığı ilk mesele yağmaya uğrayan İsmail, Kili ve Akkirman bölgelerindeki zararı tesbit ettirmek oldu. Çerkezistan taraflarına kaçan önceki Kırım Hanı Devlet Giray'ın affını sağladı ve İstanbul'a yolladı (a.g.e., s. 764-765). Az sonra da vefat etti (16 Şâban 1116 / 14 Aralık 1704). Cenazesi Bahçesaray'da Han Camii hazîresine defnedildi. Kırım Veziri Ali Merdan Ağa'nın kızı ile evli olan Selim Giray'ın on iki oğlu ve on kızı olmuştu. Erkek evlâtlarından altısı Kırım hanına veliahtlık görevinde bulunmuştu. Ayrıca II. Devlet Giray (1699-1702) ve III. Gazi Giray (1704-1707) gibi kısa aralıklarla hanlık yapmışlardı.

Kaynaklarda zeki, metin ve tecrübeli bir devlet adamı olduğu bildirilen Selim Giray bölgesel meselelerde denge unsuru olmuş ve önemli hizmetler görmüştür. Silivri civarında bir çiftlik, değirmen ve dükkânlar vakfedip Kırım'da birçok imaret meydana getirmiştir. Öte yandan edebiyatçıları ve sanatkârları himaye etmiştir. Bunlar arasında divan şairi ve hattat Nâzım Mehmed ile Nazîm, Hâfız Post, Buhûrîzâde Mustafa Itrî ve Sepetçizâde Mehmed Ağa en önemlileridir. Bizzat kendisi de edebiyat ve mûsiki ile meşgul olmuştur. Bu özelliği anne tarafından dedesi II. Gazi Giray'dan tevarüs ettiği belirtilir (TMA, II, 224). Arapça ve Farsça bilen Selim Giray, Kur'an'ı ve Mes̱nevî'yi ezberleyip "Selîm" mahlası ile şiirler yazmış ve tasavvufî besteler yapmıştır (Babatâhir makamındaki bir şuğulünün güftesi için bk. Ergun, I, 99). Evliya Çelebi, Bahçesaray'da tanıştığı Selim Giray'dan övgüyle söz eder. Bahçesaray'daki zengin kütüphanesi 1736'da şehri istilâ eden Rus kuvvetlerince yakılarak imha edilmiştir. Divan şairi Sâbit, Zafernâme adlı manzumesini Selim Giray'a ithaf edince sâniye rütbesiyle Kefe'ye kadı olmuştur. Selimnâme ve Gazanâme adıyla da bilinen eser Selim Giray'ın Prekop Orkapı zaferini anlatır.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA