Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BURHANETTİN DURAN

Görüşmeden ne bekleyelim?

Başkan Erdoğan bugün Washington'a gidiyor.
13 Kasım'da Beyaz Saray'daki görüşmenin nasıl geçeceği hayli merak konusu.
Görüşme gündemi yoğun, S-400lerden DEAŞ, YPG ve FETÖ'ye kadar birçok konuyu içeriyor.
Erdoğan'ın nezaketsiz mektubu ve ekini Trump'a ileteceğini söylemesi görüşmenin tonu hakkında ilgi uyandırıyor.
Yine ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı O'Brien'in Kongre'nin S-400'lerden vazgeçilmemesi durumunda Türkiye'ye yönelik yaptırım kararı almaya hazır olduğunun Erdoğan'a iletileceğini açıklaması da gözleri bu görüşmeye çeviriyor.
Kongre'deki "Erdoğan gelmesin" havasına bakılırsa bu zirve ikili ilişkilerin geleceği açısından hayli kritik.
Washington'daki Türkiye karşıtları görüşmeyi sabote edebilmek için ellerinden geleni yaptı, yapacak.
Hoş gelmedin mektubu yayımlanması ya da protestolar yapılması olası.
ABD medyasındaki kışkırtıcı dil ise cabası.
Bizde de benzer havada olanlar var.
"Washington'a gitme" çağrısı yapan muhalefete göre bu seyahatten bir şey çıkmayacak.

Dönüm noktası mı kopuş mu?
İki liderin görüşmesinden ne beklemeliyiz?
Türk-Amerikan ilişkilerinin toparlanacağı bir dönüm noktası mı yoksa Kongre'den sonra Trump ile de ilişkilerin kopmasını mı?
Bence her ikisi de değil.
Washington-Ankara hattında artık yapısal özellik arz eden gerilimlerin tümüyle olumlu bir yöne evrilmesi hayli zor. NATO'nun üyelerinin ittifakın geleceği hakkında ziyadesiyle endişelendiği bir dönemde "stratejik ortaklık" gibi klişelerin devri çoktan geçti.
Git gellere açık bir ikili ilişkiyi kabullenmek zorundayız.
Tam bir kopuşu ise en azından iki liderin de arzu etmediğini biliyoruz. O halde bazı olumlu gelişmeler ve bazı sorunların mevcut haliyle idare edilmesini bekleyebiliriz.
Kaldı ki görüşme Obama ile yapılsaydı bir sonuç çıkmayacağını söyleyebilirdik.
Ancak Erdoğan'ın Trump ile yaptığı görüşmelerin somut sonuçlar üretebildiğini biliyoruz.

DEAŞ ile mücadele farkı
Öncelikle Erdoğan'ın elinde Trump ile paylaşabileceği DEAŞ, Bağdadi dosyası var.
13 yakını Türkiye tarafından tutuklanan Bağdadi ve dolayısıyla DEAŞ, Trump için önemli bir seçim malzemesi.
İlk başkanlık seçim kampanyasında Trump'ın DEAŞ'ın sorumluğunu Obama ve Dışişleri Bakanı Clinton'a yıktığı hatırlanmalı.
Trump, kendi döneminin zaferi olarak gördüğü DEAŞ'ın bitirilmesini hatırlatarak Erdoğan'ın DEAŞ ile mücadelesine destek verecektir.
Bu çıkarımdan hareketle DEAŞ ile mücadele, güvenli bölge ve ikili ticaret konularında olumlu sonuçlar bekliyorum.
Halkbank ve FETÖ'de bir gelişme olmaması kuvvetle muhtemel.
S-400, Patriot ve F-35 konularında bir orta yol bulma çabası devam eder.
YPG meselesi ise bir süre daha müzakere edilecek gibi.
Zira Pentagon'un DEAŞ ile mücadele adına 500-600 askerini petrol bölgesinde bırakması ve elde edilen gelirin SDG'ye (YPG) bırakılacağını açıklaması Trump Yönetiminin YPG'yi henüz terk etmediğini gösteriyor.
Henüz diyorum çünkü petrol gelirlerini YPG'ye vermek ABD'yi suçlu duruma düşürecek bir uygulama.
Kanaatimce, Suriye'nin kuzeyinde terör koridoru kurması engellenen YPG, CENTCOMcu komutanlar ne kadar çabalasa da, giderek zemin kaybedecek.
YPG'yi meşrulaştırma çabası da başarısız olacak.
Ve bu terör örgütü Yeni Suriye'yi kuran masada da olamayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA