Keşfedilmeyi bekleyen Trakyalı

Bazen yakın yerler insanı daha çok şaşırtıyor. Örneğin hak ettiği değeri bulamayan Trakyalı; . Oysa doğa harikası longoz ormanları, organik çiftlikleri, hardaliyesi, köftesi ve pancar pekmeziyle keşfedilmeyi bekliyor

Giriş Tarihi: 25.9.2016
Keşfedilmeyi bekleyen Trakyalı
Yanı başımızda... 'dan arabayla sadece iki saat uzaklıkta. Ne kadarını bekler ki insan o kadar mesafedeki bir yerden? Oysa en çok şaşırtan, hayallere daldıran, kendine bağlayan yerler yakın mesafeler oluyor. İşte ben sıradan bir yakın yolculuk gözüyle çıktığım Tekirdağ- seyahatinde umut ettiğimden çok daha fazlasını buldum. Sanki sadece yöreyi değil kendimi de keşfettim. Trakya'nın yeşilden, köfteden ve peynirden çok daha fazlası olduğunu gördüm. Uzun ve lezzetli sofralarda yenen yemekler, doğa yürüyüşleri, göller, ormanlar derken günler günleri kovaladı ve günübirlik planladığım tatil hafta sonuna kadar uzadı. Hiç gitmediyseniz bir çanta hazırlayın ve sırtını Istıranca Dağları'na dayayan, birinci jeolojik döneme ait 65 milyon yıllık dev bir masif kayadan oluşan, içinde onlarca farklı doğa harikası bulunduran yöreyi keşfe çıkın. İstanbul'dan yaklaşık 210 km mesafede. Ayrıca yarım saatte bir bölgeye seferleri düzenleniyor. İlçeler arasını minibüsle dolaşabilirsiniz. Ayrıca buradan Bulgaristan'a da günlük otobüs seferleri kalkıyor.

KONAKLAMA SEÇENEĞİ FAZLA
Bölgede konaklayacak pek çok seçenek var. Çoğu yöresel özellikleri taşıyan pansiyonlar... Bir de Palivor Çiftliği'nin tesisleri var. Burada konakladığınızda hem muhteşem yemekler yiyebilir hem de konforun tadını çıkarabilirsiniz. Bir başka huzurlu ve yemyeşil konaklama önerisiyse Lüleburgaz'ın Hamitabat Köyü'nde 200 hektarlık bir arazi içine konumlanmış olan Bakucha Hotel&Spa. Istıranca Dağları'na uzanan vadi içerisinde kalan 200 hektarlık alanda bağlar, mevye bahçeleri, sebze bostanları yer alıyor. Bağların tam ortasında piknik yapabileceğiniz hatta ızgara yakıp lezzetli yemekler, güveçler yiyebileceğiniz bir çardak alanı bile var. Burası, bölgedeki potansiyeli keşfeden ve duyulması için çalışan doğa tutkunu baba-kızın Özcan ve Zeynep Arca'nın çalışmaları sonucu hayata geçmiş. Biz bu seyahatimizde Bakucha Otel'de kalıp doğa manzaralı odalarında dinlenirken, akşam şefin elinden çıkan lezzetli yöresel yemeklerin tadına baktık. Ama çevreyi keşfetmeyi, longoz ormanlarında yürüyüş yapmayı, Demirköy'e uğramayı da ihmal etmedik.

LONGOZ ORMANINDA YÜRÜYÜŞ
Avrupa'daki en büyük longoz ormanları Istıranca Dağları'nın eteklerinde yer alıyor. En yüksek noktası 1031 metre. Buranın adı Mahya Tepesi. Bölgede yapılması gereken aktivitelerin başında mutlaka longoz ormanlarında yürüyüşe çıkmak geliyor. Burası Istırancalar'dan Karadeniz'e akan derelerin taşıdığı alüvyonlar sonucu oluşmuş. Ormanın etrafında yedi göl sıralanmış. İnsan burada yürürken "Doğanın mucizesi bu olmalı" diye aklından geçiriyor. 250'den fazla kuş türüne ev sahipliği yapıyor bu muhteşem doğa. Yürüyüş yorucu, kondisyon gerektiriyor. Ama ertesi sabah uyanınca insan tekrardan gelmek istiyor.

TARİHTE ÖNEMLİ BİR MERKEZ
Kırklareli tarih boyunca ticaret yollarının üzerinde kaldığından hep önemli bir merkez olmuş. Bu topraklar zamanında Traklara, Greklere, Romalılara, Bizanslılara ve Osmanlılara ev sahipliği yapmış. Hem Dünya hem de Balkan savaşları sırasında ağır yaralar alsa da tarihi yapılarından fazla bir şey kaybetmemiş. Bugün hâlâ şehir merkezinde yürürken, İstasyon Mahallesi'ni gezerken, geçmişe gidiyor, kah hüzünleniyor, tertemiz havasını içinize alırken de yenileniyorsunuz.

TREN GARI BEKLİYOR
Tren garı şehrin simgelerinden biri. Göreni geçmişe götüren nostaljik yapıların başında geliyor. İşlemiyor, kaderine bırakılmış. Bir iç çekip az ilerideki çay bahçesine doğru ilerliyoruz.

KÖFTE YEMEMEK OLMAZ
Yöreye gelip de hiç köfte yemeden dönülür mü? Kasaplar Arası Pasajı sadece köftecileri değil kasapları, sakatatçıları ve birahaneleriyle de meşhur. Pasaja doğru ilerlerken tarihi Arasta Bedesten dikkatimizi çekiyor. Alışveriş için dükkanlarla dolu. Önce onları inceleyip ardından pasaja yönelmeye karar veriyoruz. Kırklareli köftecileri arasında hangisine oturacağımızı seçmek güç. Aslında hepsinde aynı tat, aynı fiyat yakalamak mümkün. Biz yöreyi bilen dostlarımızdan aldığımız tavsiye üzerine Ayan Kardeşler'e oturuyoruz. Beni bilen bilir. Hayatta en çok seçtiğim yemek köftedir. Çok zor beğenirim. Bu yüzden de pek nadir sipariş ederim. Ama bu köfte bir başka. Bir porsiyon bitince ikinciyi bile söyletiyor. Sırrını soruyorum, dinlerken adeta yeniden acıkıyorum. Kırklareli köftesi Trakya'nın köylerinden alınan dana etiyle yapılıyormuş. İşkembe etrafından çıkan ince gömlek yağı dahil olmak üzere etin her yeri kullanılıyormuş. İçine ilaveten de kuzu eti karıştırılıyormuş. Bakmayın benim ikinci porsiyonu söylediğime. Yanında koyun yoğurduyla servis edilen köftenin porsiyonu aslında oldukça cömert.

HİÇ HARDALİYE İÇTİNİZ Mİ?
Ne olduğunu bile bilmiyor musunuz? Ben de ilk kez öğrendim. Kırklareli'nin gizli kalmış lezzetlerinden biri. Merkezde Hardaliye Evi bile var oysa ki. Hardaliyeyi alkolsüz fermante üzüm şırası olarak nitelendirebiliriz. Öküzgözü, Cabarnet Sauvignon gibi üzümler kullanılarak üretiliyor. Üzümler şeker oranının en yüksek olduğu zaman toplanıyor. Üretiminde hardal tohumları kullanılıyor. Yaklaşık 25 günlük üretim sürecinden sonra da hardaliye içime hazır hale geliyor.

BOŞNAK TATLARI DA VAR
Bir Boşnak olarak elbette Boşnak mutfağının en iddialı örneklerinin Yayla Mahallesi'ndeki Gusto Celepoğlu Konağı'nda çıktığını duyunca kayıtsız kalamıyorum. Aynı gün olmasa da ertesi gün soluğu burada alıyorum. Boşnak mantısını, böreğini, Rumeli usulü damat paçasını mideye indiriyorum. Neysi ki her yer trekking alanı. Bol bol temiz havada yürüyüp tüm bu yediklerimi eritme şansı elde ediyorum. Bu arada konağın güveç konusunda da epey iddialı olduğu bilgisini de paylaşayım.

İSTİKAMET İĞNEADA
Bu kadar yol gelince insan İğneada'ya da uğramak istiyor. Ne de olsa Kırklareli'nin hemen Karadeniz'e olan kıyı şeridinde konumlanmış durumda. Eski görüntüsünden eser yok. Yapılaşma ve kalabalık! Ne yalan söyleyeyim sükutu hayale uğratıyor. Yine de buraya giderken geçtiğimiz yollar için bile İğneada'ya uğramaya değer. Sahilde yürüyüş yapmak, balık yemek ve üstüne de bir tavşan kanı çay içmek fena olmuyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Keşfedilmeyi bekleyen Trakyalı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN