Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Derin bir değişim sürecinden geçen dünyada Türkiye eksenli yeni bir jeopolitik denge oluşuyor. Son bir ayda AB, ABD, Çin, Rusya ve Türkiye arasındaki müthiş diplomasi trafiğini, bu yeni dengenin parafe edilmesi diye okumak gerekir.
Türkiye'nin merkezinde yer aldığı dengenin bir yanında ABD ve AB'den oluşan Atlantik ittifakı, diğer yanında ise Rusya ve Çin liderliğindeki Asya güçleri bulunuyor.
Küresel oyunu değiştiren Türkiye'nin en büyük lokomotifi ise kuşkusuz yeni kurucu siyasi lider olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doktrine ettiği jeo-kültürel reflekslerdir. Nitekim modern tarih ilminin kurucusu ve en büyük medeniyet teorisyeni sayılan İbn-i Haldun ile Fransız tarihçi Fernand Braudel'in sık sık işaret ettikleri o "Sadece bir uygarlık kurmuş millet ve ülkeler ile onların liderleri başkalarına 'hayır' diyebilir" paradigması, bu reflekslerin birer askeri ve siyasi zafere dönüşmesinde belirleyici olmuştur.
İşte Erdoğan liderliğindeki ülkemiz tam da İbn-i Haldun ile Braudel'in altını çizdiği bu saiklerle hareket ettiği için emperyal oyunların figüranı olmaktan çıkıp kendi tarihini yazmaya ve oyununu kurmaya başladı.

***

Bu sayededir ki Türkiye son üç asırda hiç olmadığı kadar küresel siyasette şu an manevra yapma ve bağımsız davranma imkânlarına kavuşmuş durumda.
Nitekim tehdit ve yaptırım dilini terk eden AB ve ABD, stratejik müttefik olarak niteledikleri Türkiye ile yeni bir sayfa açmaya hazırlanırken Rusya ve Çin de Türkiye'yi yeni kurulan dünyanın vazgeçilmez bir partneri olarak görüyor.
Çünkü Rusya ve Çin, Türkiye olmadan Atlantik'in kuşatmasını yarmanın mümkün olmadığını gayet iyi biliyor. Bu nedenle Çin'in yeni Ortadoğu ve Kuşak Yol projelerinde Türkiye hayati bir aktör haline gelmiş durumda.
Unutmayalım ki küresel hegemonya savaşı veren ABD ve AB son 40 yıldır bütün stratejik senaryolarını Avrasya'yı kuşatmaya ve bunu da 'tan 'ya uzanan Müslüman ülkeler kuşağını Türkiye yoluyla denetim altına alarak gerçekleştirmeye endekslemişti.

***

ABD'nin Rusya ve Çin'i kuşatmak için hedef seçtiği , Orta ve Güney Asya (Hazar havzası), Kafkaslar ile Kuzey Afrika, ve Ortadoğu'daki bölgelerin kontrolü bir bakıma Türkiye'nin kontrol edilmesinden geçiyordu.
Fakat ABD'nin İslam dünyasını 'Somalileştirme' planlarına yeni Türkiye set çekti. Bu medeniyet refleksi Batı'daki Türkofobik jeopolitik bilincin 'Erdoğan düşmanlığı' üzerinden yeniden harekete geçmesine yol açtı.
Çünkü korktukları başlarına gelmişti. Çanakkale Ruhu'nun Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışıyla kesintiye uğrayan mücadelesi ve Anadolu'nun rehin alınan direniş bilinci yeniden uyandı.
2011'den beri bu bilinci boğmaya çalışıyorlar. Fakat başaramadılar. Şimdi ise bu çelikten bilinçle yaşamaya alıştırıyorlar kendilerini.
Zira Çin ve Rusya'nın Avrupa'ya açılan iki önemli kapısından birisini Türkiye oluşturuyor. AB için de Türkiye, Asya ve Çin'e açılan en kritik kapı konumunda.
Geldiğimiz aşamada Erdoğan'ın 'Önce Türkiye doktrini' meyvelerini vermeye başladı. Eskiden emperyal güçlerin kurduğu oyunun bedelini ödeyen Türkiye artık kuralları kendisi koyuyor. İşte bu yüzden küresel güçler karşısındaki manevra alanımız her geçen gün artıyor, daha da artacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA