Ferhengistan nedir?

"Terbiye, bilgi ve mârifet yeri" anlamını taşıyan ferhengistân kelimesi günümüzde İran'da "akademi" yerine kullanılmaktadır. Farsça'nın sadeleştirilmesi, modern terimlerin karşılıklarının bulunması için Tahran'da kurulan iki dil akademisine de Ferhengistân-ı Îrân ve Ferhengistân-ı Zebân-ı Îrân adları verilmiştir.

Farsça'yı sadeleştirme çabalarının tarihi IV. (X.) yüzyıla kadar uzanır; ilk defa Dakīkī (ö. 366/976 [?]) ve Firdevsî (ö. 411/1020 [?]) eserlerinde bu amaçla Arapça kelime kullanmamaya özen göstermişlerdir. Onların ardından birçok edip, şair ve âlim yazdıkları eserlerle bu çalışma içinde yer almışlardır. XIX. yüzyılda Batı etkisiyle başlayan yenileşme hareketleri aynı zamanda millî duyguların da gelişmesini sağladı. Bu durum dilin sadeleştirilmesi faaliyetine hız verilmesine ve o döneme kadar genellikle Arapça'nın etkisi altında kalan Farsça'yı bu etkiden kurtarmak için aydınlar arasında bir hareketin oluşmasına yol açtı. Bunda yabancı terimlere karşı ortaya çıkan tepki ve özellikle gazetelerde Arapça kelime kullanılmaması yönündeki istek büyük rol oynadı. Farsça'yı sadeleştirmek için takip edilecek yol konusunda ortaya üç görüş çıktı: Ya terimlerin Avrupa'daki asılları kullanılmalı, ya Arapça ve Osmanlıca'daki şekilleri alınmalı veya Farsça dil bilgisi kurallarına göre bunlara yeni karşılıklar türetilmeliydi. Bu meseleleri çözebilmek için ilmî bir kuruma ihtiyaç duyulması üzerine Batı'da örnekleri bulunan bir akademinin açılmasına karar verildi. Bu yöndeki ilk teşebbüs ömrü kısa süren Meclis-i Akademi'dir (1903). Milliyetçilik akımının gittikçe güçlendiği 1921-1935 yılları arasında Farsça'daki yabancı kelimelere karşı açılan savaşa Rızâ Şah Pehlevî de destek oldu ve bu amaçla önce Encümen-i İlmî adıyla bir müessese kuruldu; arkasından da 1924'te Savaş Bakanlığı ile Eğitim Bakanlığı'nın birlikte teşkil ettikleri Şûrâ-yı Âlî-yi Nizâm adlı komisyona askerî terimlere karşılık bulma görevi verildi. Bunu, Dânişserâ-yi Âlî müdürlüğüne getirilen Îsâ-yı Sâdık'ın kurduğu Encümen-i Vaz'-ı Lugāt ve Istılâhât-ı İlmî takip etti. 1935'te Eğitim Bakanlığı bünyesinde kurulan Akademi-i Tıbbî'nin (Ferhengistân-ı Tıbbî) görevi de tıpta ilgili kelimelere Farsça karşılık bulmaktı. 1930'lu yılların başında Farsça'yı yabancı dillerin etkisinden kurtarma çabası daha da arttı ve devlet daireleriyle millet meclisine kadar ulaştı. 1934'te Türkiye'yi ziyaret eden Rızâ Şah ülkesine döndükten sonra Türk Dil Kurumu'nu örnek alarak Savaş Bakanlığı'nda bir komisyon kurdurdu ve askerî terimleri tesbit edip türetmekle görevlendirdi. Ancak Türkiye'de olduğu gibi İran'da da bu konuda aşırılığa gidildi ve türetilen kelimelerin âdeta zorla halka benimsetilmesine çalışıldı.

Dilin sadeleştirilmesinde aşırılığa karşı olan Başbakan Muhammed Ali Fürûgī, şaha başvurarak durumun ilim adamlarınca incelenmesini ve bir dil akademisi kurulmasını önerdi. Şahın gereken izni vermesi üzerine Îsâ-yı Sâdık bu konuda bir plan hazırlamakla görevlendirildi. Kısmen Académie Française örnek alınarak hazırlanan plan Bakanlar Kurulu tarafından 19 Mayıs 1935 tarihinde kabul edildi ve Ferhengistân-ı Îrân adı verilen akademi ilk toplantısını 2 Haziran günü Fürûgī'nin başkanlığında yaptı. Fars dili ve edebiyatını koruma, geliştirme, ilmî terimler türetme ve Farsça'daki yabancı kelimelere karşılık bulma amacıyla oluşturulan kurumun görevlerine daha sonra kelime türetme kurallarını belirleme, eski kelime ve deyimlerle halk ezgilerini derleme işi de eklendi. Ali Ekber Dihhudâ, Bedîüzzaman Fürûzanfer ve Ali Asgar-ı Hikmet gibi tanınmış ilim adamlarının üyesi bulunduğu akademinin yönetici kadrosu, şah tarafından tayin edilen bir başkan ve üyelerin kendi içlerinden iki yıllığına seçtikleri iki başkan yardımcısı ile iki sekreterden meydana geliyordu. Ancak kurum amaç ve faaliyetleri açısından şiddetli eleştirilere uğradı; bizzat kurucusu Fürûgī verdiği bir konferansta kendisinin de yanlış bulduğu hususları açıkladı ve bunların düzeltilmesi için öneriler getirdi. Bu konferansın genişletilmiş şekli "Peyâm be-Ferhengistân" başlıklı bir raporla yayımlandı (Mart-Nisan 1937). Raporda Arapça'nın Farsça için önemine işaret ediliyor ve bu konuda orta yolun bulunması isteniyordu. Ferhengistan'ın çalışma hızından pek memnun olmayan Rızâ Şah yeniden düzenlenmesini emretti; bunun üzerine 28 Nisan 1938'de yeni bir teşkilât şeması ve yönetim kadrosu oluşturularak başkanlığa Ali Asgar-ı Hikmet getirildi. Resmî varlığı 1956 yılına kadar süren Ferhengistân-ı Îrân gerçekte altı yıl faaliyet gösterdi ve bu zaman içinde bankacılık, tıp, zooloji, matematik gibi ilimlerle ilgili 2400 terim türetildi; bu arada birçok Arapça ve Türkçe yer adı da değiştirildi.

Rızâ Şah'ın Eylül 1941'de tahttan uzaklaştırılmasından sonra Abbas İkbâl-i Âştiyânî ve Vahîd-i Destgirdî gibi karşıt görüşlü ilim adamları Yâdgâr, Armaġān vb. dergilerde Ferhengistan aleyhinde yazılar yayımlayarak Arapça kelimeleri atmanın Farsça'yı zayıflatacağını ve İran'ın diğer müslüman ülkelerle olan ilişkilerini koparacağını ileri sürdüler; muhalifleri ise Farsça'nın Arapça'dan arındırılmasının gerekli olduğunu, ancak bunu bir kurumun değil yazarların yapabileceğini söylüyorlardı. Bu görüşün en önemli savunucuları Seyyid Hasan Takīzâde ile Seyyid Ahmed-i Kesrevî idi. Bir süre sonra tartışmaların hızı azaldı. 1963'te Muhammed Mukaddem Tahran Üniversitesi'ndeki bir konferansında ve arkasından kendisiyle yapılan bir sohbette dil meselesini tekrar ele alarak teknik ve ilmî terminoloji bakımından Farsça'nın zayıf olduğunu ve yeni kelimelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Kültür ve Sanat Bakanlığı'nın 28-30 Kasım 1970 günleri arasında düzenlediği kongrede şahın bir dil akademisinin kurulmasını isteyen mesajı okundu ve kongrenin hemen arkasından Ferhengistân-ı Zebân-ı Îrân adı altında yeni bir akademi faaliyete geçirildi. Yeni ferhengistanın yönetici kadrosu dört üyeli bir idare meclisiyle bir sekreterlikten meydana geliyordu. "Kelime seçme", "Farsça tabirleri derleme", "Eski ve Orta Farsça" ve "Farsça dil bilgisi" bölümlerinden oluşan akademide bir kütüphane ile bir fonetik laboratuvarı bulunuyordu. Ancak İran İslâm devriminin (1979) ardından bu ikinci ferhengistanın faaliyetine son verildi.

İran İslâm Cumhuriyeti döneminde daha önce kurulmuş olan akademilerin durumları ele alındı ve İran İlmî Araştırmalar Konseyi'nin 5 Nisan 1987 tarihli toplantısında eski akademilerin de yerini alacak yeni bir akademinin kurulmasına karar verildi. Rusya, İngiltere ve Pakistan gibi ülkelerdeki akademilerin yapılarından da faydalanılarak kurulan bu akademinin başlıca amacı her türlü ilmî çalışmayı planlamak, araştırma yapmak ve araştırmacılara yardımcı olmaktır. Akademi İran İslâm Cumhuriyeti Bilimler Akademisi, Fars Dili ve Edebiyatı Akademisi, Tıp İlimleri Akademisi adlı üç birimden oluşur. İran İslâm Cumhuriyeti'nin ilim dünyasında saygın bir yer elde etmesi için ilim adamı ve araştırmacılar yetiştirmek, ilmî çalışmaları teşvik etmek, İran toplumunun teknik ve kültürel meselelerini çözmek bu kuruluşun görevleri arasındadır. Bilimler Akademisi temel, beşerî, ziraî, mühendislik ve İslâmî ilimler olmak üzere beş dalda faaliyet göstermektedir.

Akademi bir mütevelli heyeti tarafından yönetilir. Mütevelli heyeti akademi başkanını tayin etmek, başkan tarafından önerilen İran İslâm Cumhuriyeti akademi teşkilâtını, bütçeyi, harcamaları onaylamak gibi görevleri yerine getirir. Akademi teşkilâtında sırasıyla akademi yüksek başkanlığı, mütevelli heyeti, akademi başkanı, akademi başkanlık bürosu, bilim konseyine bağlı beş dal, bilim ve araştırma müşavirliğiyle bu müşavirliğe bağlı toplantı ve konferanslar bürosu, kütüphane, belge, bilgisayar ve yayım merkezleri yer alır. Akademinin asil ve fahrî olmak üzere iki çeşit üyesi vardır; bunlar akademi başkanlığı tarafından önerilir ve mütevelli heyeti tarafından onaylanır. Fahrî üyeler resmî toplantılara katılamazlar, ancak dışarıdan yazılı olarak görüş ve düşüncelerini bildirirler.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN