Rifat Osman Bey'in tesbitine göre Edirne Sarayı'nın Arz Odası da Topkapı Sarayı'ndaki gibi Fâtih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Atâ Bey'in (ö. 1880) Târih'inde bulunan, "cennetmekân Ahmed Hân-ı Evvel Hazretleri'nin te'sis buyurmuş oldukları musannâ ve müzeyyen arz odası..." ifadesini Rifat Osman, bir yangın veya zelzeleden sonra Arz Odası'nın belki Sultan I. Ahmed tarafından tamir ettirilmiş olabileceği şeklinde yorumlamaktadır. Atâ Bey çok geç devirde yaşamış bir tarihçi olduğuna göre bu iddiasının bir kaynak değeri taşıması da mümkün değildir.
Edirne Sarayı'nın Arz Odası da İstanbul'daki gibi Bâbüssaâde'nin karşısında yer alıyor ve padişah Edirne'de bulunduğu zaman yabancı elçilerin huzura kabulü, bayram tebriklerinin yapılması gibi çeşitli teşrifat ve merasimler burada icra ediliyordu. Arz Odası aradan geçen uzun zaman içinde herhalde bazı tamirler geçirmiş olmalıdır. Nitekim içindeki müzeyyen bir çeşmenin üstünde 1074 (1663-64) tarihli bir yazı ile Sultan IV. Mehmed'in tuğrası mevcuttur. Kapısı üstündeki besmele-i şerife ise Sultan III. Ahmed (1703-1730) hattıyla yazılmıştır.
Sultan IV. Mehmed'in (1648-1687) Edirne'de kaldığı sıralarda bostancıbaşı Âşık Ali Ağa (ö. 1677), Sarây-ı Cedîd-i Sultânî adlı ve içinde kasırların kesitlerinin resimleri de bulunan bir risâle yazmıştır. 1085'te (1674-75) kaleme alındığı söylenen bu çok değerli yazmanın tek nüshası Rifat Osman'da iken 1913'te Balkan Savaşı sırasında evinin yağmalanması esnasında kaybolmuştur. Bu yazmada Arz Odası'na dair verilen bilgilerin bir özeti Rifat Osman'ın Edirne Sarayı hakkındaki kitabında bulunmaktadır. Bu notlara göre, boyu 30,5, eni 23,5 zirâ olan Arz Odası'nın üstü bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin içi ise gülkurusu zemin üzerine fîrûze renkli şemseler ve iç içe girmiş karanfil, lâle ve diğer motiflerle süslenmiştir. Yine Âşık Ali Ağa risâlesinden öğrenildiğine göre, Arz Odası'nın duvarları önceleri tahta kaplanmış ve üzerlerine deri gerilerek bunun yüzü nakışlarla bezenmiş iken Sultan IV. Mehmed zamanındaki tamirde bunlar sökülerek yerlerine çini kaplanmıştır. Kapının karşısındaki köşede Topkapı Sarayı'ndaki Arz Odası'nda olduğu gibi bir taht-sedir yer almış aynı sırada arkaya açılan bir kapı ile sağ tarafta biri abdest yeri olan iki mekân bulunuyordu. Bütün kapı ve pencere kanatları dıştan sedef kakmalı, içten de çuha kaplıydı.
Keşif raporlarından ve temel kalıntılarından anlaşıldığına göre Arz Odası'nın en dış ölçüleri 23,20 × 18,19 m., kâgir kısmı ise 15,35 × 9,85 metredir. Bu esas mekânın üstünü örten kurşun kaplı geniş saçak, çepeçevre dolaşan bir galeriyi muhafaza ediyordu. Galeri 6,5 m. uzunluğunda dört köşe ağaç direklerle sınırlanmıştı. S. Hakkı Eldem tarafından yayımlanan ve Arz Odası'nın ocağı ile taht-sedirini tasvir ettiği anlaşılan eski bir fotoğrafta duvarlarda hiçbir çini görülmemektedir. Ocağın davlumbazı (yaşmağı) ise tunç veya bakır olmayıp kabartmalarla süslü alçıdandır. Yine bu resimde sedirin süslemesinde açık olarak Batı sanat üslûbunun izleri sezilir. Bu duruma göre bütün bu kısımlar, Arz Odası'nın XIX. yüzyıl başlarındaki tamirlerine ait olmalıdır.
Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi