Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FUNDA KARAYEL

Sokağa çıkma yasağında köpek gezdirme maceram

Sokağa çıkma yasağında fırınlar açıktı ancak hiç kimsenin ekmek almaya gitmesine gerek kalmadı çünkü gizemli arabalar görev başındaydı. Köpeği gezdirmeye kapının önüne çıktığım sırada aniden bir araba yanıma yanaşıp sessizce "Abla ekmek lazım mı?" diye sordu. "Anlamadım, ne dediniz, siz kimsiniz?" filan demeye kalmadan, tuhaf bir mekanizmayla ekmeği uzattı. 100 metre köpek gezdirme sınırıma uyarak köşe başına geliyorum, o da ne, bir anda polisler çevreliyor etrafımı. "Bu bir suçtur, lütfen evinize dönün" sesleri yükseliyor. Köpek koşuyor o sırada, 100 metreyi aştı, kimseye temasım yok, "Bir saniye köpeği bulayım, eve döneceğim" diyorum, "Cezayı yersiniz, bu bir emirdir" diyorlar. Emrinizi seve seve kabul ediyorum ama köpek kaçtı. Polisler "Köpeği de, hanımefendiyi de alın" diyor. Sorgulanmaya başlıyorum, pasaport, kimlik yetmiyor, daha da kendimi ispat edecek başka bir şeyim yok. İşte bir köpek, bir ben, hayvanın ihtiyacından öte bir durum yok. Neyse ki eve sağ salim cezasız dönüyoruz. Bu arada dronelar geziniyor havada, her an bir araba yanaşıp etrafınızı filmlerdeki gibi sarabilir ama hiçbir şey "Ekmek lazım mı abla?"dan güzel olamaz.

Sosyal izolasyonda bari eleştirmeyi bırakın
Karantina günleri uzadıkça insanlardaki gerginlik kat sayısı giderek artıyor. Kime baksam tahammül sınırları sıfırlanmış, haddinden fazla eleştiri yapıyor. Yok 'Evde makyaj mı yapılır?', yok 'Evde spor mu yapılır?', yok 'Sürekli canlı yayın mı yapılır?'... Mesele bu serzenişlerinden öte değil ancak herkesi ve her şeyi eleştirmeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş insanlar karantinada zirve yapmış durumda. Karantinada canı sıkılmış saracak yer arayan güzel kardeşim; isteyen canlı yayınını, isteyen ekmeğini, isteyen de makyajını yapar. Kime ne, sana ne? Karantina günlerinizi başkalarının yaptıklarıyla ilgilenmeden, eleştirmeden özgürce yaşayın.

Karantinada tüketim lüzumsuzluğumuzla yüzleştik
Karantina günlerinde her gün başka bir şey öğreniyoruz, başka bir şeyle yüzleşiyoruz. Tüketim lüzumsuzluğumuz bunlardan biri. Meğer hiçbir şeye gerek yokmuş, tüm doğallığımızla yaşayıp gidebiliyormuşuz. Sürekli 'Hasta mıyım acaba?' diye gittiğimiz acil servisleri düşünüyorum, 'Sigortam var nasılsa, bir göstereyim' özgürlüğümüzü... Bu virüsle beraber yok oldu, bir daha gereksiz yere kaygıyla hastaneye gitmelere son.

DİKKAT AKÜLER BİTMESİN

Günlerdir evlerden çıkmayınca malum arabalarımızı da çalıştırmıyoruz. Peki ya aküler ne olacak? Ben uyarıları dikkate alarak aracımı çalıştırayım dedim, araba 10 uyarı birden verdi. 25 gündür çalışmadı diye bu kadar uyarı fazla değil mi? Araçlarınızı kullanmasanız bile en azından iki günde bir kısa bir sürüş yaparak akünün tekrar şarj olmasını sağlayın, ayrıca inmiş olabilecek lastiklerin havalarını basın, acil bir durumda sıkıntı yaşamayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA