Türkiye'nin en iyi haber sitesi


CHP Genel Başkan Yardımcısı 'ın "Bu görüntüler bugün 'nin Kadirli ilçesinde çekildi. 'nın en bereketli topraklarında vatandaş rızkını çöpten çıkarmaya çalışıyor..." notuyla sosyal medyadan paylaştığı videoda olay hiç de Öztrak'ın anlattığı gibi çıkmadı.

Öztrak'ın sanki çöp tenekesinin hemen arkasında videoyu kendi çekmiş gibi dokunaklı bir şekilde bahsettiği adam hurdacı çıktı, iyi mi? A Haber'e konuşan hurdacı Arif Karaköse "Ekmekleri çöp kutusundan almamın nedeni ekmeğe saygım. O ekmekleri tavuklara veriyorum. Öztrak beni arasın özür dilesin, hakkımı helal etmiyorum" dedi.

Koskoca muhalefet partisinin sözcüsü sosyal medyada dolaşan bir videoyu hiç araştırmadan paylaşıyor ve hükümetten hesap soruyor. Hurdacı çıkıyor, özür dilenmesini bekliyor ama Öztrak iki gün sonra yine aynı videoyu paylaşıp "Ne hurdacılık yapmak, ne de çöpten rızık toplamak ayıptır..." diyor ve hata yaptığını kabul etmiyor, özür dilemiyor.

Hatta Karaköse'nin hurdacı olmasına rağmen çöpten kendine ekmek topladığını ima ediyor. Bu nasıl bir zihniyet?

Aslında CHP'liler "Yalanla muhalefet mi olur? İnandırıcılığınızı kaybediyorsunuz" diye hesap sormalı.

Bu CHP'nin kaçıncı yalan haberi? Sosyal medyaya düşen her videoya sazan gibi atlıyorlar sonra asılsız haber yayıp onun üzerinden muhalefet yapıyorlar! Bu bildiğiniz Joseph Goebbels taktiği!

Nazi propaganda bakanı Goebbels "Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar" derdi! Goebbels yaşayıp yöntemlerinin hâlâ kullanıldığını görseydi şaşırırdı herhalde!

***


YALNIZLIK GÜNDE 15 SİGARA EDİYOR

Heybeliada'da 80 yaşlarında tek başına yaşayan bir teyze vardı. Yürümekte zorlanır, işlerini çevresindeki insanlara yaptırırdı. Ona ada halkı göz kulak oluyordu. Pencerede durur yoldan geçen insanlarla sohbet eder, "Ben sizinle konuşmasam yaşayamam" derdi.
'da canı sıkılan ve sosyalleşmek isteyenlerle anlaşıp, onlara eşlik ederek para kazanan 35 yaşında Shoji Morimoto isimli adamın haberini okuyunca Heybeliada'daki teyze aklıma geldi.
Shoji, 10 bin Japon yeni (yaklaşık 700 TL) artı ulaşım ve yemek ücreti karşılığında yalnızlık çeken insanların yanına gidiyor, onlarla sohbet ediyor, parkta dolaşıyor, alışverişe çıkıyor. Shoji'nin işleri koronavirüs salgından beri artmış, günde 3-4 müşteriyle buluşuyormuş.
Demek ki bizim adalı teyze Japonya'da yaşasaydı Shoji'ye her gün para verecekti. Ülkemizde mahalle kültürünün birçok yerde hâlha devam ettiği ve yardımlaşma kültürümüz sağlam olduğu için de şanslıyız.
Bizde de yalnız yaşayan sayısı artmaya başladı. 2018 TÜİK verilerine göre; Türkiye'de 3 milyon 730 bin 505 kişi tek başına yaşıyor. Uzmanlar, depresyona yol açan yalnızlığın obezlik ve günde 15 sigara içmek kadar tehlikeli bir hastalık olduğunu söylüyor.

***


GÜLER GEÇERSİN...

TRT spikeri Cansu Canbaz, "Mesut Özil, Türkiye'ye geldiğinde Türk Milli Takımı'nda oynayabilecek mi?" diye sordu. Sen misin bunu soran, sosyal medyada linç edildi. Evet, spor spikeri olarak Özil'in oynayamayacağını bilmeliydi ama bunu bu kadar büyütmenin alemi yok. Güler geçersin, linç etmek, "Kovun bu kızı" demek hiç yakışıyor mu?

***


KÖPEK DOSTLARIMIZ BAŞROLDE

Elizabeth Lo'nun yönetmenliğini üstlendiği, İstanbul sokaklarında yaşayan üç köpeği takip eden belgesel 'Stray'in fragmanı yayınlandı.
Zeytin, Nazar ve Kartal isimli üç sokak köpeğini odağına alan, onların hikâyesi üzerinden İstanbul'a ve halkına da bir bakış atan 'Stray'in yapımcıları Türk.
ABD'de dijital olarak 5 Mart'ta gösterime girecek. Eminim Ceyda Torun'un 'Kedi' belgeseli gibi büyük ilgi görecek. Çünkü 'Stary'de dünyada çok az yerde mümkün olan bir şey anlatılıyor; köpekler de İstanbul halkıyla birlikte yaşıyor.
Bu belgeseli izleyen modern, medeni yabancıların ilk yapacakları yorumu şimdi yazayım; "Nasıl olur? Bizde sokakta başıboş dolaşan köpek hemen barınağa konur. Sahiplenen kimse çıkmazsa da altı ay içinde öldürülür"! İşte aramızdaki medeniyet farkı bu kadar büyük!

***


ZOR MESLEK

Brezilya'da sanatçı Arlindo Armacollo tarafından yıllar önce yapılan balmumu heykeller sosyal medyada paylaşılınca alay konusu oldu. Lady Diana, Marilyn Monroe, Michael Jackson heykelleri gerçeklerine benzemediği için eleştirildi.
Lady Diana heykeli, futbolcu Ronaldo'ya benzemeyen heykelden bile komik olmuş.
Heykeller, heykeli yapılan kişiye benzemediğinde haber oluyor. Bu fiyasko heykeller bile heykeltıraşlığın ne kadar zor bir sanat olduğunu gösteriyor bizlere.

***


'NE GEREK VAR' DİYORLARDI!

İngiltere, BioNTech'in aşısına onay veren ilk ülke oldu ve aşılamaya 8 Aralık'ta başladı. Ülkede 2 milyondan fazla insan aşılandı ama 12 Ocak'ta 47 bin 525 yeni vaka tespit edildi ve bin 564 kişi hayatını kaybetti. Toplam can kaybı 84 bin 767'ye yükseldi. İngiltere'de yoğun bakımlarda yetişkinler için boş yatak kalmadı.
İngilizler normal hastalıklar için bile tedavi olamıyorlar. Hastanelerde tedavi sırası bekleyenlerin sayısı 4 milyon 460 bin.
Türkiye'de aşı vurulmaya başlayalı daha birkaç gün oldu. İngiltere gibi sert karantina önlemleri de uygulamadık. Ülkemizde 14 Ocak'ta 8 bin 962 yeni vaka tespit edildi ve 170 can kaybı yaşandı.
Toplamda Avrupa'ya göre çok az can kaybımız var. Yoğun bakım ünitelerimiz genelde ağır hastalara yetti. İtalya, İspanya, İngiltere gibi sağlık sistemimiz çökmedi.
"Şehir hastanelerine ne gerek vardı?" diyenler dinlenseydi bugün İngiltere'den bile beter olurduk!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA