Divan rakamları nedir ?

Erkām-ı dîvâniyye, siyâkat-i Arabî, rukūm-siyâk veya siyâk, siyâkat rakamları adlarıyla da anılmakta olup rakamların okunuşlarının doğrudan doğruya kısaltılmış ve stilize edilmiş yazı ile yazılması esasına dayanır. Öğrenilmesi ve okunması özel bir bilgi gerektirecek niteliğe sahip olan ve gizliliğin esas olduğu maliye ile ilgili muhasebe kayıtlarında kullanılan bu tür rakamların ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte rakamların harflerle karşılanması usulü Roma dönemine kadar çıkar.

Bugün Türkiye'de ve Batı dünyasında kullanılan rakamlar "Arap rakamları", Araplar'ın kullandığı rakamlar ise "Hint rakamları"dır. Sıfırın kullanıldığı bu rakamlarda onlar, yüzler gibi basamaklar türetilerek hesap işleri oldukça kolaylaştırılmıştı. Kara tahta ve tebeşirin bilinmediği, kâğıdın da çok değerli olduğu dönemlerde bir tabla içine veya "taht" denilen bir tahta üzerine ince kum dökülerek işlem yapıldığından bu rakamlar "gubâr rakamları" olarak anılırdı. Roma'da olduğu gibi harflere sayı değerleri verilmek suretiyle de rakam yazılabiliyordu. Bu şekilde "cümel-i kebîr" tablosu esasına göre 1000'e kadar yazmak mümkündü. Cümel rakamları ise zîc denilen astronomik tablolarda kullanılırdı. Zamanla rakam ve rakam cümlesi yazıyla ifade edilmeye başlandı ve divan rakamları ortaya çıktı. Bunlar, rakamların doğrudan doğruya eksiksiz bir şekilde yazıyla ifadesi değil kısaltılmış ve formül haline sokulmuş rakam veya rakam cümleleri şeklindeydi. Sonradan ortaya çıkan ve yine maliye kayıtlarını tutmakta kullanılan bir yazı türü olan siyâkatle birlikte yer alınca da buna siyâkat rakamları denildi. Nitekim devrin düz Memlük yazısıyla düzenlenen tereke ile ilgili 796 (1394) tarihli bir belgede eşya değerleri divan rakamlarıyla gösterilmişti (Kâmil Cemîl Aselî, II, 162-163). Çoğunlukla noktasız, köşeli ve zor okunacak bir şekle sahip olup divanda özellikle defterdara bağlı kalemlerde muhasebe kayıtlarında kullanılan bir çeşit süs görünümündeki siyâkat yazısı, şekil itibariyle kısaltılmış olarak rakamların yazılışına da esas oldu.

Divan rakamlarının İslâm dünyasında kullanılışının Câhiliye devrine kadar gittiği belirtilir. Bu bilgi rakamların yazı ile gösterilmesi usulü için doğru ise de divan rakamları kısaltılmış bir yazı olduğundan bu son şeklin ne zamandan itibaren kullanılmaya başlandığı henüz kesinlik kazanmış değildir. Öte yandan İslâmiyet'in ilk dönemlerinde divan kurumunun kabulü ile divan rakamlarının tutulan kayıtlarda kullanıldığı rivayet edilir. Ancak bu atâ, rızk ve cünd divanlarında Arapça'nın kullanılması durumunda mümkün olabilir. Bilindiği gibi Abdülmelik b. Mervân devrine kadar divan kayıtları yerine göre Pehlevîce veya Rumca tutulmaktaydı. Diğer taraftan İran sahasında kurulan devletlerde bu rakamların kullanıldığı söylenebilir. Moğollar'ın siyâkat rakamlarını kullandıkları, bazıları bugüne ulaşan belgelerden anlaşılmaktadır.

Bu rakamlar Moğol hâkimiyetinin yayıldığı yerlerde de yaygın olarak kullanılmıştır. Nitekim Hindistan'ın, Osmanlı tahrir kayıtlarına benzer tarzda XIX. yüzyıla ait siyâkat yazı ve rakamlarının bulunduğu bilinmektedir. Büyük Selçuklular vasıtasıyla Anadolu'ya girdiği anlaşılan bu rakamlar Anadolu Selçuklu Devleti'ne ait bazı sikkelerde de görülür. Bunların tarihleri kısmen siyâkat rakamları ile yazılıdır (İsmâil Galib, s. 4). Yaygın olarak bu rakamları uygulayan İlhanlılar'da da devlet muhasebesini anlatan ve döneminin otantik belgelerinden örnekleri içine alan eserler vardır. Bu eserler, Ali Felek Alâ-i Tebrîzî'nin (ö. 706/1306) Vezir Muhammed b. Tâceddin Ali es-Sâvecî'nin oğluna istîfâ (defterdarlık ve devlet muhasebesi) sanatını öğretmek üzere yazdığı Saâdetnâme fi't-teressül ve kavâidü'd-defter ile Abdullah b. Muhammed b. Kiyâ el-Mâzenderânî'nin Kitâb fi'l-hisâb ve Risâle-i Felekiyye adlı kitaplardır. Bunların ilki teressül (kitâbet) sanatı ile ilgili bir giriş ve istîfâ için gerekli bilgileri veren bir bölümden ibarettir. Diğeri ise otantik belgelerle desteklenmiş bir devlet muhasebesi öğretimi kitabıdır (Zeki Velîdî, s. 3, 14, 31). Siyâkatten söz etmekle yetinen bir diğer eski hesap kitabı, Uluğ Bey kitaplığı için Cemşîd b. Mes'ûd b. Mahmûd el-Kâşî'nin hazırladığı Miftâhu'l-hisâb'dır. Yazar, bayağı ve ondalık kesirler dışında "ehlü's-siyâk", "erbâb-ı muâmelât" ve "âmmetü'l-enâm"ın kullandığı dirhem, dânek, kırat gibi kesirlerden söz eder.

Saâdetnâme ile Risâle-i Felekiyye, siyâkati bilen ve uzmanlaşmak isteyen kimselere hitap eden eserler olup kayıtları ve rakamları bu konuda eğitilmiş kimseye göredir. Hesap ve defter usulünün İlhanlı-Selçuklu kanalından intikal ettiği bilinen Osmanlılar'da ise II. Bayezid devrinde defterdar kâtiplerinden olduğu anlaşılan Mehmed b. Atmaca'nın Mecmau'l-kavâid'i, "ilm-i hisâb ve kitâbet-i erkam ve tertîb-i muhâsebe" konusunda müşâhere kâtibi Yûsuf b. Mehmed'in Risâle-i Ken'âniyye'si ve Kanûnî Sultan Süleyman devrinde Matrakçı Nasuh'un Umdetü'l-hisâb'ı divan kâtiplerine divan rakamlarını öğretme amacını taşır. Bunlarda rakamlar hakkında bilgi ve bu rakamların tabloları yer alır.

Divan rakamlarını öğrenmek için Arapça sayıları ve bazı işaretleri bilmek yeterlidir. Diğer rakam çeşitlerinde olduğu gibi divan rakamlarında da ilk dokuz rakama ait işaretlerden diğer basamaklardaki rakamlar türetilmektedir. Rakam cümlesi yazılırken birlerden sonraki basamakları türetmek ve birleştirme kolaylığını sağlamak için birler basamağı rakamları iki türlü yazılır. Yerine göre bunların biri veya diğeri kullanılır. Onlar basamağı, birleri gösteren işaretlerin sonlarına sola doğru dönük bir kanat ilâvesiyle yapılır. On binleri göstermek üzere birler işaretlerinin sonuna Arapça "nun" harfi gibi bir işaret eklemek gerekir. İkili çoğul rakamların (20, 200 ve 2000) imlâsına sadık kalmaya çalışılırdı. Yalnız yirmi anlamına gelen "işrîn" sözünün ortada kalan harfleri çizgi haline gelmiştir. 100 işareti Arapça 100'ün karşılığı olan "mie"nin (مائة) ilk hecesiyle temsil edilir. 1000 anlamına gelen "elf" (ألف) ise aynen korunmuştur. 2000'i gösteren işaret "elfey"dir (ألفي). Arapça sayı saymada iki basamaklı rakamların okunuşundaki sıraya (birler, sonra onlar) yazılırken de uyulur. On binler için de aynı durum geçerlidir. Divan rakamlarında milyon ve katları "kere" ifadesi ilâvesiyle (on kere 100.000) ve bunun katlarıyla gösterilir. Kere yerine "merre" kelimesi yazıldığı gibi "yük" veya bunun Arapça'sı olan "himl" de kullanılır. Bu son iki kelime 100.000 anlamına gelmekteydi. Yarım ise rakam cümlesindeki birler basamağının altına konan (∝) şeklindeki bir işaretle gösterilir.

Bu rakamlar Osmanlı maliyesinde uzun süre muâmelâtta ve muhasebe defterlerinde kullanıldı. Osmanlılar'da da sadece bu rakamlarla tutulan rûznâmçe, muhasebe defterleri olduğu gibi her iki rakamın birlikte yer aldığı kayıtlara da rastlanmaktadır. Bu durum hesapların sıhhati, rakamların doğruluğu açısından önemliydi. Hatta bazan bunlarla da yetinilmez, düz ve okunaklı yazı ile rakamların okunuşları aynen yazılırdı. Muhasebe kalemleri dışında tahrir defterlerinde sık olmamakla birlikte bu rakamların kullanıldığı dikkati çekmektedir. Divan rakamlarının maliyede kullanılması Tanzimat dönemine kadar sürdü. Bu rakamların Sadrazam Mustafa Reşid Paşa tarafından kaldırıldığı yazılmaktaysa da bunun II. Mahmud devrinde hemen hemen terkedilmiş olduğu belirtilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi


BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN