Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ABD liderliğindeki Atlantik, yeni dünyanın kurucu aktörleri konumundaki Türkiye, Çin ve Rusya'ya karşı beşinci kol faaliyetlerinde sınır tanımıyor.
Yıllardır devam eden bu karalama, ötekileştirme ve şeytanlaştırma politikası ABD'nin Afganistan hezimetinden sonra had safhaya ulaştı.
Küresel hegemonyası sarsılan ABD ve müttefiklerindeki beka kâbusunu derinleştiren bir diğer faktör de Ankara, Moskova ve Pekin arasında giderek kuvvetlenen bağlar ve her alana yayılan işbirliği hamleleri.
Genellikle medya ve sosyal ağlar üzerinden yürütülen psikolojik harp faaliyetlerine bu kez bizzat ABD Başkanı Joe Biden ile İngiltere'nin Reuters ajansı da katıldı.
PKK/YPG'ye destek veren Biden, Kongre'ye yazdığı mektupta gerçekleri çarpıtarak Türkiye'yi DEAŞ ile mücadeleye zarar vermekle suçladı. Küstah Biden, Kongre'ye ve Amerikan halkına yalan söyledi.
İftira furyasına katılan Reuters ajansı da Erdoğan'ın Merkez Bankası Başkanı'nı görevden alacağına dair yalanı ortaya attı.
Amerikan Foreign Policy dergisinden Steven A. Cook ise 2 Ekim tarihli yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'bir sonraki seçimlerde aday olamayacak kadar hasta olabileceği' asparagasını tedavüle soktu.
FT'den David Gardner de Biden ve Putin'den istediği randımanı alamayan Erdoğan'ı zor günlerin beklediğini ileri sürüyor.
Diğerleri ise şöyle... Robert Kaplan, WSJ'deki köşesinde 21'inci yüzyılın despot yönetimleri ilan ettiği Rusya, Çin ve Türkiye'ye karşı yine oryantalist tezleri sıralamış. FPRI'daki analizde Rusya'nın despot bir diplomasi izlediği algısı işleniyor.
Gölge CIA Stratfor'un kurucusu George Friedman, "Çin'in gücü fazla abartıldı. Çin ekonomik krizde" diyor. FP'den Hal Brand ve Michael Beckley, "Çin düşüşte. Büyümesi durdu. Çin'deki ekonomik kriz de pandemi gibi dünyayı sarsacak" propagandası yapıyor.
Politico EU'dan Zoya Sheftalovich ile Foreign Affairs'ten Peter Martin ise çaptan düşen Çin'in dünyayı kendinden nasıl soğuttuğunu anlatıyor.

***


Görüldüğü üzere Türkiye başta olmak üzere Çin ve Rusya'ya karşı ABD merkezli küresel bir algı mekanizması ve çarpıtması devrede.
ABD devletinin yürüttüğü bu sistematik furyanın amacı, Türkiye'yi teröre destek veren totaliter bir güç olarak göstermek.
Rusya'yı Avrupa'yı işgal etmeyi düşünen askeri bir despotizm ve Çin'i de koronavirüsten sonra dünyayı bu kez de ekonomik krize doğru sürükleyen en büyük global tehdit diye zihinlere kazımak.
Bu furyayı yorumlayan tarihçi ve ekonomist David P. Goldman, "Batılı tembel elitlerin hüsnükuruntuları ve yanılsamaları" demiş haklı olarak.
Korona başladığında zil takıp oynayan Amerikan yönetimi ve medyası pandemiyi "Çin'in Çernobili" ilan etmişti. Oysa asıl felaketi Batı dünyası yaşadı.
Bu gerçeği Google'ın eski CEO'su Eric Schmidt ile Harvard'da tarih dersleri veren Graham Allison şu sözlerle itiraf etmişti: "Pandemi ile şunu gördük. ABD için alarm zilleri çalarken Çin sadece ekonomide değil yüksek teknoloji ve savunma gibi diğer kritik alanlarda da ABD'yi geçebileceğini dünyaya gösterdi."
Hasılı kelam Türkiye, Rusya ve Çin'e yönelik artan eş güdümlü ve sistematik karalama furyasını ABD ve müttefiklerindeki paniğin çırpınışları olarak okumak lazım. Unutmayalım ki darboğazları arttıkça daha da çirkefleşecekler. Her şeye hazırlıklı olmalıyız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA