Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Evde kal" çağrısına uyarak "kendi olağanüstü halimizi" oluşturduğumuz günlerde ister istemez gündemimiz Covid-19 üzerine. Hijyenin bir takıntıya dönüşmesi gibi, gündelik hayatımızı işgal eden bu virüsü konuşmadan duramıyoruz.
Nedeni de çok açık...
Çaresi bulunamayan ölümcül bir virüs dünyanın önde gelen ülkelerinde hızla yayılıyor.
Şimdilik yapılabilen hijyen ve izolasyonla yayılma hızını yavaşlatmak. Böylece sağlık sistemini çökmesini önlemek. 'in kısmi bir başarısından şüpheyle bahsederken ve 'da salgın, ağır sonuçlar veriyor.
Küresel liderlik yapması beklenen ABD kendi krizini yönetemiyor. Salgının yeni merkezi olmaya doğru gidiyor.
Uluslararası kurumları zayıflatmayı Amerikan çıkarları için gerekli gören Başkan Trump'ın aklına bu salgına küresel bir cevap verme fikri bile gelmiyor. Halbuki yaz aylarında virüsün "mobilitesi yüksek" ülkelerden dünyanın diğer bölgelerine ve özellikle Suriye, Yemen gibi çatışma bölgelerine yayılması durumunda vahametin nereye ulaşacağını kestiremiyoruz.

Virüs Karşısındaki Şaşkınlık
Uzmanlar bu salgının insanlığın daha önce gördüğü krizlere benzemediğinde uzlaşıyor. Salgının insanlığa etkisinin ancak dünya savaşları ile kıyaslanabileceği fikri hâkim oluyor.
Sadece ekonomik etkisinin bile 1929 Büyük Bunalımı'ndan daha ağır olacağı söyleniyor. Krizin her iki aşamasını aynı anda yönetmek hükümetleri zorluyor. Liderler salgını kontrol altına almak ile salgın sonrası ekonomik tesirlerini yönetebilme arasında çelişki yaşıyor.
ABD Başkanı Trump ve Britanya Başbakanı Johnson'ın değişen kararlarında bu çelişkiyi açıklıkla görmek mümkün. İtalya ve İspanya yöneticileri ise hızla artan ölümler karşısında bitkin durumda. Avrupa Birliği'nin salgına karşı hala bölgesel bir politika oluşturamaması Birlik için unutulamayacak bir acı ders niteliğinde.
Rus askeri araçlarının Roma'ya yardım götürmesi basit bir sembol, PR olarak kalmayacak.

Sayemizde Virüs, Kendi Gerçekliğini Üretiyor
salgınıyla ilgili en çok zorlanılan konu aslında salgının kendi gerçekliğini üretmesi. Bu da cehaletimizle ilgili. Korkuların önyargılarımızı tetiklemesiyle alakalı.
Her şeyden önce virüsle ilgili çok az şey biliyoruz. Uzmanların bilgisinin bile hala yüzde 10 civarında olduğu söyleniyor.
Halbuki medya her gün yoğun enformasyon ve yorum bombardımanına tutuyor bizi.
Hayatımızı tehdit eden bu virüs aslında gerçekliği de aynı şekilde saldırı altına alıyor.
Covid-19'dan önce de "doğruların, hakikatlerin, olguların önemini yitirdiği bir dönemde" (post-truth) yaşadığımızı biliyorduk. Şimdi salgın ile korkularımız büyüdü ve gerçekten hakkında az şey bildiğimiz bu virüs, post-truth dönemin olumsuz sonuçlarını derinleştiriyor. İktidar kapışmaları, uluslararası iş birliğinin zayıflığı ve propaganda savaşları virüsün gerçekliğe saldırısını kolaylaştırıyor.

Tartışmalar Yeni Kapışmaya Götürür mü?
Wuhan'dan dünyaya yayılan bu virüsün adlandırması dahil her şeyi tartışmalı.
Trump Yönetimi Çin, Wuhan virüsü demekte ısrar ederek Çin ile hesaplaşmasının zeminin oluşturuyor. Trump muhalifleri de Kasım 2020 başkanlık seçimlerinde Trump'a bu sermayeyi kullanma imkânı vermek istemiyor. 40 çeşit mutasyona uğradığı söylenen Covid-19'un bir laboratuvar virüsü olup olmadığı da netleşmedi.
Pekin, bir ay virüs hakkında bilgiyi saklamasını örtme derdinde. Virüsü, askerlerinin Wuhan'a getirdiğini ileri sürüyor.
Washington ise Çin'e ihmali sebebiyle trilyonlarca dolarlık tazminatların açılabileceğini tartışıyor. Bütün bu tartışmalar suçlu arayışına yönelik. Yani salgın sonrası yapılacak hesaplaşmaya hazırlık mahiyetinde.
Koronavirüs salgınıyla mücadelede hala işbirliğinin öne çıkmaması çok tehlikeli bir gidişat. Bu durum sadece küresel ekonomik kriz korkularını büyütmüyor. Her bir ülkenin kendi başının çaresine bakmak zorunda kalması şimdiden komploların, suçlamaların ve hayal kırıklıklarının dünyasını genişletiyor. Koronavirüs hatalarımızdan beslenerek "gerçekliğimizi" yeniden şekillendiriyor. Bunun yeni bir dünya savaşının şartlarını hazırlamaması için dünya liderlerine gerçekten çok iş düşüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA