Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ortadoğu'da başını Rusya ve ABD'nin çektiği yeni bir evreye, farklı ittifaklar ağına ve real-politik ilişkiler sürecine giriyoruz.
Bütün değerlerini çiğneyen Atlantik bloğu, yeni dönemde darbecilikten iç savaşlara, ambargolardan mali operasyonlara, terör örgütlerinden diplomatik suikastlara kadar hemen her tür kirli tezgâhı devlet politikasına dönüştürmüş halde.
Irak'ın kuzeyindeki referandumdan sonra bu kez Suriye'nin kentinde ABD sponsorluğundaki 'algıların stratejik manipülasyonu' gösterisini izledik.
Rakka'da terör örgütüyle sergilenen birliktelik 'medeni' ABD'nin vahşi yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkardı.
CNN gibi Amerikan kartel medyası da Rakka'da Öcalan posterleriyle geçit töreni yapan YPG'li teröristlere güzellemeler düzdü.
CNN'e konuşan kadın militanlar, "Biz sadece 'a karşı değil Öcalan'ın özgürlüğü için de savaşıyoruz" diyerek gözdağı verdi.

***
Gezi'den bu yana ile savaşan Atlantik, darbe girişiminden sonra artık açık oynuyor.
Atlantik'in AB kanadındaki savrulma artarken ABD ve Türkiye arasındaki çatışma ise giderek kızışıyor.
Özellikle Rusya ile S-400 sözleşmesi ve İran ile girilen yeni süreç, 'game changer/oyun değiştirici' bir adım olarak görülüyor.
üyesi Türkiye, darbecilere kol kanat geren müttefiki Batı'ya karşı güvenliğini Rus silahları ve Fars dostluğuyla sağlıyor. Tablo bu kadar ironik!
***
Mevcut dünya sisteminde ittifaklar ve ilkeler alt üst olmuş durumda.
Sadece Türkiye'ye karşı değil dünyada da Washington'ın jeo-politik darboğazı her geçen gün derinleşiyor.
Ortadoğu, Asya ve Avrupa'daki Amerikan güvenlik sistemi kökten sarsıldı.
R. Waldo Emerson, J. R. Lowell ve T. Parker gibi düşünürlerin kurduğu 160 yıllık 'The Atlantic' dergisi son sayısında "ABD düşüncesi ölüyor mu?" diye boşuna manşet atmadı.
Gerçekten de ABD son yıllarda hızla 'medeni bir ölü'ye dönüşüyor.
Zira herhangi bir rakibin ortaya çıkmasını önlemeye yönelik 'Brzezinski doktrini' çöktü.
Çin, Rusya, Türkiye ve İran aynı anda yükselişte.
ABD'nin kâbusu olan 'iki uygarlıkla savaş' riski şimdi ikiye katlanmış durumda.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bunu, 'Policentric-Post West World Order/Çok merkezli Batı sonrası dünya düzeni' diye tanımlıyor.
***
Oysa Kissinger ekolü barışın sadece 'bir hegemon veya güçler dengesi' ile kurulabileceğine inanırdı.
Hegemon yoksa sistem 'güçler dengesi'yle yönetilirdi.
ABD'nin çekilmesiyle boşalan yeri şimdi diğer aktörler dolduruyor.
Nitekim ABD'nin Dışişleri Bakanı John Kerry, Kasım 2013'te "Monreo Doktrini dönemi sona erdi" demişti.
Bu tarihi açıklama, Amerika'nın hegemon olma arayışını terk ettiğinin itirafıydı.
Ancak 'daki bazı dış politika elitleri bu gerçeği kabul etmede hâlâ çok zorlanıyor.
Geri çekilirken kundakçı ve şantajcı bir stratejiyle her yeri ateşe vererek intikam almaya çalışıyorlar.
Bu anlamda Rakka'daki manipülasyonu, ABD'nin 'hegemonik ölümü'nün ilanı olarak okumak lazım.
Çünkü Türkiye'ye karşı her tezgâhı çökertilen ABD'nin cephanesinde terörden başka silahı kalmadı.
Onun da kurşunu tükenmek üzere.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN