Renk

Aslı Farsça olan renk (reng) kelimesinin Arapça'daki karşılığı levndir (çoğulu elvân). Arapça'da renk isimleri çoğunlukla eril olarak "ef'al", dişil olarak "fa'lâ'" kalıplarında oluşturulmuştur. Bunun dışında "fâil, fa'l, faîl" (hânit, cevn, fakī') gibi on beş kadar kalıpta daha renk isimlerine rastlanmaktadır. Bazı renkler yabancı dillerden alınma kelimelerle (dahîl) karşılanmıştır (zercûn, benefsecî). Aynı kökten türeyen bazı adlar farklı renkleri ifade edebilmektedir. "Fḳʿ" kökünden türemiş, Arapça'da genellikle sıfat kabul edilen renkler gramerde bir başka kelimeye bağımlı olarak kullanılan kelimeler (tevâbi') grubunda değerlendirilmekle birlikte bazı renk adları zamanla bağımsız birer isim haline dönüşmüştür. "Aḫyel"in (ala) bir tür kargaya, "erḳam"ın (benekli) bir tür yılana ad oluşu bir nesnenin belirgin niteliğiyle adlandırılmasına örnek teşkil eder (Sîbeveyhi, II, 2, 5).

Arapça'da hemen her renk için birden çok kelime bulunmakla beraber bunlar arasında birer tanesi ilgili rengi karşılamak üzere en sık kullanılan isim halini almıştır. Beyaz (ebyaż-beyżâ') klasik Arapça'da bir bakıma hayatı simgelemektedir. Araplar'ın içtikleri su, ekmek yaptıkları buğday veya bazan ekmeğin kendisi beyaz (ebyaż) olarak anılmış, su ve ekmeğe "iki beyaz" (ebyażayn) denmiştir. Ebyażayn "iki şah damarı" anlamında da kullanılır (Lisânü'l-ʿArab, "byż" md.). Siyah ve beyaz tam bir mütekabiliyet içerisinde kullanım alanı bulmuştur. Beyaz (ebyaż) kelimesinin müennes şekli beyżâ' "güneş" veya "iyi söz" mânasındayken "kötü söz" için siyah (esved) kelimesinin müennesi olan sevdâ' kullanılmıştır. Araplar ruh temizliğini (Hassân b. Sâbit, s. 23) ve ağacı olmayan yeri beyaz olarak ifade etmişler, ekini ve otu bol olan yerleri, özellikle Irak bölgesini belirtmek için siyahlık/karaltı (sevâd) kelimesini kullanmışlardır. Beyaz İranlılar'ı da ifade etmektedir. Beyaz el (el-yedü'l-beyżâ') terkibi "kuvvet ve otorite" demektir (Lisânü'l-ʿArab, "byḍ", "svd" md.leri). Siyah (esved-sevdâ') bütün renklerin aslı kabul edilmiş olup bunda esvedin seyyid (efendi) kelimesiyle aynı kökten gelmesi etkili olmuştur (İbn Cinnî, III, 63). Arapça'da siyahın anlam alanı çoğunlukla kötüdür. Kör olan biri için "sevide'r-recül" denir. Esved "yılan, gece, sıcak" anlamlarında kullanılmıştır (Lisânü'l-ʿArab, "svd" md.). Akrep ve yılana "esvedeyn" (iki siyah) denir (Ebû Dâvûd, "Ṣalât", 165; Tirmizî, "Mevâḳīt", 170). Altına "aṣfar-ṣafrâ'" (sarı), altın ve safrana "aṣfareyn" (iki sarı) denilmiştir (Lisânü'l-ʿArab, "ṣfr" md.). Kelimenin ṣufr şekli ise "sarı/bakır, tunç" anlamındadır (Hassân b. Sâbit, s. 96). Asfarın müennesi olan ṣafrâ' Câhiliye şiirlerinde güzel kadın için kullanılmıştır (Nâbiga ez-Zübyânî, s. 39). Aynı kökten türeyen ṣafer "sarılık hastalığı", ṣafre ise "açlık" demektir. Câhiliye Arapları, Romalılar ve Bizanslılar'a Benü'l-Aṣfer (Sarıoğulları) derlerdi (Lisânü'l-ʿArab, "ṣfr" md.). Yeşil (aḫḍar-ḫaḍrâ') doğayı temsil etmektedir. Filizken solmayı ifade etmek üzere "Genç yaşta öldü" anlamında bu kökten "üḫtüḍire" fiili kullanılmıştır. Klasik Arap edebiyatında çok defa sular yeşil olarak anılmıştır. Mavi (ezraḳ-zerḳā') göz rengidir. "Masmavi gözlü kadın" anlamında zerkā' ve zürkūm kelimeleri kullanılmıştır. Arapça'da zorlu düşmana "mavi düşman" denmiştir. Bilhassa Romalılar böyle anılırdı (Lisânü'l-ʿArab, "zrḳ" md.; Muhammed b. Ahmed Desûkī, II, 511). Kırmızı (aḥmer-ḥamrâ'), "insan" anlamında kullanılmasının yanında Câhiliye şiirinde gençlik dinamizmini de ifade ederdi (İbrâhim Muhammed Ali, s. 60, 68).

Kur'ân-ı Kerîm'de levn kelimesi iki ve çoğulu "elvân" yedi defa geçmektedir (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, "lvn" md.). Bir âyette (er-Rûm 30/22) diğer bazı kozmolojik deliller yanında insanların farklı renklerde yaratılması; ayrıca bitkilerin renk renk olması (en-Nahl 16/13; ez-Zümer 39/21; Fâtır 35/27), kezâ bal arısının bitkilerden hazırladığı ve henüz şerbet kıvamındaki farklı renk ve tonlardaki balın oluşumu (en-Nahl 16/69) Allah'ın üstün kudretinin delilleri olarak zikredilmiştir. Kur'an'da beyaz, siyah, kırmızı, mavi, sarı, yeşil renk imgelerine yer verilmiştir. Bunlardan en sık kullanılanı beyaz ve siyahtır. Bu iki renk genellikle "yüzlerin ağarması" (sevinçli ve mutlu olma) ve "yüzlerin kararması" (üzgün ve mutsuz olma) ifadelerinde geçer (Âl-i İmrân 3/106-107; en-Nahl 16/58; ez-Zümer 39/60; ez-Zuhruf 43/17). Beyaz sözcüğü el (meselâ bk. el-A'râf 7/108; Tâhâ 20/22; eş-Şuarâ 26/33), ip (el-Bakara 2/187), kadeh (es-Sâffât 37/45-46), yollar (Fâtır 35/27), hûriler (es-Sâffât 37/49) ve gözler (Yûsuf 12/84) kelimeleriyle birlikte kullanılmıştır. Gözlerin ağarması (Yûsuf 12/84) "görme yeteneğini kaybetme" anlamında metafordur. Siyah ise yüzler (vücûh) sözcüğüyle ilgili olarak kullanılmasının yanında ip (el-Bakara 2/187), yollar (Fâtır 35/27) kelimeleriyle ilgili olarak da anılmıştır. Kur'an'da "ḳater-ḳatere" (Yûnus 10/26; Abese 80/41) ve ġabere (Abese 80/40) kelimeleri de esvedin yüzler kelimesiyle birlikteki kullanımına yakın bir anlam taşımaktadır. Doğrudan renk olmayıp renk (siyah) çağrışımı ağır basan "yaḥmûm" (el-Vâkıa 56/43) ve "ḳaṭırân" (İbrâhîm 14/50) gibi birkaç sözcük de Kur'an'da geçmektedir. Azabı gören kâfirlerin yüzlerinin kötüleşmesini ifade eden "sîet" fiili (el-Mülk 67/27) İbn Abbas gibi bazı müfessirler tarafından "kararma" diye yorumlanmıştır (Kılıç, s. 87). Aynı şekilde yüzlerin sıfatı olarak kullanılan "bâsire" kelimesi de rengi değişmiş, kararmış şeyi, zifirî siyah (el-Kıyâme 75/24), "nâ'ime" ise beyazlık kavramıyla aynı çizgide ruh neşesini ifade etmektedir (el-Gāşiye 88/8).

Kur'an'da cennetteki iki bahçenin koyu yeşilliğini belirtmek üzere "müdhâmmetân" kelimesi kullanılmıştır (er-Rahmân 55/64). Sarı renk de inek (el-Bakara 2/69), deve (veya urgan) (el-Mürselât 77/33), bulut (veya ekin) (er-Rûm 30/51), ekin (ez-Zümer 39/21; el-Hadîd 57/20) kelimeleriyle ilişkili olarak geçmektedir. Kırmızı renk bir yerde yolları niteler (Fâtır 35/27); "kızarmış yağ renginde gül gibi" (verde ke'd-dihân') ifadesi de (er-Rahmân 55/37) kırmızının bir tonunu belirtmektedir. Yeşil renk tabiatın rengi olduğundan Kur'an'da bitki (el-En'âm 6/99), ağaç (Yâsîn 36/80), başak (Yûsuf 12/43, 46), yeryüzü (toprak) (el-Hac 22/63) sözcükleriyle birlikte anılmış, bazı âyetlerde yastık (er-Rahmân 55/76) ve ipek elbise (el-Kehf 18/31; el-İnsân 76/21) için sıfat olmuştur. Kur'an'da haşir sırasında günahkârların gözlerinin aldığı rengi ifade etmek üzere "zürkan" (زرقًا) şeklinde geçen "maviler" (Tâhâ 20/102) günahkârların yaşayacakları dehşet halinin sembolik bir anlatımıdır. Böylece renk adlarının Kur'an'da gerçek birer renk olarak kullanımlarının yanında bazı olgulardan kinaye olmaları da söz konusudur. Hadislerde de gerek levn kelimesi gerekse çeşitli renk adları hem gerçek hem sembolik ve mecazi anlamlarda sıkça geçmektedir (Wensinck, el-Muʿcem, "byḍ", "ḥmr", "ḫḍr", "lvn", "svd", "ṣfr" md.leri).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN