Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Masanın magazini

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Muhalif basın şu "masanın" nasıl suyunu çıkaracağını bilemiyor. Şirin göstermek istiyorlar, bu gayretle de gereksiz ayrıntılara abanıyorlar.
Hani bunlar yemekte kereviz yemişlerdi... İşte onun gibi.
Bu sefer daveti Meral Hanım veriyormuş, yemekleri de "evde yemek yaparak aile bütçesine katkıda bulunan kadınlara" hazırlatacakmış...
Kaçak işçi yani!
Bunların SGK primi kesintilerini, makbuzları falan da görmek isterdik...
Menü henüz belli değil. "Ankara yemekleri" mi olacak, Beypazarı güveci, İnceğiz çorbası, Tamlak tiridi, Efelek sarması, bazlama kebabı falan?..
Hele bir "Öllüğün körü" var ki! Onu herhalde cumhurbaşkanı adayı olmayı başaran, başaramayana yedirir.
Hepsini yerlerse mide fesadına uğrarlar.
En iyisi Ankara tavası yiyip üstüne de maden suyu içmek.
Aralarında yaşlı başlı insanlar da var, dokunmasın.

***

Bu sefer öğle yemeği yiyeceklermiş. Çünkü akşam yemeği gece geç saatlere kadar uzuyor, dikkatler dağılıyormuş.
Herhalde kafayı çekmiyorlar...
Öyleyse neyin rehaveti bu?
Ama burada da yemekten sonra bir şekerleme, bir "siesta" gerekecek.
Yoksa Joe Biden gibi durduğun yerde, ayakta uyuklamaya başlarsın...

***

Eee, konuşulacak olan konular falan?
Önemli bir şey değil. Yol haritası, cumhurbaşkanının kullanacağı ve devredeceği yetkiler, iş takvimi vesaire... Olağan ıvır kıvır.

***

BİZ YAPSAK OYARLARDI

Elli üç yıl önce... Samatya'da bir kadın, Hatice Hanım, evinin balkonuna Sovyet bayrağı asmış...
Kızıl zemin üstüne orak-çekiç. Beş metreye iki metre!
Ortalık birbirine girmiş. MİT olaya el koymuş. Kapıyı kırmışlar, içeri girip bayrağı indirmişler.
O zamanlar böyle konulara pek meraklıydım, nasıl atlamışım, hayret.
Hatice Hanım, Amerikan Konsolosluğu'nda "ütücü" olarak çalışıyormuş, sıkı bir Amerikan hayranıymış. Sovyet bayrağını tanımıyormuş! Genel kültür muazzam.
Bayrak bir şekilde "eline geçmiş"...
"Ütülesin" diye mi vermişler yoksa?
Hatice Hanım bayrağın üstündeki "işaretleri" beğenmiş, yıkayıp balkona asmış, kuruyunca kesip "yorgan yüzü" yapacakmış!
Eee? Polis bunu yemiş mi? MİT de yemiş mi?
1969 ha? Kırmızı ışık altında gitar çalanın bile "götürüldüğü" dönem...
Evini basınca bulacakları Lenin külliyatını da "Sigara kâğıdı yapacaktım" desen yırtar mıydın?
Sakallı Celal'i bilir misiniz? Duvarında Karl Marx portresi asılıymış, arama yapan komiser "Kim bu?" diye sormuş, Sakallı Celal de "Rahmetli babam" demiş.
Komiserin yorumu muhteşemdir: "Rahmetli baban ne kadar nur yüzlü, ne kadar mütedeyyin, ne muhterem bir adammış... Sen neden ona çekmedin?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA