Sözlükte "nağme, ezgi", kıraatte ve dilde "hata etmek; sözün maksadını anlamak" gibi mânalara gelen lahnin yaygın olan terim anlamı dilde ve kıraatte hata yapmaktır. Buna göre kelimelerin yapısında ve i'rabında hata etmeye lahn denildiği gibi Kur'an okurken harflerin zat ve sıfatlarında hata yapmaya ve yapılan hatalara da lahn denir. Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen lahn (Muhammed 47/30) "ima, ta'riz, kinaye gibi örtülü anlatım", hadislerde ise "ezgi, nağme, teganni" gibi mânalarda kullanılmıştır. Hz. Ömer'in bir sözünde yer alan lahn "dil, lisan" olarak açıklanmıştır (Kāmus Tercümesi, "lḥn" md.; Wensinck, el-Muʿcem, "lḥn" md.). Fetihlerin sonucunda Arap olmayan milletlerin Araplar'la karışması üzerine dilde hatalı kullanımlar, kıraatte hatalı okuyuşlar ve hadislerde ifade bozuklukları ortaya çıkmıştır. Bu durum Arap lugat ve gramer çalışmalarının temel sebeplerinden sayılmıştır. II. (VIII.) yüzyılın ortalarından itibaren "Lahnü'l-âmme, mâ telhanü fîhi'l-âmme, Lahnü'l-avâm, Lahnü'l-havâs" gibi isimler altında yazılı metinlerde ve konuşmalarda yapılan dil hatalarına dair birçok eser kaleme alınmıştır.
Lahnin "nağme, ezgi, melodi" gibi anlamlar için kullanılması Kur'an'ın makamla okunup okunamayacağı tartışmasıyla yakından ilgilidir. Aralarında Enes b. Mâlik, Saîd b. Cübeyr, Hasan-ı Basrî, İbrâhim en-Nehaî, İbn Sîrîn, Mâlik b. Enes ve Ahmed b. Hanbel'in de bulunduğu bazı âlimler Kur'an lafızlarının yapılarının bozulabileceği, dikkatlerin mânadan makama çevrileceği ve asıl gayeden uzaklaşılacağı gibi gerekçeler ileri sürerek makamla Kur'an okunmasını uygun görmemişlerdir. Bu görüşte olanların delillerinden biri, Kur'an'ın Arap lahniyle okunmasını ve Ehl-i kitabın lahinlerinden sakınılmasını emreden hadistir (Beyhakī, II, 540). Ancak bu hadis İbnü'l-Cevzî, Zehebî ve Heysemî gibi âlimler tarafından sahih görülmemiştir (M. Abdürraûf el-Münâvî, II, 66). Diğer bir rivayette, teganni yaparak ezan okuyan bir kişiyi böyle yapmaması için Hz. Peygamber'in uyardığı naklediliyorsa da (Dârekutnî, I, 239) bu rivayetin de münker olduğu anlaşılmaktadır (Zehebî, I, 205).
Hz. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbas, Ebû Hanîfe, Şâfiî gibi âlimler, tecvid kurallarına uymak kaydıyla Kur'an'ın makamla okunabileceğini söylerler. Esasen Kur'ân-ı Kerîm'in kendi nazmında üstün bir âhenk ve mûsiki mevcuttur. Ayrıca Resûl-i Ekrem'den Kur'an'ın makamla ve güzel bir şekilde okunmasını teşvik eden hadisler nakledilmiştir (meselâ bk. Buhârî, "Tevḥîd", 50, "Eẕân", 102; Müslim, "Ṣalâtü'l-müsâfirîn", 232-238). Bu hadislerde Hz. Peygamber'in kıraatinin dinleyenleri etkileyen bir özellikte tertîl ile olduğu görülmektedir.
"Hatalı okumak, hatalı konuşmak, i'rab ve tecvidde hata etmek" anlamında kullanılan lahn başlıca iki kısımda incelenir. 1. Lahn-i celî (açık yanlış). Harflerin yapısında ve özelliklerinde (zat ve sıfât-ı lâzimelerinde) yapılan hata olup bu tür hataları Arapça'yı ve Kur'an okumasını bilen kişiler farkedebilir. Bu hatalar bir harfi başka bir harfle değiştirmek, harf ilâve etmek, mevcut bir harfi terketmek veya bir harfin harekesini değiştirmek, harekeli harfi sâkin kılmak, sâkin bir harfe hareke vermek şeklinde olabilir. Kur'an okurken bu tür hatalardan -mânanın bozulmaması durumunda bile- sakınılması farz-ı ayın kabul edilmiştir (Ali el-Kārî, s. 28). 2. Lahn-i hafî (gizli yanlış). Harflerin sıfât-ı ârızalarında meydana gelen hatalar olup bunlar ehil olmayan kimseler tarafından anlaşılamaz. Lahn-i hafîde harfin zatı (yapısı) değişmez, mâna bozulmaz. İhfâ, iklâb, izhar, idgam gibi uygulamaları terketmek yahut bunları yanlış yerde yapmak; vâcip medleri eksik, tabii medleri fazla uzatmak; râ harfindeki tekrîr yahut mîm ve nûn harflerindeki gunneler belirtilirken ifrat veya tefritte bulunmak gibi hatalar lahn-i hafî olup Kur'an tilâveti sırasında görülen bu tür hataların yapılması mekruh görülmüştür.
Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi