Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yalnızca kamusal verilerle çalışarak, algoritmalarını kullandığı mühendislerin isimlerini ve kaynaklarını açık şekilde paylaşan , yeni sergisinde yapay zekanın fırça darbelerini konuşturuyor

Anlık yaşayan, anlık kararlar alan ama bütün beğenileri makine tahminlerine dönüşen insanların, pandemi döneminde algoritmalara bağımlılığı arttı. İşte bu bağımlılığa Makine Hatıraları: Uzay sergisiyle farklı, sanatsal bir yorum getiren 'un dünyadaki dev teknoloji şirketlerinin de büyük ilgisini çeken hayaliyle, 'deki 'de mutlaka tanışın. Dört katta sizi farklı formdaki verilerle yolculuğa çıkarıyor Anadol. En alt katta bir veri tüneli içinde hareket ediyormuşcasına görüntüler ve renkler akıyor. Sonra bir üst katta yolculuğun hikayesinin kökenleriyle tanışıyorsunuz. 3 milyondan fazla fotoğrafta Mars yüzeyini öğrenen makinelerin hatıralarını Refik Anadol'un akışkan dinamiği şeklinde, fırça darbelerine boyadığı formlarla tanışıyorsunuz. Refik Anadol eserlerini ortaya çıkarırken ISS, Hubble, MRO teleskoplarıyla uzayı keşfeden bilim insanları ve GAN algoritmaları geliştiren mühendislerle çalışıyor. Bilim insanlarının uzayı keşfetmek için kullandığı teleskoplarla elde ettiği görüntülere Refik Anadol, makinelerin hatırası gözüyle verilerle bakıyor.

KİŞİSEL DEĞİL KAMUSAL VERİ
Refik Anadol'un her sergide olmazsa olmaz altını çizdiği detaylar var. Öncelikle kişisel veri değil, sadece kamusal verileri kullanıyor. Kullandığı algoritmanın kaynaklarını mutlaka izleyicilerle paylaşıyor. Ayrıca GAN algoritmalarıyla yapay zeka yolculuğuyla keşfettiklerini de akışkan dinamiği şeklinde sanatsal formlarla paylaşıyor. Bir üst katta mekanın tüm yüzeylerine giydirilmiş şekliyle tanışıyorsunuz. Son olarak dördüncü katta da verinin heykele dönüştüğü formla tanışıyorsunuz. 'un Frame ekranlarının kullanıldığı heykeller artık yeni forma kavuşuyor. 'den bir sanatçının teknolojinin kalbinde, veriden heykellerle insanlara ilham vermesi heyecan verici. Türkiye'de daha çok eserinin kamusal alanda sergilendiğini hayal etmek bile heyecan verici. Yenilenen 'nin önünde Refik Anadol'un veri heykelini hayal ediyorum. Memleketin pek çok meydanında böylesi yetenekli sanatçıların eserleriyle süslensin istiyorum.

VERİ HEYKELİNE DÖNÜŞÜM
Makinelerin hatıralarının olduğunu hayal eden Refik Anadol'un hikayesi, arkadaşı Mimar ile birlikte Beyoğlu'nun 72 saatlik ses kayıtlarını üç boyutlu veri heykeline dönüştürmesiyle başlıyor. Bunun, verinin ilk mekanlaşması ve heykelleşmesi deneyimi olduğunu söyleyen Refik Anadol, pandemiyle birlikte evine kapanarak veri denizlerine yeni dalgalar bırakan insanlar gibi makinelerin de hatıralarının olduğunu hayal ediyor. Üstelik bunu uzayı keşfeden makinelerin hayaliyle yapıyor. Veri heykeli konusunda kamusal alanlarda çalışmaya başlayan Refik Anadol, yaptığı çalışmaları şöyle anlatıyor "Veri heykeli denemeleri daha da çok değişti. San Francisco'da Salesforce binasının girişinde, kamusal alanda San Francisco Belediyesi'nin 20 yıla yakın kamusal verilerini kullanarak oluşturulan üç boyutlu bir veri heykeli var. Bu projeler daha sonra evrilmeye başladı. Büyük oteller, binalar, kamu kurumları, havalimanları gibi yerlerde farklı projeler yaptık. Derken 2016 yılında Google'ın Sanatçılar ve Makine Zekası Grubu'nun (AMI -Artist and Machine Intelienge) davetiyle iş bir anda değişti. Makinelerin rüya görebilmesi, hatırlaması, öğrenebilmesi bilim kurgu severler için çok uzak bir fikir değil ama beş yıl önce pratik olarak yapmak imkansız bir şeydi. Böylece yapay zekayı pratik olarak kullanma deneyimi ortaya çıktı."

SIKICI GERÇEKTEN KURTULUYORUZ
Veri rüyası tabirini de şöyle ifade ediyor Anadol: "Hayatımız iki makine arasında geçmeye başladı. Sabah, akşam gördüğümüz şey makine. Yediğimiz yemek, dinlediğimiz müzik, izlediğimiz film makinelerin tahminlerinden ibaret olmaya başladı. Böyle bin dünyada rastlantısallık azalıyor. Bana sıkıcı bir gerçekliğe gidiyoruz gibi korku da veriyor. Eğer bir makine öğrenebiliyorsa, rüya görebilir mi sorusunun altında çok heyecanlı başka bir yolculuk başlıyor. Ancak makinelere de çok muhtaç bir haldeyiz. MR çektiriyoruz, cep telefonları, mikroskoplar, teleskoplar, göremeyeceğimiz yerlerde araştırma odaklı makineler. Makro- mikro seviyede baktığımız zaman aslında insanoğlu makinelere her zaman muhtaç. İşte veri rüyası tam bu seviyede ilham olmaya başlıyor."

YENİ BİR HAYAL GÜCÜ YÖNTEMİ
Sergiyle ilgili bilgiler veren Refik Anadol, "Bu sergide üç değerli teleskopa egoyu ve veriyi ayırdığımız zaman iş anlamlı olmaya başlıyor. Mahremiyetle ilgili derdimiz kalmıyor. Aynı zamanda insanlığın kolektif hatıralarını, kolektif rüyalarını ve umut ediyorum kolektif bilincini konuşmaya başlıyoruz. Gideceğimiz ikinci gezegen Mars mı? Hublle teleskopunun görebileceği alternatif gezegenler var mı? Benim de burada hayalim; sorulmayanı sormak, görülmeyeni görmek, yeni bir ilham yöntemi oluşturmaya çalışmak" diyor.

MAKİNELER HİÇBİR ŞEYİ UNUTMUYOR
"Yapay zeka dediğimiz zaman belli başlı bir hatırayı ve bir veriyi veriyoruz" diyen Refik Anadol verinin dönüşümünü şöyle anlatıyor: "O, verinin çerçevesi içinde var oluyor. Dolayısıyla o gerçeklik de bir öğrenme denemesine dönüşüyor. Çünkü bebeğin büyüyüp deneyimlerine anlam vermesiyle yapay zekanın öğrendikleri arasında bir uçurum var. Kontrollü bir deney gibi düşünürsek, hayal gücü bize çok şey öğretebiliyor. Bu sergideki algoritmalar aynı zamanda üç yıldır beraber çalıştığımız Nasa JPL mühendislerine görülmeyeni gösteriyor. Düşünsenize elinizde üç milyondan fazla Mars yüzeyinin fotoğrafı var. Yıllar sürer onu öğrenmeniz. Hepsine bakmaya çalışsanız, bakmanız bile yıllar sürebilir. Üstelik ne kadar öğrenebilirsiniz. Elimizde bunu unutmayan bir makine var."

ALGORİTMA SANATI
Refik Anadol sanat anlayışını tarif ederken etik olarak kamusal veri, kaynak bilgisi ve GAN algoritmalarıyla ilgili şu açıklamayı yapıyor: "Benim için sanat her yaşa, her insana her kültüre ulaşabilmeli. Bu benim için kamusal alanda sanatla başladı. Egoyu veriden ayırdığımız zaman elimizde kolektif hatıralar, doğa, uzay herkesin anlam ve önemini bulabileceği veriden bahsediyorum. Dolayısıyla sanat, bence kamusal alanda veriyle yapıldığı zaman daha dürüst, daha anlamlı hale geliyor. Bu benim etik kaygım. Dolayısıyla kişisel verilerle iş yapmıyorum. Yapmak da istemiyorum. Bu sergideki her veriyi herkes indirebilir. 12 terebayt veriyi indirmek kolay değil, ama herkese açık. Son beş yıldır her projede her sergide muhakkak ekranlarda algoritmanın adı, kimin yazdığını nasıl kullanıldığını dürüst şekilde paylaşıyorum.

DİJİTAL SANAT EĞİTİMİ İÇİN GÜNIŞIĞI PROJESİ
Türk Telekom'un az gören çocuklar için hayata geçirdiği Günışığı projesi kapsamında geçtiğimiz yıl Sanatın Günışığı Atölyeleri ile başlayan program, bu yıl Sanatın Günışığı Eğitim Programı adı altında devam edecek. Günışığı çocuklarına yönelik düzenlenen atölyelere ek olarak Çevrimiçi Müze Turları ile zenginleşen program, İstanbul Modern Sanat Müzesi iş birliğiyle yıl boyunca 10 atölye çalışması ve dört çevrimiçi müze turu olarak gerçekleşecek. Belirlenen kontenjan çerçevesinde Türk Telekom çalışanlarının çocuklarının da katıldığı eğitimlerde, çocukların engelli ve engelsiz akranlarıyla sanat yoluyla kaynaşması hedefleniyor. Sanat tarihi ve sanatçılar hakkında bilgi sahibi olan çocuklar, çevrimiçi atölyelerde kendi çalışmalarını oluştururken yaratıcılıklarını geliştirme fırsatı buluyor. Çocuklar ayrıca düzenlenen sanat atölyeleri ve çevrimiçi müze turlarında, İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu'nda yer alan eserleri de tanıma fırsatı elde ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA