Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Küresel ölçekte, tüm iş dünyası, ister işveren tarafında, ister çalışan tarafında, 'uzaktan çalışma' başlığına yönelik köklü değerlendirmeler yapıyor. Kovid-19 öncesinde, 'uzaktan çalışma' dünya genelinde sempatiyle bakılmayan, işverenlerin 'verimlilik' kaybına sebep olacağından endişe ettikleri bir konu başlığı idi. Ancak, 'Kovid-19'la birlikte geçirilen 1.5 yıllık süre, şirketlere, işletmelere, düşündükleri gibi endişe verici bir tablo olmadığını gösterdiği gibi; tersine, pek çok halde, hayli verimli ve üretken bir çalışma hayatı olabileceğini de kanıtladı. Bununla birlikte, aşılama sürecinin hızına ve etkisine bağlı olarak, küresel pandeminin etkisinin azalacağına dair umutların gündeme geldiği bir süreçte, gerek işveren, gerekse de çalışan tarafı, 'süresiz' devam etmesi halinde, 'uzaktan çalışma'nın 'ekip ruhu'nu, ve 'inovasyon'u öldürebileceği riskini daha fazla dillendirmeye de başlamış durumdalar.
Finans sektörü, doğal olarak, tüm ekibin haftanın 5 günü bir an önce işyerine dönmesi taraftarı iken, teknoloji alanına yoğunlaşmış inovatif şirketler çalışanlarının yarı işe gelip, yarı uzaktan çalışmaları taraftarılar. Ama, en 'inovatif' ağırlıklı şirketler dahi, çalışanlarının tümüyle uzaktan erişimle çalışmalarına taraftar değil. Küresel pandemi etkisini kaybettikten sonra, 'hibrid', yani şirketlerin, firmaların çalışanlarına, çalışanının çeşitli kişisel ve ailevi özellikleri nedeniyle esnek bir çalışma hayatı sunması beklentisi ağırlık kazanmış durumda. ABD'de, 50 bin çalışma çağındaki kişiyle yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, bu noktada önemli ipuçlarına işaret ediyor.
Geçtiğimiz haziran ayında yapılan ankette, araştırmaya katılan deneklere 1 Ağustos itibariyle işveren haftanın 5 günü mesaiye iş yerine gelinecek şekilde geri dönülmesi çağrısı yapar ise, buna yönelik tepkilerinin ne olacağı sorulduğunda, yüzde 57.8'i 'tümüyle dönerim' yanıtı verir iken, yüzde 35.8'i 'haftada en az bir veya iki gün işten çalışmama izin veren bir iş bulana kadar, ister istemez işe dönerim' diye yanıt vermiş. Yüzde 6.4 gibi küçümsenemeyecek bir orandaki çalışan ise 'iş bulmayı beklemeden, işverenden beni kovmasını isterim' demiş. Yani, 50 bin kişinin yarıya yakın bir bölümü, artık iş hayatında en az 1 veya 2 günü evden çalışarak geçirmek istediği mesajı veriyor. Anketin 2. sorusu daha da ilginç; 'aynı koşulları barındıran; bununla birlikte haftada 2 veya 3 gün evden çalışma imkânı veren yeni bir işi kabul eder misiniz?'. Ankete katılan 50 bin kişinin yüzde 55.9'u, aynı özlük haklarına sahip, ayrıca haftada 2-3 gün evden çalışma hakkı da veren yeni bir işi hemen kabul edeceklerini belirtmiş. Yüzde 33.2'si ise 'fark etmez' diye yanıtlamış. Yüzde 10.9'u ise, tersine, 'evden çalışmayı arzu etmeyeceğini' belirtmiş. Bu oranlar, her ne olursa olsun, önümüzdeki dönemde Amerikan şirketlerinin gözden çok fazla uzak tutabilecekleri cevaplar değilmiş gibi gözüküyor.
Anket ve araştırmanın son detayı daha da ilginç. Ankete katılanlara, Mayıs 2020-Haziran 2021 dönemi arasında, '2022 veya sonrasında, küresel pandemi tümüyle bittiğinde dahi, hala haftada kaç gün evden çalışmak isterseniz' sorusuna, mayıs 2020'deki ilk cevap 2.1 güne yakın. Haziran 2021 için ise aynı cevap '2.3 gün'. İşveren tarafında ise, yine ilginçtir, aynı soruya mayıs 2020'de verilen cevap '0.8 gün'. Ekim 2020'de '1.2 gün'e çıkan cevap, Ocak 2021'de '1.1 gün'e indikten sonra, Haziran 2021'deki son ankette '1.3 gün'e çıkıyor. Yani, ABD'de işveren tarafı da, pandemi sonrasında bile, haftada en az 1 veya 2 gün çalışanlarının evden çalışmasına izin vermesi gerektiğinin farkında gözüküyor. Bakalım, bu küresel olağanüstü dönem sonrasında iş yaşamı yeniden nasıl şekillenecek?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA