İbnü’s-sûrî

Tanınmış bir ailenin çocuğu olarak Sûr şehrinde doğdu (573/1177) ve öğreniminin önemli bir kısmını orada gördü. Dımaşk'ta Muvaffakuddin Abdülazîz es-Sülemî ve Abdüllatîf el-Bağdâdî'den tıp tahsil ettikten sonra iki yıl Kudüs'teki hastahanede hekimlik yaptı. Burada ayrıca basit ilâçlar alanında otorite sayılan Ebü'l-Abbas el-Ceyyânî ile tanışıp dost oldu ve tecrübelerinden önemli ölçüde yararlandı. Botanik alanında araştırma yapma zevkini Ceyyânî'den aldığı sanılmaktadır. Eyyûbî hânedanından el-Melikü'l-Âdil Ebû Bekir b. Eyyûb 612 (1215) yılında Mısır'a giderken Kudüs'e uğradı ve İbnü's-Sûrî'yi özel hekimi olarak beraberinde götürdü. Onun ölümü üzerine oğlu el-Melikü'l-Muazzam Îsâ'nın hizmetine giren İbnü's-Sûrî hayatının en parlak günlerini bu dönemde yaşadı. Bu sıralarda Dimyat önlerinde Haçlılar'la yapılan savaşlara katılarak yaralıları tedavi ettiği bilinmektedir. Emîr Îsâ'nın arkasından yerine geçen oğlu el-Melikü'n-Nâsır Dâvûd, kendisine devlet bütçesinden bağlanan maaşın devamına karar verdi ve onu hekimbaşılık görevine getirdi (624/1227). el-Melikü'n-Nâsır Kerek'e giderken İbnü's-Sûrî Dımaşk'ta kalarak tıp öğretimiyle meşgul oldu ve el-Melikü'l-Muazzam döneminde telifine başladığı Edviyetü't-tiryâḳı'l-kebîr adlı eserini tamamladı (İbn Ebû Usaybia, s. 699-700); 1 Receb 639'da (5 Ocak 1242) burada vefat etti.

İbnü's-Sûrî ilâç yapımında kullanılan bitkileri kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyveleriyle tanıtmak üzere bir ressamla birlikte Lübnan, Filistin ve Şam bölgelerini dolaşmış, her bitkinin gelişme, olgunlaşma ve kuruma safhalarında renkli resimlerini çizdirerek ilk defa İslâm bilim tarihinde tıbbî bitkileri görsel yolla da tanıtan geniş bir ansiklopedi vücuda getirmişti. Onun bu mümtaz konumuna rağmen çağdaşı botanikçi İbnü'l-Baytâr'ın eserinde adının hiç geçmemesi dikkati çekmekte ve bu durum aralarında süregelen rekabetten kaynaklanan kıskançlıkla yorumlanmaktadır. İbnü's-Sûrî hakkında en sağlıklı bilgiyi meslektaşı ve dostu İbn Ebû Usaybia vermekte ve yazdığı bir kasidede onun için "ilimde Allah'tan sonra mürşidim" demektedir (a.g.e., s. 700).

Eserleri. 1. Teẕkiretü'l-keḥḥâlîn (el-Kâfî fî ṭıbbi'l-ʿuyûn). Göz hastalıklarına dairdir. Müellifin kaynaklarda adı geçen beş eserinden sadece bu kitap günümüze ulaşmıştır (Dârü'l-kütübi'z-Zâhiriyye, nr. 218/2). 2. el-Edviyetü'l-müfrede. İbn Ebû Usaybia, basit ilâçları konu alan ve İbnü's-Sûrî'nin ilâç yapımında kullanılan bitkilerin renkli resimlerini devamlı olarak kendisiyle birlikte bulundurduğu bir ressama çizdirdiğini belirttiği bu kitaptan sitayişle söz etmekte (a.g.e., s. 703), eserin Arap dilinde bitkilere dair ilk resimli kitap olduğu kaydedilmektedir (Sarton, II/2, s. 649; Ali Abdullah ed-Difâ', s. 237). 3. Edviyetü't-tiryâḳı'l-kebîr. Zehirlenmelere karşı panzehirleri konu alan bu çalışmanın müstakil bir eser mi yoksa el-Edviyetü'l-müfrede'nin içinde bir bölüm mü olduğu hususu kesin olarak bilinmemektedir. 4. er-Red ʿalâ Kitâbi'l-Bulġārî fi'l-edviyeti'l-müfrede. Adından, Tâceddin el-Bulgārî'nin basit ilâçlar hakkındaki kitabına reddiye mahiyetinde yazıldığı anlaşılmaktadır. 5. Teʿâlîḳ ve fevâʾid ve vaṣâyâ ṭıbbiyye. Müellif, bazı tıbbî bilgileri ve hekimlik ahlâkıyla ilgili görüşlerini içeren bu eserini İbn Ebû Usaybia'ya hediye etmiş, o da ʿUyûnü'l-enbâʾda teşekkür mahiyetinde yazdığı kaside ile gönderdiği mektubun dîbâcesine yer vermiştir (s. 700-701).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN