Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hep beraber düşünelim. Adım adım... Aylardır virüs salgınından bahsediyoruz. 'de doğan bu virüsün her ülkeye yayılacağına dair de bilgimiz var. Uzmanlar nasıl tehlikeli bir durum olduğunu anlatıyor. Hepimiz kendimize göre çeşitli tedbirlere başvuruyoruz. Bazıları aldırış etmiyor.
bunun en kötü örneklerinden biri oldu. Tüm uyarılara rağmen kalabalık toplantılara devam ettiler. İtalyan devleti de gerekli önlemleri alamadı. Ve sonuç ortada...
Hadi orası İtalya diyelim. Hadi orada erken başladı. İtalyanlar da gereken tedbiri alamadı diyelim.
Amerika ve İngiltere'ye ne diyeceğiz? Göz göre göre gelen bu salgına dair umursamazlıklarıyla ne kadar vakit kaybettikleri ortada ama bu vaktin nelere mal olacağı henüz hesaplanamıyor. Dünyanın en iyi üniversitelerinin bu ülkelerde olduğuna dair sanırım hiçbirimizin şüphesi yok.
Amerika'daki araştırma merkezlerinin devasa bütçelerini ve yetişmiş insan kapasitesini hepimiz az çok biliyoruz. Bunların gerekli şartlar altında Amerikan devletiyle nasıl da koordinasyon içinde çalışabildiğine hep şahit olduk.
İyi de tüm bunlara rağmen nasıl oluyor da Amerikan Başkanı veya İngiliz Başbakanı buna rağmen çıkıp ortaya bu salgını ciddiye almayan açıklamalar yapma yanlışına düşebildi?
Evet liberalizmin ciddi bir kriz içinde olduğunu düşünüyoruz.
Ama bu kriz kapasite eksikliğinden kaynaklanmıyor. Dediğim gibi özellikle Amerika'nın devasa kaynakları var. Ancak ısrarla bu kaynaklar uzun yıllar boyunca "küçük devlet" ideolojisine uygun olarak yapılandırıldı. Her şey batı dünyasında öylesine sorunsuz olarak ilerliyordu ki, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen kötü işlerin kendi başına gelebileceğine dair siyasi bir zihniyetten yoksun kaldılar.
Uzun süredir Avrupa'nın uyku halinde olduğunu yazmaya çalışıyorum.
Amerikan koruması altında hiçbir gerçekçi krizle boğuşmayan Avrupalılar kendilerine cennet kurmanın peşindeydi. İnsan oğlu böyledir. Her iyi işi kendine yorar. Avrupalılar da bunu kendi gelişmişliğinin sonucu olarak görme hatasına düştü. Siyasetsizlik, hesapsızlık ve aldırmazlık Avrupa'nın yeni kriterleri haline dönüştü.
Krizlerle yüzleşebilecek liderlik yok. Siyasi uyum yok. Tehdit algısı oluşmamış. Stratejik planlama yapılmamış. Çünkü her işlerini Amerika'nın kuyruğunda halletmeye alışmışlar.
Amerika dünyadan elini eteğini çekmeye başlayınca tüm uluslararası düzen çatır çatır yıkılmaya başladı. Amerika bu tür süreçlerden kendinin karlı çıkacağı hesabını hep yapar. İzolasyoncu zihniyet dünya siyasetindeki maliyetlerden kurtulup Amerika'yı kenarda bir ticaret devletine çevirip zengin etmenin peşine düşer.
Kar da eder. Ama her şey kar değildir. Döner dolaşır sonuçlar kendini de vurur. Amerikan toplumunda dış politikaya dair umursamazlık öylesine tavan yaptı ki, Trump'ın deyimiyle "Çin virüsü"nü de umursamadılar. Çünkü kendileri meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşguldü. Bakın Amerikan medyasının tartışma konularına. İçine kapanmış bir toplum görürsünüz. Trump da bunun üzerinde sörf yapan bir kumarbaz. Tek derdi seçim kazanmak olduğu için koca bir süpergüç bırakın küresel rolünü oynamayı kendi vatandaşlarının sağlığına dair bile erken tepki veremiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA