Piyasa ekonomisi aktörlerinin, kendi çıkarlarını koruyabilmek için kabullenmek ve uygulamak zorunda oldukları davranışlar manzumesine rekabet diyoruz.
Kendi başına "ahlaki" kaygı taşımasa da yıkıcı rekabetin önüne geçmek ve herkes için "en iyi" olanı sağlayabilmek için, etik değerlere ihtiyaç duyulur.
230 yıl önce Adam Smith'in piyasayı tanımlarken sözünü ettiği "görünmez el", rekabet de dâhil her şeyi düzenleme mucizesine sahip olduğu farz edilirdi.
Fakat bu "görünmeyen el"in; kimin sırtını sıvazlayacağı kimin de suratına yumruk indireceğini kestiremediğimizi gördük. Kendisi de bir ahlakçı olan Adam Smith; "ahlaki değerlerin hesaba katılmasına gerek yok" tezine sürekli karşı çıkmış olsa da hayatın pratiği bu yönde gelişmedi..
Tam rekabet şartlarını oluşturma yönündeki düzenlemelerin hala görünen bir "ahlâkî" kodu yoksa da "etik iş yapma" kurallarının varlığı, girişimcilerin hakları kadar kamu yararını da gözetir "faydalı yapılar" sunuyor bize.
Bu ihtiyaçlardan yola çıkarak oluşturduğumuz Rekabet Kurumu, "düzenleme" yanı sıra "ihlallere mani olma" odaklı gayret sergiliyor.
Zaman içinde, gelişen ihtiyaçlar ve çeşitlenen ihlallere karşı "daha verimli" bir kurum haline geleceğini biliyoruz. Zira rekabetin hukuk ve ekonomik alt yapısına daha fazla ihtiyaç duyan bir süreci yaşıyoruz. Kayıp yıllar dediğim 1990'larda, kartelinden tekeline, ortağını dolandırmaktan, hissedarını kazıklamaya dek her türlü hastalıklı davranışı denedik. Gördük ki sürdürülebilir kalkınma gerçekleşmiyor. Herkesin kaybettiği bu iş kültüründen ancak ve ancak "yıkıcı rekabet" doğabiliyordu.
Küresel krizin henüz dinmemiş etkisi sürerken rekabetin baskısı altında girişimcilerimizin "adil rekabet şartlarına" dünden daha fazla ihtiyaç duyduğu ortada... Hak edilmemiş kazançların faturası, küresel krizden sonra çözmemiz gerek problem şeklinde önümüzde duruyor.
Rekabet ahlakı iyi bir şeydir. Ancak ahlaksız rekabet iyi bir şey değildir. Rekabetin adil, kazandırıcı, yeniliğe ve gelişime yönlendirici gücü, muhteşemdir. Aynı mantıkla bakarsak, rekabetten ahlakı aldığınızda, vicdanını kaybetmiş melek çıkar karşınıza.
Unutmayın ki şeytan, bir zamanlar kariyerine melek olarak başlamıştı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN